İçerdekiler

İçerdekiler filminde Tutuklu Öğretmen ve Komiser

6.5 out of 10 stars (6,5 / 10)
İçerdekiler filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

İÇERDEKİLER | Yönetmen: Hüseyin Karabey / Senarist: Hüseyin Karabey / Oyuncular: Caner Cindoruk (Tutuklu Öğretmen), Settar Tanrıöğen (Komiser), Gizem Soysaldı (Tutuklu Öğretmenin Baldızı) / Türkiye / 2019 / Renkli / 108´ 

Sinopsis:

İçerdekiler, darbe döneminde gözaltına alınıp sorgulanan bir öğretmenin hikayesini konu ediyor. Darbe döneminde iktidarın söylemine karşı bildiri dağıtan bir öğretmen gözaltına alınır. Öğretmenin gözaltında tutulduğu sürede kimseyle görüşmesine izin verilmez. Üstelik hakkında herhangi bir tutuklama kararı çıkmadan, siyasi şube baş komiseri tarafından 185 gün boyunca sorgulanır. Baskı altında sorgulanan ve büyük bir psikolojik savaşa maruz kalan öğretmen, karısı ile görüşme şansı yakaladığında kendisini bambaşka bir durumun içerisinde bulur. Usta yazar ve şair Melih Cevdet Anday’ın aynı isimli yapıtının sinemaya uyarlanması olan “İçerdekiler” filminin yönetmenliğini ve senaristliğini Hüseyin Karabey üstleniyor. Caner Cindoruk, Settar Tanrıöğen ve Gizem Soysaldı’nın başrolünü paylaştığı filmde ayrıca Feyyaz Duman, Görkem Mertöz, Gürsü Gür, Melek Ceylan da rol alıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Rexx sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Senaryo ve diyaloglar başarılı. Bu başarıda Melih Cevdet Anday’ın aynı isimli yapıtından uyarlanmış olmanın katkısı büyük.
  • Tek mekanda geçiyor olmasına karşın seyirciyi odağında tutmayı başarıyor film.
  • Filmin ilk bölümündeki komiserin sorgulayan rolünü ikinci bölümde öğretmen üstleniyor.
  • Öğretmenin annesi ile ilgili anlattığı hikaye bizi pek bir yere götürmüyor sanki.
  • Komiser ile tutuklu öğretmen arasındaki iletişim/gerilim “Küf | Mold” (Yönetmen: Ali Aydın) filminde Komiser (Muhammet Uzuner) ile kayıp oğlunu arayan Basri (Ercan Kesal) arasındaki sahneleri hatırlatır. O filmle ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki değerlendirme yazısına buradan erişebilirsiniz.

İçerdekiler Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

    • Bulunamadı.

Ben O Değilim

image

Filmin Künyesi:

BEN O DEĞİLİM | I AM NOT HIM  | Yönetmen:  Tayfun Pirselimoğlu / Oyuncular:  Ercan Kesal (Ercan / Necip), Maryam Zaree (Ayşe / Asiye), Rıza Akın  / Türkiye / 2013 / Renkli / 129´

Sinopsis:

Sen neysen osun, ta ki başka birisi olana dek… Onun da bir bedeli var, tabii.”
Festivalde en son Saç (2010) filmiyle Altın Lale En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini kazanan Tayfun Pirselimoğlu, yeni filmi Ben O Değilim’de kimlik değiştirmeye çalışan bir adamın hikâyesini anlatıyor. Nihat, bir hastanenin yemekhanesinde çalışan orta yaşlarda birisidir. Aynı yerde işe yeni başlayan Ayşe’nin aşikâr ilgisi karşısında bocalar ve sonunda onun daveti üzerine evine gider. Orada tuhaf bir sürprizle karşılaşacak ve hayatı tamamen değişecektir. “Biriyken başkası olma, ‘öteki’ haline gelme konusu hep ilgimi çekmiş, yaptığım işlere bir yerlerinden sızmıştır. Ben O Değilim ise tamamen bunun üzerine kurulu bir hikâye; farklı okumalarla değişik menzillere ulaşabilecek bir yapısı var.” –Tayfun Pirselimoğlu

Artılar

  • Maryam Zaree oldukça başarılı bir oyunculuk sergilemiş.
  • Senaryoyu çok başarılı buldum. Sürprizli bir şekilde ilerleyen hikaye filmin sonunda bizleri daha da şaşırttı.
  • Filmin güçlü yanlarından biri de mizahi olmaya çalışmadan kendi mizahını üretmesi.

Eksiler

  • Ayşe’nin ölümünden sonra, Ercan’ın hala Ayşe’nin gerçek kocası Necip’in yerine geçmeye devam etmesini çok anlamlandıramadım.
  • Ayşe’nin denize gitme isteğinin, normal şekilde sahilde/plajda denize girmek yerine direkt olarak kayıkla denizin ortasına açılarak yerine getirilmesi önden bir iki sahne ile bağlansan nedensellik ilişkisi anlamında daha iyi olabilirdi.
  • Ayşe’nin daha ilk konuşmalarında Ercan’ı yemeğe davet etmesi ve Ercan’ın da bu davete gitmesi inandırıcılık anlamında kafada soru işaretleri bırakıyor.

Keşif

  • Ercan Kesal’in de oyunculuğu iyiydi ama bende nedense daha önce oynadığı “Küf” (Yönetmen: Ali Aydın) ve “Yozgat Blues” (Yönetmen: Mahmut Fazıl Coşkun) filmlerindeki oyunculuklarının bir tekrarı, bileşkesi gibi geldi bana.
  • Ercan’ın patates soyma şekli bana “Bizimkiler” (Yönetmen: Yalçın Yelence, Senaryo: Umur Bugay) dizisinde “Yönetici Sabri’nin” (Mehmet Akan) eşi “Ayla Hanım’ın” (Meral Çetinkaya) patates soyuşunu hatırlattı.
  • Ercan’ın filmde yemek masalarındaki oturma biçimlerindeki devamlılık dikkat çekiciydi. Ercan, hem kendi evinde, hem Ayşe’nin ve Asiye’nin evlerinde hep masanın sol ucunda oturuyor.
  • Başkasının evinde yaşama ve o hayata müdahil olma gibi öğeler açısından bu film bana “Evde” (Yönetmen: François Ozon) filmini hatırlattı.
  • Ayşe’nin Ercan’ı hapisteki kocası Necip’e benzemesi nedeniyle hayatına dahil etmesi; aynı şekilde Ercan’ın Asiye’yi ölen Ayşe’ye benzemesi nedeniyle hayatına dahil etmesi çok güzel bir hikaye kurgusuydu.
  • Ercan’ın hem Ayşe hem de Asiye ile beraberken divanın/kanepenin üzerinde yan yana oturdukları sırada verdikleri resim adeta bir fotoğraf gibiydi. O karelerde aslında onlar kendileri olarak değil olmak istedikleri insanlar olarak yer alıyordu belki de.
  • Tayfun Pirselimoğlu’nun hem bu filminde hem de izlediğim bir önceki “Saç” filminde ev içi mekanlarda daraltılmış yapı kullanmaya çalışması dikkatimi çekti.
  • Ercan’ı gemide çalıştığı sırada iki sütunun arasında sıkışmış bir şekilde gösteriyor kamera bize. Benzer şekilde kamera Ercan’ı bize Asiye’nin evinde kanepede otururken karşı açıdan ufacık odada dev gibi gösteriyor. Bu sahnelerde bir hapishane havası ya da ortamı sezinledim. Ki filmin sonunda da Ercan büyük ihtimalle hapishaneye gidiyor.
  • Kayıkla denize açılma sonrası Ayşe’nin ölmesi ve sonrasında Ercan’ın İzmir’de Ayşe’ye tıpatıp benzeyen Asiye’ye rastlaması bana “Bitirimler Sınıfı” (Yönetmen: Ülkü Erakalın) filminde “Selma Öğretmen” (Perihan Savaş) ve öğrencilerinin bir yaz kampında başlarından geçen cinayet olayını anımsattı.
  • Yönetmen, aslında hepimiz birbirimize benzeriz mi demek istiyor acaba?
  • Hem Ayşe hem de Asiye’nin Ercan ile tanıştıkları sırada kocalarının hapiste olmasını dikkate değer budum.
  • Ayşe’nin ölümünden sonra Ercan’ın Necip olmaya devam etmesi, içine girdiği bir şok nedeniyle olabilir mi diye düşündüm.
  • İlk ve ikinci nezarethane sahnelerindeki yaşanan olayların benzerliği ve kullanılan sinema dili iyi bir uygulamaydı.
  • Kahvehanede Ercan’ın Necip olarak tanındığı ve onun da bozuntuya vermediği sahne güzeldi.
  • Ercan’ın cinsel açlığını giderişindeki haşinliği “Kavşak” (Yönetmen: Selim Demirdelen) filmindeki “Güven” (Güven Kıraç) karakterine benzettim. Kim bilir belki Ercan’ın da geçmişinde hayatını değiştiren bir “kavşak” vardır.

Öylesine

  • “Ben, Kendim ve Eşim”
  • “Benzemek soğuk yenen bir yemektir.”
  • “Benzemez Kimse Sana”
  • “Ben o değilim. Ne olacak ki?”

Sen Aydınlatırsın Geceyi

image

Filmin Künyesi:

SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ | Yönetmen: Onur Ünlü / Oyuncular: Ali Atay, Demet Evgar, Damla Sönmez, Ercan Kesal, Ezgi Mola, Serkan Keskin, Nadir Sarıbacak, Ahmet Mümtaz Taylan, Cengiz Bozkurt, Tansu Biçer, Kaan Yılmaz, Derya Alabora / Türkiye / 2013 / DCP / Siyah-Beyaz / 107´

Sinopsis:
Sen Aydınlatırsın Geceyi birtakım olağanüstü özellikleri olan kasabalıların olağan sıkıntıları, endişeleri ve dertlerini anlatır. Küçük bir Anadolu kasabasında hayat kendi halinde akmaktadır; yan hakemlik yapan Cemal maçları yönetmekte, Yasemin yumurta fabrikasında çalışmakta, Defne kasabadaki tezgâhında kitap satmakta, Doktor İrfan hastalarıyla uğraşmaktadır. Göğünde iki güneşi, üç dolunayı olan bu kasabada duvarların arkasını görebilen Cemal´in hayattan bir beklentisi kalmamıştır. Üstüne çöken sıkıntıyla baş etmeye çalışırken nesneleri parmağıyla oynatabilen Yasemin de kendine bir çıkış yolu arar. Fakat zamanı durdurabilen Defne bir süre sonra işlerin karışmasına sebep olacak, Yasemin´in ölümsüz patronu da Cemal´in endişelerini gidermeye çalışan görünmez ilkokul öğretmeninin tavsiyelerini boşa çıkartacak şeyler yapacaktır. “Film, karakterlerin özelliklerini ‘süper güç´, karakterleri de ‘süper kahraman´ olarak tanımlamıyor, dünya böyle olsa dahi insanın özünün aynı kalacağını iddia ediyor; dertlerin, sıkıntıların, endişelerin değişmeyeceğini. Bu yüzden de Euripides´in ‘İnsan endişeden yaratılmıştır´ sözüyle açılıyor.” – Onur Ünlü

Artılar

  • Oyunculuklar oldukça başarılı.
  • Filmin genelinde kullanılan Khaled Mouzanar’ın “Mreyte Ya Mreyte” şarkısı güzel bir seçim olmuş.

Eksiler

  • Filmin genelinde şarkı yer alan bölümler sanki biraz fazla olmuş gibi geldi bana.

Keşif

  • Filmdeki başrol “Cemal” (Ali Atay) karakteri “Gölgesizler” (Yön: Ümit Ünal) filmindeki “Berber” (Taner Birsel) karakterini anımsattı.
  • Bağ evindeki bir sahnede Cemal’in Orhan Gencebay – Ferdi Tayfur kıyaslaması yaptığı sahne güzeldi.
  • Filmdeki olaylara ilişkin kilit sahnelerde karakterlerin kendi geçmişlerinden bahsederken görüntünün arka planındaki küçük ekranda aslında yalan söylediklerini görüyor olmamız ilginç bir uygulama olmuş.
  • Cemal ile Yasemin’in (Demet Evgar) çay bahçesindeki ilk buluşma sahnesi oldukça keyifli.
  • Filmin sonlarına doğru bir sahnede Cemal’in en yakın arkadaşı tarafından vurulmaya çalışıldığı sahne “Başka Semtin Çocukları” (Yön: Aydın Bulut) filminde “Veysel” (İsmail Hacıoğlu) ile onu vuran en yakın arkadaşı “Simo” (Volga Sorgu Tekinoğlu) arasındaki ilişkiyi hatırlattı.

Öylesine

  • Cemal için Ajda Pekkan’dan geliyor: “Dünya Dönüyor”
  • “Cemal Bey ve Kasabasının Aşırı Acıklı Hikayesi”.
  • “Bir Döngünün Peşinde”.