40 Günlük Sessizlik

image

Filmin Künyesi:

40 GÜNLÜK SESSİZLİK | CHILLA | 40 DAYS OF SILENCE | Yönetmen: Saodat Ismailova / Senarist: Saodat Ismailova, Ulugbek Sadikov / Oyuncular: Rukhshona Sattarova (Bibicha), Barohat Shukurova (Khamida), Saodat Rahimova (Bibi Soadat), Farida Olimova (Sharifa) / Özbekistan / 2014 / Renkli / 88´

Sinopsis:

Chilla, Özbekistan taşrasında göz alıcı dağlarla çevrili, ücra bir yerde yaşayan bir aileyi gözlemler. Bu anaerkil evde, nedensiz bir şekilde hiç erkek yoktur. Filmin dört kadın karakteri de kendilerini öyle ya da böyle hayatlarının dönüm noktalarında bulurlar. Yönetmen Ismailova olağanüstü mahrem bir kadın dünyasına düşünsel bir bakışla yaklaşıyor. Chilla, birbirine sıkı sıkıya bağlı dört bireyin bir portresi olmakla birlikte her bireyin kendi başlarına kendi kimliklerini kurmaları sürecini de izliyor. İrade yoluyla insanın kendini bulmasına dair bir gösterge olan Chilla, titizlikle kurgulanmış sürükleyici bir görsel dünya sunuyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Vasatın altı bir film olarak değerlendirdim.
  • Minimal bir film çekilmeye çalışılmış fakat etkisi de minimal olmuş.
  • “Bibicha’nın Kutusu”
  • Filmde gördüğümüz keçiler Bibicha’nın sesi oluyor belki de. Evdeki sofradan yemek yiyen, ormanda çalılar ile oynayan o keçiler.

Yeminli Bakire

image

Filmin Künyesi:

YEMİNLİ BAKİRE | VERGINE GIURATA | Yönetmen: Laura Bispuri / Senarist: Laura Bispuri, Francesca Manieri / Oyuncular: Alba Rohrwacher (Hana / Mark), Emily Ferratello (Jonida), Lars Eidinger (Bernhard) / Arnavutluk / 2015 / Renkli / 84´

Sinopsis:

Yönetmen Laura Bispuri bu ilk uzun metrajlı filminde toplumsal cinsiyet rolleri meselesine Arnavutluk’un yeminli bakirelik geleneği üzerinden yaklaşıyor. Arnavutluk’un küçük bir dağ köyünde yaşayan Hana, parçası olduğu topluluğun kadınlara dayattığı ikinci sınıf rolü kabullenmeyerek yeminli bakire olarak yaşamaya karar verir. Bundan böyle, adı Mark olacaktır ve ömür boyu bakire kalmak şartıyla içki içmeye, silah kullanmaya, avlanmaya, kısacası bir erkek gibi yaşamaya hak kazanacaktır. Yıllarca bu şekilde yaşayan Mark daha fazla dayanamayarak İtalya’daki kızkardeşinin yanına gittiğinde, hem modern dünyaya ayak uydurma hem de yeniden Hana olma mücadelesi başlar. Diyaloglardan çok görsel anlatıma ağırlık veren, belgeseli andıran kamera hareketleri ve açılarıyla izleyiciyi içine alan bu etkileyici yapım dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapmıştı.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Yürüyen merdivende sadece Hana’nın yer aldığı sahne güzeldi.
  • Arnavutluk’ta geçen bölümlerdeki görsel atmosfer güzeldi.
  • “Erkek Hana”