Afife Jale

image

Filmin Künyesi:

AFİFE JALE | Yönetmen: Şahin Kaygun / Oyuncular: Müjde Ar (Afife Jale), Tarık Tarcan (Ziya), Macit Koper (Afife’nin Babası), Alev Sezer (Selahattin Pınar), Gülsen Tuncer (Afife’nin Annesi), Şahika Tekand (Seniha Tepsi) / Türkiye / 1987 / Renkli / 89´

Sinopsis:

Türk, Müslüman kadınlarının sahneye çıkma yasağı olduğu Osmanlı döneminde Afife Jale, sahneye çıkmayı başarmış ilk tiyatro oyuncusudur. Ama sahne ömrü uzun sürmez; çevresinin, devlet otoriterlerinin karşı çıkmaları sonucu sahneden indirilecektir. Tüm zorluklara rağmen mesleğine devam etmek istese de, yoğun baskılar ve yaşadığı ilişkiler sonucu ruh sağlığı bozulur ve yaşamının geri kalanını akıl hastanesinde geçirmek zorunda kalır. Osmanlı dönemi baskıcı rejiminin toplum üzerindeki etkilerine gerçek bir hayat hikayesi üzerinden değinen drama, Şahin Kaygun’un ilk yönetmenlik deneyimidir.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern’in sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Bir ilk film olarak oldukça başarılı.
  • Müjde Ar çok başarılı bir oyunculuk sergilemiş.
  • Diyalogların edebi yönü çok başarılı. Senaryoya (Selim İleri, Nezihe Araz) edebiyatçı eli değdiği hissediliyor.
  • Sanat yönetimi başarılı.
  • Oyuncu kadrosu başarılı seçilmiş.

Eksiler

  • Filmin görsel atmosferi kimi yerlerde çok karanlıktı. Belki biraz daha ışık kullanılabilirdi o bölümlerde.
  • Afife’nin, ablasının evinden kaçma sahnesi ve sonraki takip kısımlarında biraz kopukluk olmuş.

Keşif

  • Dönemi için aykırı bir kadın sanatçı hikayesi olması anlamında film bana “Violette” (Yönetmen: Martin Provost) filmini hatırlattı.
  • Afife Jale ve Selahattin Pınar birlikteliği pek güzelmiş. Biri sahnede içli oynuyor diğeri ise sahnede içli söylüyor.
  • Filmde bahsi de geçen güzel bir Selahattin Pınar bestesi: “Gözünün Rengini Sordum Kara Sevda Dediler”
  • Filmden pek güzel bir replik: “Mizaçlarımız çarpışıyor, sevgimiz değil”
  • Afife ile Ziya’nın karşılıklı oynadığı birçok sahnede kamera onları uzaktan çekiyor. Ve perdeye yansıyanlar sanki bir tabloya dönüşüyor.
  • Filmden güzel bir replik daha: “Bu ev de bana benziyor, hazin bir dekor gibi”
  • Selahattin Pınar’ın, misafiri ile meşk yaparken Afife’den cacık yapmasını istemesi; Afife’nin soğan doğrarken ayrılmak istemeye karar vermesi hayatın gerçeklerine dokunur gibiydi biraz : )
  • Afife’nin film boyunca kurduğu cümlelerdeki o garip hava, derinlik sanki  hayatı boyunca bir tiyatro oyununda yer alıyormuş hissi veriyor.
  • Filmden bir replik : “Hep drama oynamak isterdim oysa şimdi her akşam komedi oynuyorum hayatım drama”
  • Tarık Tarcan filmde çok fazla gözükmese de önemli bir katkı sağlamış.
  • Müjde Ar’ın siması, duruşu kimi sahnelerde ünlü ressam Frida Kahlo’ya çok benziyor.
  • Bir dönem filmi olmasının da etkisiyle geçmişle ilgili güzel ayrıntılar veriyor film.
  • Mezarlığın yanından geçilen bir sahnede Afife Jale tiyatro oynaması ile ilgili önüne çıkan engellerden mütevellit duygularla şöyle diyor: “Ölüler bile daha az korkutucudur” 

Öylesine

  • “İki Reddedilmiş Bir Olursa Tiyatro Seyran Olur”

9 Ay Hapis

image

Filmin Künyesi:

9 AY HAPİS | 9 MOIS FERME| 9 MONTH STRETCH  | Yönetmen:  Albert Dupontel  / Oyuncular:  Sandrine Kiberlain (Ariane Felder), Albert Dupontel (Bob Nolan), Nicolas Marié (Maître Trolos), Philippe Uchan (De Bernard), Philippe Duquesne (Dr. Toulate), Bouli Lanners (Policier), Gilles Gaston-Dreyfus (M. De Lime)  / Fransa / 2013 / Renkli / 82´

Sinopsis:

Ariane Felder hamile! Katı ahlaki ilkelere bağlı genç bir hâkim ve çelik gibi bir genç kadın olduğu için, Ariane’ın hamile olduğuna inanmak güç tabii. Ama olayın iyice akıl almaz tarafı şu ki, babalık testi sonucunda babanın Bob Nolan olduğu ortaya çıktı. Yani, korkunç bir suçun yegâne şüphelisi! Bu olayla ilgili hiçbir şey anımsamayan anne adayı Ariane, başına neler geldiğini ve yarının nelere gebe olduğunu çözmeye çalışıyor. Tüm rollerde Fransa’nın en büyük oyuncularını ve hatta arada Terry Gilliam, Gaspar Noé ve Jean Dujardin’in yüzünü gördüğümüz bu kara komedi, izleyen herkesi yaratıcı görselliğiyle de memnun edecek.

Artılar

  • Sandrine Kiberlain ve Albert Dupontel oldukça başarılı bir oyunculuk sergilemişler.
  • Haber bültenlerinde işitme engelliler için çeviri yapan karakter rolünde  Jean Dujardin oldukça olumlu katkı yapıyor filme.
  • Filmin görsel atmosferi ve uygulamaları başarılı.

Eksiler

  • Bob’un hapisten kaçması ve Ariane’in evine rahatlıkla girmesi çok basit olarak aktarılmış.

Keşif

  • İstanbul Film Festivali’nde “ANTİDEPRESAN” bölümü altında gösterilen bu film gerçekten de temasına uygun bir zaman geçirmeyi vaat ediyor.
  • Sandrine Kiberlain’i yine bu festivalde izlediğim “Violette” (Yönetmen: Martin Provost) filminde “Simone de Beauvoir” ve “Riley’nin Hayatı” (Yönetmen: Alain Resnais) filminde “Monica” rollerinde de çok beğenmiştim.
  • Sakar hakim rolündeki karakterin bu özelliğinin filmin başından sonuna kadar sürdürülmesi iyi bir devamlılık olmuş.
  • Göz yeme olayı ile ilgili Ariane ve Bob’un beyin fırtınası yaptığı ve hayali canlandırmaların olduğu bölümler güzeldi.
  • Filmi izlerken yer yer “Olacak O Kadar” (Levent Kırca ve Oya Başar) skeçlerini hatırladım.
  • Peltek avukatın Bob’un savunmasını yaptığı duruşma sahnesi çok komikti.
  • Bob’un matematikteki başarısızlığı bana “Bizimkiler” (Yalçın Yelence, Umur Bugay, Bugay Yapım) dizisinde “Davut Usta”nın (Selçuk Uluergüven) yeğeni “Galip” (Mehmet Gülerbaşlı) karakterini anımsattı.
  • Ariane’in Noel gecesinde sarhoş halde yaptıklarını kamera kaydından izlediğimiz sahneler eğlendiriciydi.

Öylesine

  • Bulunamadı.