Tophaneli Ahmet: Bir Aşk Hikayesi

image

Filmin Künyesi:

TOPHANELİ AHMET: BİR AŞK HİKAYESİ | Yönetmen: Sırrı Gültekin / Oyuncular: Kadir İnanır (Tophaneli Ahmet), Münir Özkul (Abdi), Nükhet Egeli, Melek Görgün, Suna Pekuysal / Türkiye / 1971 / Siyah-Beyaz / 87´

Sinopsis:

Taksi şoförlüğü yapan Tophaneli Ahmet, rüyasında gördüğü Hülya’ya aşk olur. Tesadüf eseri abisinin tamir ettiği lüks arabalardan biriyle gezintiye çıktıkları gün, hayallerindeki kadını bularak Hülya ile gerçekten tanışır ve aşık olur. Ancak Hülya, kendini inşaatçı zengin bir iş adamı olarak tanıtan bir sahtekarla evlenmek üzeredir. Hülya’ya gerçekten aşık, fakir genç Ahmet ile sahtekar damat adayı arasında heyecan dolu bir çekişme yaşanacaktır. 1970’ler İstanbulu’nun sahil ve adalarının yanı sıra, Sultanahmet Meydanı ve Rumeli Hisarı gibi birçok tarihi yeri görme şansı bulacağınız film, eğlenceli bir romantik komedi.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyunculuklar genel olarak başarılı ve samimi.

Eksiler

  • Genel anlamda dağınık bir film olmuş.
  • Ali Şen ve Mürüvvet Sim’in sahneleri çok etkisiz kalmış filmde.
  • Müzik kullanımı başarısız olmuş.

Keşif

  • Kadir İnanır’ın oyunculuğu henüz toy.
  • Abdi’nin film boyunca kasketini kafasından çıkarmaması deliliğinden ötürü olarak da okunabilir.
  • Evdeki partide geçen sahnelerde kameranın bakışlara doğru yaptığı çekimler etkiliydi.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Kuzu

image

Filmin Künyesi:

KUZU | Yönetmen: Kutluğ Ataman / Oyuncular: Nesrin Cavadzade (Medine), Cahit Gök (İsmail), Mert Taştan (Mert), Nursel Köse (Safiye) / Türkiye / 2015 / Renkli / 87´

Sinopsis:

Doğu Anadolu’da bir köyde yaşayan 27 yaşındaki Medine, beş yaşındaki oğlu Mert’in sünneti şerefine vereceği yemek için kuzu kesmek zorundadır. Ne var ki gerekli olan parayı bir türlü denkleştiremez. Bütün aile bir olup çalışması gerektiğini söyleyen Medine’nin bu halleri kocası İsmail’i endişelendirmektedir. Mert’in ablası Vicdan ise tüm ilginin Mert’e geçmiş olmasından dolayı kıskançlık nöbetleri geçirirken, Mert’i eğer kuzu bulamazlarsa kendini kurban edeceklerine inandırır. Öte yandan İsmail mezbahada bir iş bulur ve parayı denkleştirme umudu doğar. Ancak İsmail’in arkadaşları tarafından baştan çıkarılması işleri zorlaştırır. İsmail’in güçsüzlüğü, Medine’nin ısrarları ve Mert’in hayalleri aynı şeyi işaret etmektedir, ancak sonunda Medine’nin hiç de tahmin etmedikleri bir yerden yardım istemesi gerekecektir.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Film genel anlamda vasat olmakla birlikte kimi bölümlerinin hatırına görülmeye değer.
  • Kadın oyuncuların performansı oldukça başarılı.
  • Finaldeki sürprizli oyun oldukça iyi bir uygulamaydı.

Eksiler

  • Kaliteli bir oyuncu kadrosu olmasına rağmen film bunu iyi değerlendirememiş.
  • Senaryonun bütünlüğünde sıkıntılar var. Olay devamlılığı ve ilerleyiş iyi kotarılamamış.

Keşif

  • Baba karakterinde de bir kuzuluk var. Özellikle hem eşinin yanında hem de pavyondaki şarkıcı kadının yanında kuzu gibi davranıyor.
  • Küçük bir çocuğa ve az da olsa onun değişimine odaklanması açısından film “Sivas”  (Yönetmen: Kaan Müjdeci) filmini hatırıma getirdi. “Sivas” filminde ortam daha hareketli iken bu filmde ortam daha yumuşak.
  • Biraz fantastik biraz da masalsı bir film olmuş.
  • Filmin absürt yanı Onur Ünlü filmlerini anımsattı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Ölümsüz Aşk

image

Filmin Künyesi:

ÖLÜMSÜZ AŞK | THE AGE OF ADALINE | Yönetmen: Lee Toland Krieger / Oyuncular: Blake Lively (Adaline Bowman), Michiel Huisman (Ellis Jones), Harrison Ford (William Jones) / ABD / 2015 / Renkli/ 113´

Sinopsis:

Bir çağ değişirken doğmuş olan Adaline Bowman, geçirdiği bir kaza sonucu hiç yaşlanmamakla ‘ödüllendirilir’. 29 yaşında yaşlanmamaya başlar ve yıllar boyunca insanlardan mümkün olduğunca uzak, izole bir hayat sürmek zorunda kalır. Bu süreçte dünyanın sıradışı değişimine de tek başına tanık olur ve bunun zorluğunu tek başına atlatmayı başarır. Bu yalnızlık karizmatik Ellis Jones ile tanışına kadar sürer… Ellis Jones, Adaline’e hayatı gerçek anlamda yaşamanın nasıl bir his olduğunu hatırlatacak, bir adım daha ötesine geçerek gerçek aşkı yaşamasını sağlayacaktır. Adaline, genç adamın ailesiyle geçireceği bir hafta sonunda yine sırrının ifşa olması tehlikesini yaşayınca hayatını sonsuza dek değiştirecek bir karar verir…

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Blake Lively’nin oyunculuğu başarılı.

Eksiler

  • Hikaye örgüsü çok iyi kurulamamış.
  • Adaline ile annesi arasındaki ilişki geçişleri çok keskin olmuş.

Keşif

  • Genel anlamda vasat bir film olmuş.
  • Adaline ilk kaza ile yaşlılığı kaybediyor ikinci kaza ile yaşlılığı buluyor. Hafıza kaybını geri kazanma gibi bir şey.
  • Filmin sonunda Adaline saçındaki beyazı görünce seviniyor. Güzel bir fikir olmuş.

Öylesine

  • Ölümsüz aşklar var da, ölmeyen aşık var mı?

Bakir Dev

image

Filmin Künyesi:

BAKİR DEV | VIRGIN MOUNTAIN | FÚSİ | Yönetmen: Dagur Kári / Oyuncular: Gunnar Jónsson (Fúsi), İlmur Kristjánsdóttir (Sjöfn), Sigurjón Kjartansson (Mörður) / İzlanda / 2014 / Renkli / 94´

Sinopsis:

Berlin Film Festivali’nde özel gala gösteriminde prömiyerini gerçekleştiren filmin yönetmeni Dagur Kári, altı yıl sonra tam anlamıyla dağ gibi, 43 yaşındaki bir adamın sıcak hikayesi ile sinemaya döndü. Halen annesiyle yaşamakta olan ve yetişkin hayatına tam olarak adapte olmamış Fusi’nin rutini, enerji dolu bir kadın ve sekiz yaşında bir kız çocuğu beklenmedik bir anda hayatına girmesiyle değişir. Gunnar Johnsson’un etkileyici ve ödüllü performansıyla hayat bulan kahramanımızın aşık olmasıyla birlikte henüz keşfetmediği potansiyeli de ortaya çıkacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmin konusu/hikayesi yeni olmasa da eli yüzü düzgün bir iş ortaya çıkmış.
  • Gunnar Jónsson’un oyunculuğu başarılı.

Eksiler

  • Sjöfn’nin depresyona girmesine ilişkin öykü zemini iyi hazırlanamamış.

Keşif

  • Film komedi yapmaya çalışmadan güldürmeyi başarıyor zaman zaman.

Öylesine

  • “Tanklar Kimin İçin Çarpışıyor” 

Tepecik Hayal Okulu

image

Filmin Künyesi:

TEPECİK HAYAL OKULU | Yönetmen: Güliz Sağlam / Oyuncular: Belgesel bir film / Türkiye / 2014 / Renkli / 55´

Sinopsis:

Yaşadığı her anı görsellikle tasvir etme tutkusu, sinemayla büyülenmiş birine tüm yapım zorluklarıyla, engellerle mücadele etme gücü verebilir mi?
Birbirinden özgün ve yaratıcı kısa filmleri ve tek uzun metraj filmi ‘Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ la tanınan, Ahmet Uluçay, bundan on iki yıl önce beynindeki tümörle tanışır ve onu aldırmak için ilk ameliyatını olur. Bu film, Uluçay’ın düşle gerçek arasında gidip gelen yaşamına paralel biçimde hastane koridorlarının yarı karanlığından köye, çocukluğa, düşlere, bir sinema tutkununun dünyasına taşır bizi.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda belgeseli beğendim. Önemli ve fantastik bir kişilik olan Ahmet Uluçay’dan kalan güzel bir hatıra olmuş.

Eksiler

  • Filmlerinden belki biraz daha fazla kareler gösterilse iyi olabilirdi.
  • Belgeselde keşke sinema dünyasının içinden duayen birileri de yer alsaydı.

Keşif

  • Ahmet Uluçay’ın köyündeki, ailesindeki yakınlarının Tarkosvski, Bergman, Antonioni vb. hakkında bir şeyler söylüyor/paylaşıyor olmaları pek hoş ve şaşırtıcıydı.
  • Film isimleri bile Ahmet Uluçay’ın fantastik dünyasını anlatmaya yetiyor.

Öylesine

  • Tepecik Hasat Okulu

Toz Ruhu

image

Filmin Künyesi:

TOZ RUHU | Yönetmen: Nesimi Yetik / Oyuncular: Tansu Biçer (Metin), Ertuğrul Aytaç Uşun (Ümit), Selin Yeninci (Neslihan), Aytaç Arman (Avni), Nihal G. Koldaş (Suzan), Settar Tanrıöğen (Fahrettin) / Türkiye / 2015 / Renkli / 95´

Sinopsis:

Metin, İstanbul’da yaşayan bir erkek gündelikçidir. Kendi halinde, mutlu bir dünyası vardır. Arabesk müzik tutkunudur, şarkılar besteler. Metin’in küçük dünyası ilk olarak İstanbul’a asker olarak gelen yeğeni Ümit’in ziyaretiyle değişir. Ama dünyasının asıl sarsılışı müşterisi Suzan Hanım’ın evinde birlikte çalıştıkları Neslihan’ın evine gelmesiyle olur. En nihayetinde Metin’in hayatına giren iki kişi de kendi yollarına doğru giderler. Metin yine küçük dünyasında, yalnızlığıyla başbaşa kalır. Bu sırada Metin’in hayatında ilginç bir gelişme olur, İstiklal Caddesi’ndeki kabininde şarkı söylediği televizyon programı onu konuk olarak çağırır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Tansu Biçer’in oyunculuğu başarılı.

Eksiler

  • Film, hikayenin karakterlerle beraber harmanlanmasında biraz sıkıntılar yaşıyor.

Keşif

  • Metin’de Başak burcunun özelliklerini görebiliriz: İşine sadık, düzenli, titiz ve biraz da çekingen.
  • Metin, kemerinin üzerinde cep telefonu yerine ses kaydedici taşıyan nevi şahsına münhasır bir kişilik. Diğer yandan Metin, yazdığı fantezi türü şarkılarda karşı cinsle olan hayallerini anlatıyor bir bakıma da.
  • Aytaç Arman’ı izlemek keyifliydi.
  • Metin, “Yozgat Blues” (Yönetmen: Mahmut Fazıl Coşkun) filmindeki Yavuz (Ercan Kesal) ile “Şimdiki Zaman” (Yönetmen: Belmin Söylemez) filmindeki Tayfun (Ozan Bilen) karakterlerinin bir karışımı gibi.
  • “Uzak” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filminde iki akraba arasındaki ilişki ne kadar uzaksa bu filmde bir o kadar yakın.

Öylesine

  • Metin sahne tozunu yutamıyor belki ama çamaşır tozu yutuvermiş olabilir.
  • Metin gömlek değiştirir gibi sevgili değil de sevgili değiştirir gibi gömlek değiştiriyor.

Beyaz, Beyaz Leylekler

image

Filmin Künyesi:

BEYAZ, BEYAZ LEYLEKLER | WHITE, WHITE STORKS| BELYE, BELYE AISTY | Yönetmen: Ali Hamroyev / Oyuncular: Lyutfi Sarymsakova, Sairam Isayeva, Bolot Bejshenaliyev, Khikmat Latypov, Mokhammed Rafikov / SSCB, Özbekistan / 1966 / Siyah-Beyaz/ 82´

Sinopsis:

Hamroyev, uluslararası başarı kazanan bu ilk filminde bozkır manzarasına ressamsı bir yaklaşım getirerek alameti farikası sayılan alışılmışın dışında ve isyankar kadınların rolü temasını işliyor. Beyaz Leylekler adlı kırsal kasabada geçen hikaye, evlilik dışı ilişki gibi tabu bir konuya değiniyor. Sağlam iradeli, evli ve çocuksuz bir kadın olan Malika, vaktini açıkça başka bir adamla geçirmekte ve bu adamla şefkatli bir bağa sahip gözükmektedir. İlişkinin gelişiminden daha da etkileyici olan şey ise Homrayev’in, gelenekle tanımlı, girift aile ilişkilerine dair verdiği ayrıntılar ve aralarında at üstünde oynanan şiddetli ve hızlı oyun Buzkaşi’nin de olduğu gelenekleri tasvir ediş biçimidir.

Not: Yukarıdaki paragraf Pera Müzesi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda kayda değer bir film olmuş.
  • Filmin “leylek” ile kurduğu tematik ilişkiyi başarılı buldum.
  • Senaryo oldukça samimi bir dille kaleme alınmış.

Eksiler

  • “Malika’nın kocası” karakteri tam bir yere oturtulamamış.
  • Köy hayatına dair özellikle “iş yapma” ya da “geçim kaynağı” gibi noktalarda yeterince bilgi verilmiyor.

Keşif

  • Leyleklerin akşam yemeğine gelip örtüye gagalarını uzatmaları ne de güzeldi.
  • At ile oynanan oyun ve düğün sahneleri ile Özbek kültürüne dair motifler aktarıldı.
  • Filmden bir replik: “Leylekler gece giderler. Yollarını yıldızlarla bulurlar.”
  • Leylekler atfedildiği gibi bebekleri değil de onların dünyaya gelmesine vesile olacak anne ve baba adaylarını mı bir araya getiriyor ya da buluşturuyor acaba : )
  • Kadınların ikinci planda kalmasına dair vurgulamalar iyi yapılmış.
  • Filmin müziklerinde Metin Erksan filmlerindeki müzik kullanım havası vardı.

Öylesine

  • “Postacının Beyaz Leylekleri”

Limonata

image

Filmin Künyesi:

LİMONATA | Yönetmen: Ali Atay / Oyuncular: Ertan Saban (Sakip), Serkan Keskin (Selim), Zekir Sipahi (Suat), Bedia Begovska (Anne), Funda Eryiğit (Nihal), Luran Ahmeti (Fuat), Selahattin Bilal (Ali Rıza) / Türkiye / 2015 / Renkli / 101´

Sinopsis:

Makedonya’da yaşayan Suat eski bir tır şoförüdür ve ölümcül bir hastalık nedeniyle yatağa düşer. Oğlu Sakip’i yanına çağırır ve ölmeden önceki tek arzusunu açıklar. Suat seneler önce İstanbul’da imam nikahı kıyarak bir kadınla evlenmiştir ve bu evlilikten bir çocuğu olmuştur. Ancak Suat bebekken terk ettiği bu çocuğu hiç görememiştir. Ölmeden önce tek dileği Selim adındaki ikinci çocuğunu bulup ondan helallik istemektir. Buna göre oğlu Sakip’ten İstanbul’a gidip kardeşini bulmasını ister. Sakip babasının emektar arabasına atlayıp elinde yalnızca kardeşinin adı ve eski bir adresle İstanbul yollarına düşer.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Bir ilk film olması anlamında vasatın az üstü olarak değerlendirilebilir.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Senaryo iyi bir şekilde biçimlendirilememiş.
  • Makedonca konuşmalar özellikle de Ertan Saban’ınki pek anlaşılamıyor.
  • Funda karakteri filmin hikaye örgüsüne çok çabuk dahil olup kayboluyor.

Keşif

  • Sakip’in “kardeş olmak” ile ilgili Selim’e yaşattığı “kendini sorgulama” onda herhangi bir değişim ile sonuçlanmıyor.
  • Mezarlıkta geçen sahneler Kuzey Avrupa filmlerindeki mizaha dair bir tat bıraktı izlerken.
  • Yanlış anlaşılmalar ve şivelerden dolayı gelişen komedi unsurları “Eyyvah Eyvah” (Yönetmen: Hakan Algül) filmini hatırlattı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Aşkın Dili

image

Filmin Künyesi:

AŞKIN DİLİ | GEMMA BOVERY| GEMMA BOVERY | Yönetmen: Anne Fontaine / Oyuncular: Gemma Arterton (Gemma Bovery), Fabrice Luchini (Martin Joubert), Jason Flemyng (Charlie Bovery), Niels Schneider (Hervé de Bressigny), Mel Raido (Patrick), Elsa Zylberstein (Wizzy) / Fransa / 2014 / Renkli / 99´

Sinopsis:

Posy Simmonds’ın aynı adlı resimli romanından uyarlanan Gemma Bovery, gerçek hayat ve edebiyatın iç içe geçtiği bir komedi drama. Bir edebiyat tutkunu olan ama özellikle de Flaubert’in Madame Bovary’sine bayılan Martin Joubert’in Normandiya’da küçük bir kasabadaki heyecansız hayatı, yeni komşuları sayesinde renklenir. Gemma ve Charles Bovery adındaki bu İngiliz çift ona elbette en sevdiği romanı anımsatır. Martin, Madame Bovary’den yaptığı alıntılar aracılığıyla komşularının yaşantısına müdahale etmekten kendini alamaz. Anne Fontaine’in yeni filmi özellikle İngiliz sinemasının en revaçtaki oyuncularından Gemma Arterton’ın baş döndürücü güzelliğiyle ilgi topladı.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel anlamda başarılı buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Bressigny’nin mektup konusundaki muamması ve Paris’e dönme isteği film içerisinde pek uygun konumlandırılamıyor sanki.

Keşif

  • Gemma da bir Normandiya çıkarması yapmaya çalışıyor ama başaramıyor.
  • Gemma’nın ölümüne neden olan ekmek lokmasında hayatındaki dört erkeğin de bir şekilde etkisi oluyor.
  • Filmin içindeki hayata müdahale ve hayatı röntgenleme hali “Evde” (Yönetmen: François Ozon) filmini hatırlattı. İki filmde de Gustave Flaubert’in ‘Madame Bovary” eseri esin kaynağı olmuş.
  • Filmin sonunda mevsimin kışa dönmesi ve yeni esin kaynağı olarak Lev Tolstoy’un “Anna Karenina” eserine yapılan atıf güzeldi.

Öylesine

  • “Dilin ekmeği yok”
  • “Ekmek aşığın ağzında”