İşe Yarar Bir Şey

image

7.5 out of 10 stars (7,5 / 10)

Filmin Künyesi:

İŞE YARAR BİR ŞEY | SOMETHING USEFUL | Yönetmen: Pelin Esmer / Senarist: Pelin Esmer, Barış Bıçakçı / Oyuncular: Başak Köklükaya (Leyla), Öykü Karayel (Canan), Yiğit Özşener (Yavuz), Ayşenil Şamlıoğlu (Gülistan), Berfu Öngören (Dilara), Melih Düzenli (Canan’ın Babası), Sedat Kalkavan (Sarhoş Adam), Aslıhan Kandemir (Ayşe), Nilay Erdönmez (Telefondaki Pazarlamacı Kadın), Hakan Sallı (Graffitici Çocuk)   / Türkiye / 2017 / Renkli / 104´

Sinopsis:

Leyla gibi biri neden lise arkadaşlarıyla buluşma yemeğine gider ki? Yirmi beş yıldır hiçbir lise yemeğine gitmemiş… Üstelik 16 saat süren bir tren yolculuğuyla! Hemşirelik son sınıf öğrencisi Canan, o niye trende? Gönlünde oyuncu olmak varken hemşire adayı olarak hiç istemediği bir iş görüşmesine gidiyor. Peki Yavuz? Hareketsiz yatıyor bir pencerenin önünde, seyyar satıcıları, faytonları, sokaktaki insanları izliyor bütün gün. Canan’ı bekliyor, belki de Leyla’yı, belki de bir gece treninde yolları kesişen katil ile şairi.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça başarılı buldum.
  • Senaryoyu ve içindeki edebi tadı beğendim.
  • Oyunculuklar, özellikle de Başak Köklükaya ve Yiğit Özşener’in oyunculukları çok başarılı.
  • Sahne tasarımı ve mekan kullanımı başarılı.
  • Film müzikleri de oldukça keyifli.
  • Filmde kullanılan şiirler de ayrı bir güzeldi. “Bir Kitabın Yaprakları” şiiri bir filmin karelerine dönüşmüştü sanki.
  • Leyla bir şair olarak hayatın hep içinde aslında. Herkesten önce de ilk kendini gözlemliyor her zaman. Bazen bir vagonun camında, bazen bir çay bardağında, bazen bir evin penceresinde, hatta kırık bir aynada.
  • Bu filmi izledikten sonra işe yarar bir şey yaptığını düşünüyor insan.
  • “Yavuz şair ev sahibini bastırır”
  • “İnsanları Seyreden Karga”

Mutlu Son

image

Filmin Künyesi:

MUTLU SON | HAPPY END | Yönetmen: Michael Haneke / Senarist: Michael Haneke / Oyuncular: Isabelle Huppert (Anne Laurent), Jean-Louis Trintignant (Georges Laurent), Mathieu Kassovitz (Thomas Laurent), Fantine Harduin (Eve Laurent), Franz Rogowski (Pierre Laurent), Laura Verlinden (Anaïs), Toby Jones (Lawrence Bradshaw) / Fransa / 2017 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Günümüz sinemasının en önemli yönetmenlerinden Michael Haneke, Amour / Aşk’tan bu yana büyük bir heyecanla beklenen yeni filmiyle geri döndü. Usta yönetmen, Mutlu Son’da işlevsiz aile, burjuva gerilimi, intikam, suçluluk ve bastırılmış duygular gibi her zamanki ilgi alanlarının yanına yenilerini de ekliyor. Odakta yine burjuva konformizmini her yönüyle yaşamaya çabalayan, dünyada olan bitene duyarsız bir aile var. Gelgelelim Avrupa eski Avrupa değil, şehirler onların soyut duvarlarla uzak tutmaya çalıştıkları “işgalci” göçmenlerle dolu. Haneke, Avusturya’nın Oscar adayı olan yeni filminde karanlık, rahatsız edici, öte yandan tuhaf bir mizah anlayışına da sahip bir sinema dili tutturuyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi pek başarılı bulduğumu söyleyemem.
  • Oyunculukları başarılı buldum.
  • Yönetmenin 2012 yılında çektiği “Aşk” filminden sonra gelen bu film beklentileri karşılayamadı diye düşünüyorum.

Tutku Oyunu

image

Filmin Künyesi:

TUTKU OYUNU | L’AMANT DOUBLE | Yönetmen: François Ozon / Senarist: Joyce Carol Oates (Roman) François Ozon, Philippe Piazzo / Oyuncular: Marine Vacth (Chloé Fortin), Jérémie Renier (Paul Meyer / Louis Delord), Jacqueline Bisset (Chloé’nin Annesi) / Fransa / 2017 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Kırılgan bir genç kadın olan Chloé, depresyondadır. Sorunlarının üstesinden gelmek için gittiği psikyatristi Paul’a kısa süre içinde aşık olur. Aylar sonra birlikte yaşamaya başlayan ikilinin sağlıklı görünen ilişkileri, Chloé’nin, sevgilisinin gerçek kimliğine dair ondan bir şeyler sakladığını keşfetmesiyle gerilimli bir hal alır ve çift arasında bir köşe kapmaca başlar.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Güzel ve başarılı bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin gerilim tarafı yer yer korku türüne doğru evrilmiş.
  • Chloé kısa saçlı hali ile “Rosemary’nin Bebeği” (Yönetmen: Roman Polanski) filmindeki Rosemary (Mia Farrow) karakterini çağrıştırıyor. İki film arasında bazı noktalar açısından benzerlikler kurmak da mümkün. İki filmde de baş roldeki kadın karakterler iyi giden evlilikleri/birliktelikleri ile ilgili sıkıntılar yaşamakta ve depresyon geçirmekte. Oturdukları evin üst kat/yan kat komşuları tuhaf/gizemli.
  • Film ikiz olma durumunu ve duygusunu değişik bir biçimde ele almış.
  • “Rosemary’nin Kardeşi”
  • “Chloé Hanım’ın İkiz Düşleri”
  • “Chloé Hanım’ın Gündüz Terapileri”
  • “Kuzey Güney”

Manifesto

image

Filmin Künyesi:

MANİFESTO| MANIFESTO | Yönetmen: Julian Rosefeldt / Senarist: Arnaud Desplechin, Léa Mysius, Julie Peyr / Oyuncular: Cate Blanchett / Almanya / 2016 / Renkli / 93´

Sinopsis:

Yaşayan en önemli oyuncular arasında gösterilen Cate Blanchett’i 13 farklı rolde izlediğimiz Manifesto, oyuncunun kariyerinde yepyeni bir zirve oluşturan bir film. 21. yüzyılda sanat tarihine yön vermiş Pop Art, Fütürizm, Dadaizm, Dogma 95, Pop Art, Minimalizm gibi tüm dünyada kabul görmüş manifestolar, Cate Blanchett’in canlandırdığı karakterlerde vücut buluyor. 2 Oscar’lı yıldızı, birbirinden farklı aksanlarda bir haber spikerinden bir fabrika işçisine, bir borsacıdan bir öğretmene, evsiz bir adamdan bir kuklacıya kadar uzanan 13 farklı karakterde izlemek başlı başına unutulmaz bir deneyim. Medya ve siyasetin hoşgörü, saygı gibi değerlerin altını kazıdığı bir dönemde, Julian Rosefeldt ve Cate Blanchett’in beraber geliştirdiği bu proje günümüz toplumu için bir çığlık niteliğinde. Dünya prömiyerini bu yıl Sundance’te yapan ve yönetmenlik koltuğunda Julian Rosefeldt’in oturduğu Manifesto, 36. İstanbul Film Festivali’nde en çok izlenen film oldu.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Belki de benim film beğenime çok hitap etmediği için filmi vasatın altında buldum.
  • Cate Blanchett’in oyunculuğu filmin belki de tek olumlu tarafı.
  • En beğendiğim bölümler yukarıda filmle ilgili görselde yer alan karelerden 6 (Kuklacı) ve 11 (Haber Spikeri) numaralı parçalar.

İsmail’in Hayaletleri

image

Filmin Künyesi:

İSMAİL’İN HAYALETLERİ | ISMAEL’S GHOSTS | Yönetmen: Arnaud Desplechin / Senarist: Arnaud Desplechin, Léa Mysius, Julie Peyr / Oyuncular: Mathieu Amalric (Ismaël Vuillard), Marion Cotillard (Carlotta Bloom), Charlotte Gainsbourg (Sylvia), Louis Garrel (Ivan Dedalus), Alba Rohrwacher (Arielle / Faunia), László Szabó (Henri Bloom),  Hippolyte Girardot (Zwy) / Fransa / 2017 / Renkli / 114´

Sinopsis:

Yeni filminin hazırlıklarıyla meşgul olan İsmail (Mathieu Amalric), hayatına kısa zaman önce giren Sylvia (Charlotte Gainsbourg) ile şehirden uzakta sakin bir hayat yaşamaktadır. Ancak çok vakit geçmeden sorunlar baş gösterir. Yazılarında tıkanmaya başlayan İsmail, daha sonra 20 yıl öncesinde bıraktığı bir hayaletin çıkagelmesiyle sarsılır. Yıllar önce habersizce çekip giden karısı Carlotta (Marion Cotillard), geri dönmüştür. İsmail iki kadının arasında gelgitler yaşarken, filmi de tamamlamanın yollarını aramaya başlar. Fransa’nın yıldızlarından oluşan kadrosu ile dikkat çeken yapım aynı zamanda bu seneki Cannes Film Festivali’nin açılış filmiydi.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel anlamda filmi beğendim.
  • Oyunculuklar ve diyaloglar başarılı.
  • Filmin görsel tonlaması ve renk kullanımı iyi bir seviyede.
  • Film güçlü bir giriş yapıyor fakat Carlotta’nın dönüşü sonrasında bu gücü devam ettiremiyor. İsmail’in kendi filmini tamamlamaya dair yaşadığı tıkanıklık filmin kendisinde de baş gösteriyor.
  • İsmail (Damat) ile kayınpederi (Baba)  Henri Bloom arasındaki ilişki ve Carlotta Bloom’un (Kız) buradaki konumu “Aynanın İçinden” (Yönetmen: Ingmar Bergman) filminde benzer rollerde yer alan Martin (Max Von Sydow, Damat), David (Gunnar Björnstrand, Baba), Karin (Harriet Andersson, Kız) arasındaki ilişkiyi hatırlattı.
  • Filmde farklı karakterlerden zaman zaman duyduğumuz bir replik var “Ben yaşlı biriyim”. Aradan 20 yılı aşkın bir süre geçince herkes bir nebze yaşlanmış oluyor haliyle.
  • Sylvia’nın filmin sonlarına doğru engelli kardeşi ile ilgili yaşadığı duruma dair paylaştığı duygular/cümleler güzeldi.
  • “İsmail’in Kadınları”
  • “Hayaletlerim, Aşkım ve Sen”

Rock’n Roll

image

Filmin Künyesi:

ROCK’N ROLL | Yönetmen: Guillaume Canet / Senarist: Guillaume Canet, Rodolphe Lauga, Philippe Lefebvre / Oyuncular: Guillaume Canet (Guillaume Canet), Marion Cotillard (Marion Cotillard), Philippe Lefebvre (Philippe Lefebvre) / Fransa / 2017 / Renkli / 123´

Sinopsis:

Fransız sinemasının beğenilen aktörü Guillaume Canet, artık 43 yaşında. Peki, yaşına rağmen cazibesini koruyor mu? Canet’nin senaristlerinden olduğu ve yönettiği Rock’n Roll, işte bu soruya yanıt arıyor: Canet artık filmleri taşıyacak cazibesinin kalmadığını duyunca bunun tersini kanıtlamaya çalışıyor. Filmde, Canet ve hayat arkadaşı Marion Cotillard’ın yanı sıra birçok sinemacı kendini canlandırıyor. Rock’n Roll, hem Fransız sinema dünyasına hem de Canet’nin iç çatışmalarına dur durak bilmeyen bir mizahla eğiliyor, umursamaz bir tavır takınırken izleyicisini eğlenceye ortak olmaya davet ediyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel anlamda filmi vasat buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin başındaki ve sonundaki set ortamında yaşananlar benzerlik göstermekte. Guillaume Canet oyuncu olarak en azından başladığı yere geri dönmüş oldu belki de.
  • Film eleştirel bakış ile mizahı birleştirmeye çalışmış ama gerçeklik noktasından da biraz uzaklaşmış.
  • “Orta Direk Canet”
  • “Herkül Canet”

’93 Yazı

image

Filmin Künyesi:

’93 YAZI | SUMMER 1993 | Yönetmen: Carla Simón / Senarist: Carla Simón / Oyuncular: Laia Artigas (Frida), Paula Robles (Anna), Bruna Cusí (Marga), David Verdaguer (Esteve), Fermi Reixach (Avi) / İspanya / 2017 / Renkli / 96´

Sinopsis:

Katalan yönetmen Carla Simon’un küçük bir kızın evlatlık gittiği ailedeki sıkıntılı günleri hakkındaki ilk uzun metrajlı duygusal filmi, dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nin Generation Kplus bölümünde Şubat ayında yaptı. Annesiyle babası hayatlarını kaybedince dayısıyla yengesi altı yaşındaki Frida’yı taşradaki evlerine, yanlarına alırlar. Annesinin hasretini içinden atamayan Frida gecelerini dua ederek, gündüzlerini ise yeni ailesinde kendine bir yer edinmeye çalışarak geçirir. Otobiyografik öğeler taşıyan ’93 Yazı, küçük Frida’nın iç dünyasını bir yaz süresince, duygu sömürüsüne kaçmadan gözlemliyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi vasat buldum. Genel kanının aksine çok başarılı bir film olmamış benim düşüncemde.
  • Filmin enerjisinde ve seyirci ile kurduğu bağda bir sıkıntı var. Çok içine girilemiyor filmin.
  • Filmin en güzel tarafı hiç şüphesiz en küçük oyuncu Anna.

Kaygı

image

6.5 out of 10 stars (6,5 / 10)

Filmin Künyesi:

KAYGI | Yönetmen: Ceylan Özgün Özçelik / Senarist: Ceylan Özgün Özçelik / Oyuncular: Algı Eke (Hasret), Özgür Çevik (Mehmet), Selen Uçer (Olcay Terken), Asiye Dinçsoy (Gülay), Kadir Çermik (Baba), Boncuk Yılmaz (Anne), İpek Türktan Kaynak (Teyze), Kerem Kupacı / Türkiye / 2017 / Renkli / 94´

Sinopsis:

Haber kanalında kurgucu olarak çalışan 30’lu yaşlarındaki Hasret uzun süredir aynı kâbusu görmektedir. Tekrarlayan kâbusla aklına bir soru düşer: Annesiyle babası trafik kazasında ölmemiş olabilir mi? Toplumsal bellek ve etki alanları temeline oturan psikolojik gerilim Kaygı, müzisyen anne-babası 20 yıl önce trafik kazasında ölen bir kadının kâbusuyla ilerliyor. Hasret, gerçekle sanrının paslaştığı tekinsiz bir ülkede yaşıyor. Geçmişini hafızasında arıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel olarak filmi beğendim. Bir ilk film olarak gayet başarılı.
  • Senaryo başarılı.
  • Hasret bir nevi kendi hayatını da kurgulamaya çalışıyor. Ya da kurgulanmış hayatını anlamaya çalışıyor.
  • Filmin gerilimli ve karanlık atmosferi “Abluka” (Yönetmen: Emin Alper) filmini hatırlatıyor.
  • Filmin kentsel dönüşümle ilgili ilişkisi “Şimdiki Zaman” (Yönetmen: Belmin Söylemez) filmini hatırlatıyor.
  • “Ablu(Ka)ygı”

Gelecek Günler

image

Filmin Künyesi:

GELECEK GÜNLER | THINGS TO COME | Yönetmen: Mia Hansen-Løve / Senarist: Mia Hansen-Løve / Oyuncular: Isabelle Huppert (Nathalie Chazeaux), André Marcon (Heinz), Roman Kolinka (Fabien) / Fransa / 2016 / Renkli / 102´

Sinopsis:

Avrupa’nın yükselişteki yönetmenlerinden Mia Hansen-Løve’a Berlin Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü getiren beşinci filmi GELECEK GÜNLER / THINGS TO COME, güçlü bir kadın karakter portresi sunuyor. Nathalie evli ve çocuklu, ayakları yere basan bir felsefe öğretmenidir. İlgi bekleyen yaşlı annesi, çok sevdiği işi ve yolunda giden evliliği arasında üçe bölünmüş olan hayatındaki taşlar, 25 yıllık kocası onu terk ettiğinde yerinden oynamaya başlar. Nathalie, kurmak için yıllarını verdiği hayatı bir anda kaybetmiştir. Orta yaştan sonra hayatın getirdiği değişikliklerle geleceğini nasıl kuracağını, hayatının bu yeni evresini nasıl karşılayacağını henüz bilmemektedir. Rotten Tomatoes tarafından 2016’nın Yabancı Dilde En İyi Filmi seçilen ve Time, Rolling Stone, New York Times, Screen, Variety, Los Angeles Times gibi pek çok kaynak tarafından 5 yıldızla taçlandırılan filmde Isabelle Huppert, etkileyici performansıyla sene boyunca pek çok ödüle layık görüldü.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel olarak başarılı bir film olmuş.
  • Yönetim ve oyunculuklar başarılı.
  • Film müzikleri güzel ve keyifliydi.
  • Felsefe öğretmeni Nathalie’nin yaşamı ve başından geçen kimi olaylar “Öğretmen Zeynep” (Yönetmen: Ümit Efekan) filmini hatırlatıyor.
  • Heinz ile Nathalie arasındaki evlilik kurumu “Hayatboyu” (Yönetmen: Aslı Özge) filmini hatırlatıyor.
  • “Brittany By Sea”

Beden ve Ruh

image

8 out of 10 stars (8 / 10)

Filmin Künyesi:

BEDEN VE RUH | ON BODY AND SOUL | Yönetmen: Ildikó Enyedi / Senarist: Ildikó Enyedi / Oyuncular: Géza Morcsányi (Endre), Alexandra Borbély (Mária), Zoltán Schneider (Jenö) / Macaristan / 2017 / Renkli / 116´

Sinopsis:

Bir mezbahada yöneticilik yapan ve pek de konuşkan sayılmayan Endre’nin hayatı, mezbahayı denetlemek için gelen Maria’nın ortaya çıkması ile tamamen değişir. Endre, görür görmez etkilendiği Maria’ya karşı olan duygularını kendine bile söyleyemez. Maria’nın kılı kırk yaran tavrı da bu durumu kolaylaştırmamaktadır. Fabrikada gerçekleşen hırsızlık olayının soruşturması devam ederken bu iki insan aslında her gece kimsenin bilmediği bir alemde buluşmaktadır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim. Gerçekten güzel bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin hikaye ve kurgusu da oldukça iyi.
  • Görsel atmosfer ve görüntü yönetimi başarılı.
  • Psikolog, Endre’nin ve Mária’nın kendisi ile geyik yaptıklarını düşündü ama gerçekten de geyiklerdi.
  • Yemekhane sahnelerindeki insan yaşamına ve gündelik hayata dair döngüsellik “Paterson” (Yönetmen: Jim Jarmusch) filmini hatırlatıyor.
  • “Duyuların Sessizliği”
  • “Rüyalar Gerçek Olsa”
  • “Dokununca Var Olan Hikayeler”
  • “Dokunmayın Mariama”