Kronik

image

Filmin Künyesi:

KRONİK | CHRONIC | Yönetmen: Michel Franco / Oyuncular: Tim Roth (David), Sarah Sutherland (Nadia), Nailea Norvind (Laura), Robin Bartlett (Marta), Rachel Pickup (Sarah), Michael Cristofer (John), David Dastmalchian (Bernard), Bitsie Tulloch (Lidia) / Meksika / 2015 / Renkli/ 92´

Sinopsis:

Benzersiz aktör Tim Roth’un başrolünü üstlendiği Kronik, bir bakımevinde ölüm döşeğindeki hastalarla ilgilenen bir erkek hemşirenin portresini çiziyor. Zorlu, talepkâr mesleği gereği bir yandan hastalarıyla yakınlaşmak zorunda kalırken bir yandan da duygusal açıdan tükenmektedir. Özel hayatında çekingen, beceriksiz ve muhtaçtır. Omuzlarındaki yük dayanılmaz hale geldiğinde, yüzünü geçmişe dönmek zorunda kalacaktır. Gerçekçi yaklaşımıyla sakince akan bu keskin dram, hastabakıcıya kim bakacak sorusunu soruyor. Meksikalı yönetmen Michel Franco’nun İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen önceki filmi Lucia’dan Sonra, 2012’de Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünün galibi olmuştu.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Tim Roth’un role uyumu oldukça başarılı.

Eksiler

  • David’in, çocuğu ile ilişkisindeki durumu öğrenmek herhangi bir etki yaratmıyor bizlerde.
  • Vasatın altında bir film olmuş. 2015 Cannes’da En İyi Senaryo ödülü alması tuhaf.
  • Filmin temposu iyi bir düzeyde sürdürülememiş.

Keşif

  • Filmin başında fotoğrafları gösterilen kişinin David’in kızı olduğunu öğrenmek şaşırtıcıydı.
  • David’in hasta bakıcılık yaptığı kişilerin hayatına kendi yalanlarını dahil etmesi de hastalıklı bir durum.
  • Sürpriz bir finali oldu filmin.
  • Filmin durgun yapısında ve düz anlatımında “Durgun Hayat” (Yönetmen: Uberto Pasolini) filmindeki tadı aldım.

Öylesine

  • Bulunamadı. 

Pislik

image

6.5 out of 10 stars (6,5 / 10)

Filmin Künyesi:

PİSLİK | FILTH | Yönetmen:  Jon S. Baird  / Oyuncular:  Imogen Poots (Drummond), James McAvoy (Bruce), Jamie Bell (Lennox), Jim Broadbent (Dr. Rossi), Eddie Marsan (Bladesey), Joanne Froggatt (Mary), Shirley Henderson (Bunty), Brian McCardie (Gillman), Emun Elliott (Inglis), Gary Lewis (Gus), John Sessions (Toal), Shauna Macdonald (Carole), Kate Dickie (Chrissie), Martin Compston (Gorman), Iain De Caestecker (Ocky), Joy McAvoy (Estelle), Jordan Young (Lexo), Pollyanna McIntosh (Size Queen), Bobby Rainsbury (Stephanie), Michael Moreland (Tramp), Therese Bradley (Madam Maisie),  Ron Donachie (Hector), Tracy Ann Oberman (Diana), Mitchell Mullen (Bobby), Luke McDonald (Euan), Colin Healy (Colin), Natasha O’Keeffe (Anna), Chidi Chickwe (Steven), Sanjeev Kohli (Sunil), Neil D’Souza (Anil), Trudie Styler (Madame R Zen Ficken), Megan Finn (Stacey) / İngiltere / 2013 / Renkli / 97´

Sinopsis:

Entrikacı, geri kafalı ve yoz polis memuru Bruce Robertson terfi beklemektedir ve istediğini elde etmekten onu hiçbir şey alıkoyamayacaktır. Vahşi bir cinayeti çözmek için görevlendirilen ve meslektaşlarıyla da uğraşmak zorunda kalan Bruce, burnunun dibindeki olaylardan bihaber polis şefi Toal’un gözleri önünde diğer polislerin sonunu getirecek bir olay tezgahlar.

 Arkadaşlarının eşleriyle birlikte olup hepsinin sırlarını ortaya çıkartan ve onları birbirine düşüren Bruce, kontrolünden çıkan hile ağında kaybolmaya başlar. Çevirdiği oyundan şüphelenen meslektaşları, geçmişi, kayıp eşi ve felce uğratan uyuşturucu alışkanlığı içinde yitip giden Bruce’a bir oyun oynarlar.

Artılar

  • James McAvoy, Shauna Macdonald ve  Joanne Froggatt başarılı bir oyunculuk sergilemişler.
  • Genellikle geniş mekanların tercih edildiği filmin görsel atmosferini beğendim.

Eksiler

  • Genel anlamda orta seviyede bir film olmuş.
  • Filmin sonunda Carole’nin aslında onun varlığına bürünen Bruce olduğunu görmek bence beklenildiği kadar şaşırtıcı bir etki yaratmadı.
  • Filmin bir bölümünde geçen Bruce ve Bladesey’in Almanya tatili genel hikaye akışı içerisinde çok absürd ve gereksiz durmuş.
  • Bladesey’in filmin hikayesine dahil olma biçimi ve filmdeki sürekliliği pek başarılı değil gibi geldi bana.

Keşif

  • Fotokopi makinesini Recep İvedik tarzında kullanma deneyimi ilginçti.
  • Bladesey karakterinde yer yer Mr. Bean (Rowan Atkinson) tarzı davranışlar mevcut. Bu arada Bladesey filmde İngiliz bir karakteri canlandırıyor tıpkı Mr. Bean gibi.
  • Bruce’un intihar girişiminde kendini asma aracı olarak Mary’nin onun için ördüğü atkıyı kullanması ilginç bir detaydı.
  • Mary’nin çocuğunun erkek olması ile Bruce’un aynı yaşlarda ölen erkek kardeşi arasında bir bağlantı kurulabilir diye düşündüm.
  • Bruce, kardeşinin ölümüne neden olduğuna dair çektiği vicdan azabından dolayı yer yer sanrılar görmekte ve sesler duymaktadır. Hikayedeki bu uygulama bana “Mustafa Hakkında Her Şey” (Yönetmen: Çağan Irmak) filminde Mustafa (Fikret Kuşkan) ve onun gizemli geçmişi ile olan ilişkisini hatırlattı.
  • Bruce karakterinin film içerisindeki genel kişilik özellikleri ve davranışlarını “Dom Hemingway” (Yönetmen: Richard Shepard) filminin Dom Hemingway’ine (Jude Law) benzettim.
  • Eddie Marsan ve Joanne Froggatt ikilisi “Durgun Hayat” (Yönetmen: Uberto Pasolini) filminde de beraber yer almışlardı.
  • Bir sahnede Bruce, eşi Carole ve kızı Stacey’in yer aldığı bir videoyu izlemektedir. Derken Bruce Carole’nin ekranda olduğu bir anda videoyu durdurur. Sonra Bunty’yi arayıp telefon seksi yapar. Bruce’un duygusal patlaması bir anda biyolojik patlamaya kendini bırakıvermiştir. Tam bir erkek kafası hali yani 🙂

Öylesine

  • “Sanrılar ve Pislikler”
  • “Bruce Hakkında Her Şey”
  • “Terfin varsa gelir Yemenden; terfin yoksa ne gelir elden”
  • “Pislikler de Sever”
  • Bruce’in mottosu “Pislik at izi kalsın” olur herhalde 🙂

Durgun Hayat

image

Filmin Künyesi:

DURGUN HAYAT | STILL LIFE | STILL LIFE | Yönetmen:  Uberto Pasolini / Oyuncular:  Eddie Marsan (John May), Joanne Froggatt (Kelly Stoke), Karen Drury (Mary), Andrew Buchan (Müdür), Neil D´Souza (Shakthi) / İtalya / 2013 / Renkli / 87´

Sinopsis:

The Full Monty’nin yapımcısı Uberto Pasolini, ikinci yönetmenlik denemesinde sıradan bir adamın hayatını perdeye taşıyor. John, kimi kimsesi olmayan kişiler öldüğünde onların hayatlarını araştıran bir sosyal hizmet görevlisi. Ölenler için en ideal cenazeyi düzenlemeye çalışıyor, iletişimde olmadıkları yakınlarını son görevlerine çağırıyor. Bu ufak dedektiflik oyunlarıyla hayatını renklendirmeye çalışan John, aniden işine son verildiğinde ise elindeki son vakayı sonuçlandırmakta ısrar ediyor. Durgun Hayat komedi ve dram arasında sağlam bir denge tuttururken, ailenin öneminin altını çizen hüzünlü bir film.

Artılar

  • John May’i canlandıran Eddie Marsan’ın film boyunca karakterin özelliklerini başarı ile taşıması güzeldi.
  • Kısa bir süre yer alsa da Kelly Stoke rolünde Joanne Froggatt’in oyunculuğunu oldukça başarılı ve samimi buldum.

Eksiler

  • Filmin ilk bölümleri adı gibi o kadar durgundu ki bu da izlenebilirliği olumsuz etkiledi.
  • John May için aslında sıradan bir ölü gibi gözüken Billy Stoke’un cenazesinin onun için bu kadar önemli hale gelmesine pek anlam veremedim.
  • Filmin mizahi tarafı biraz daha güçlü olabilirdi.

Keşif

  • Film sanki son çeyrekte toparlıyor gibi geldi bana.
  • Filmin son sahnesinde, vakti zamanında John’un cenazelerini organize ettiği ölülerin John’un mezarı başında toplanmaları güzel bir uygulamaydı. Bir bakıma iade-i ziyaret oldu.
  • Yine filmin son sahnesinde John’un mezarı başına toplanan kalabalıkta bir “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) ruhu da sezmedim değil. Şöyle bir hayal edelim. Mahmut Hoca (Münir Özkul) soruyor “Kim Öldü?” diye. Herkes sırasıyla “Ben öldüm.”, “Hayır ben!” diye diye en sonunda herkes “Biz öldük” diyor.
  • John May karakterinin sadece işi ile ilgilenmesi ve dış dünya ile minimum boyutta ilişki kurması bana “Kavşak” (Yönetmen: Selim Demirdelen) filmindeki “Güven” (Güven Kıraç) karakterini hatırlattı. Kim bilir belki John’un da geçmişinde Güven’in yaşadığı gibi acı bir olay vardır. Yönetmen bu konuda hiç renk vermiyor.
  • Finalde John’un ölmesi açıkçası benim için sürpriz oldu. Billy’nin cenaze töreni için o kadar uğraşan John maalesef törene katılamadan hayata veda etti. Bu kurguyu, hayatın durgunluğuna, sıradanlığına, bilinmezliğine dair bir okuma olarak yorumladım.
  • Billy’nin bir arkadaşını ziyaret için huzurevine giden John’a, ikram edilen yemeğin her zaman yediği yiyecek çıkması hoş bir sahneydi. Ayrıca bunu John’un bir huzurevi ya da emekli yaşamı sürdürdüğüne dair bir okuma olarak da yorumladım.
  • John’un hayatı durgun olduğu gibi filmdeki genel yaşam, sokaklar, mekanlar da durgun. Bu açıdan iyi bir bütünlük oluşturulmuş sanırım.
  • Hep kravat takılı gördüğümüz John’u ilk ve son defa kravatsız görüyoruz. Belki de John’un bu durumuna alışık olmayan hayat gibi otobüs de bir anda afallayarak ona çarpıp ölümüne sebep oldu.

Öylesine

  • John May, hayattan durgun yemiş birisi.
  • “Durgun Hayatın Kavalcısı”
  • Kelly’ye abayı yakan John’un pozisyonu biraz “Kadın Gören Masum Köylü” gibi olmuş hani.