En Güzel Günlerim

image

Filmin Künyesi:

EN GÜZEL GÜNLERİM | MY GOLDEN DAYS | TROIS SOUVENIRS DE MA JEUNESSE | Yönetmen: Arnaud Desplechin / Oyuncular: Quentin Dolmaire (Paul Dédalus – Gençlik), Lou Roy-Lecollinet (Esther), Mathieu Amalric (Paul Dédalus – Yaşlılık), Dinara Drukarova (Irina), Cécile Garcia-Foge (Jeanne Dédalus) / Fransa / 2015 / Renkli/ 120´

Sinopsis:

Antropolog Paul Dédalus, Tacikistan’da yıllarca yaşadıktan sonra, memleketi Paris’e dönmeye karar verir. Hazırlıkları ona “gençliğinin üç hatırası”nı anımsatacaktır: Roubaix’de geçen çocukluğu… Annesinin sinir krizleri… On altı yaşına bastığı günler… Sovyetler Birliği’ne yaptığı seyahat… On dokuzunda katıldığı partiler… Ona ihanet eden arkadaşı… Paris’teki öğrencilik günleri… Her şeyden öte, Paul Esther’i hatırlar–kalbinin tek sahibi Esther’i… Arnaud Desplechin’in Cannes ödüllü yeni filmi, hem dokunaklı bir büyüme hikâyesi, hem de sıcacık, hayat dolu, hüzünlü ve nüktedan bir ilk aşk hikâyesi anlatıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Anneye olan öfkenin nedeni tam olarak anlaşılamıyor.

Keşif

  • Filmin enteresan bir atmosferi var. Yer yer Bernardo Bertolucci filmlerinin havası vardı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

İnatçılar

image

Filmin Künyesi:

İNATÇILAR | RAMS | HRÚTAR | Yönetmen: Grímur Hakonarson / Oyuncular: Sigurdur Sigurjonsson (Gummi), Theodór Júlíusson (Kiddi), Charlotte Böving (Katrin), Gunnar Jónsson (Grímur), Porleifur Einarsson (Sindri), Sveinn Ólafur Gunnarsson (Bjarni), Jón Benónýsson (Runólfur) / İzlanda / 2015 / Renkli/ 92´

Sinopsis:

Gözlerden uzakta bir vadide iki kavgalı kardeş, Gummi ve Kiddi, yan yana çiftliklerde, nesillerdir ödüllü koyunlar yetiştirirler. Arazileri ortak, yaşantıları neredeyse aynı olmasına rağmen iki kardeş birbiriyle neredeyse 40 yıldır hiç konuşmamıştır. Kiddi’nin koyunları bulaşıcı bir hastalık yüzünden telef olmaya başlayınca, yetkililer mezradaki tüm hayvanları itlaf kararı alır. Elbette Gummi ve Kiddi, bu kadar kolay pes etmeyecek, en yakınlarını, yani koyunlarını kurtarmak için işbirliği yapmayı bile göze alacaklardır. Amansız İzlanda’nın nefes kesen manzarası ve Kuzeyli mizahıyla İnatçılar, İzlanda’nın Oscar adayı oldu.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyunculuklar dengeli olmuş.
  • Filmin müzikleri başarılı.

Eksiler

  • Vasatın altında bir film olmuş.
  • Filmde tempo sorunu var.
  • Gummi ve Kiddi arasındaki husumetin temel nedenleri yeterince aktarılamıyor.

Keşif

  • İnsanların koyunlarla kurdukları dostane ilişki güzeldi.
  • Köpeklerle sağlanan haberleşme, mesaj iletimi yöntemi eğlenceliydi.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Nahid

image

6.5 out of 10 stars (6,5 / 10)

Filmin Künyesi:

NAHID | Yönetmen: Ida Panahandeh / Oyuncular: Sareh Bayat (Nahid), Pejman Bazeghi (Masoud), Navid Mohammad Zadeh (Ahmad), Milad Hossein Pour (Amir Reza), Pouria Rahimi (Naser), Nasrin Babaei (Leila) / İran / 2015 / Renkli/ 105´

Sinopsis:

İranlı yeni nesil yönetmenlerin ödüllü yapıtlarına yepyeni bir örnek de kadın yönetmen İda Panahande’nin “öncü bir film” olarak tanımladığı bu ilk uzun metrajlı filmi, İran’daki boşanmış kadınların çocukların velayeti ve hülle nikâhı gibi sorunlarını ele alıyor. Filme adını veren ve Bir Ayrılık’tan tanıdığımız Sareh Bayat’ın canlandırdığı Nahid, 10 yaşındaki oğluyla yaşayan, boşanmış bir kadındır. Yasalar gereği oğlunun velayeti babaya aittir; Nahid’in velayet alması için babanın şartı ise kadının bir daha evlenmemesidir. Onunla evlenmek isteyen başka bir adamla ilişkisi, Nahid’i oğluyla aşkı arasında sıkıştıracaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda vasat bir film olmuş. Bir ilk film olarak başarılı değerlendirilebilir.

Eksiler

  • Filmin hikayesi Nahid karakteri üzerine kurulu gözükmesine rağmen film onu bütünüyle aktarmada yetersiz kalıyor.

Keşif

  • Nahid’in sıkıntı yaşadığı parmağı biraz da içinde bulunduğu durum gibi. Nahid, parmağındaki sorun için hastaneye gitmeyi sürekli ötelediği gibi Mesut ile ilişkisindeki açıklığı da öteliyor.
  • Mesut ve Nahid’in deniz kıyısındaki buluşmaları “Devlerin Aşkı” (Yönetmen: Osman F. Seden) filmindeki Türkan (Türkan Şoray) ve Tarık (Kadir İnanır) ikilisini hatırlattı.
  • Filmin, merkezine “kadın” bir karakteri alması, boşanma ve sonrasında yeni bir hayat kurma çabası gibi temalar başka bir İran filmi olan “Geçmiş” i (Yönetmen: Asghar Farhadi) hatırlattı.

Öylesine

  • “Bir Yarıdalık”

Kronik

image

Filmin Künyesi:

KRONİK | CHRONIC | Yönetmen: Michel Franco / Oyuncular: Tim Roth (David), Sarah Sutherland (Nadia), Nailea Norvind (Laura), Robin Bartlett (Marta), Rachel Pickup (Sarah), Michael Cristofer (John), David Dastmalchian (Bernard), Bitsie Tulloch (Lidia) / Meksika / 2015 / Renkli/ 92´

Sinopsis:

Benzersiz aktör Tim Roth’un başrolünü üstlendiği Kronik, bir bakımevinde ölüm döşeğindeki hastalarla ilgilenen bir erkek hemşirenin portresini çiziyor. Zorlu, talepkâr mesleği gereği bir yandan hastalarıyla yakınlaşmak zorunda kalırken bir yandan da duygusal açıdan tükenmektedir. Özel hayatında çekingen, beceriksiz ve muhtaçtır. Omuzlarındaki yük dayanılmaz hale geldiğinde, yüzünü geçmişe dönmek zorunda kalacaktır. Gerçekçi yaklaşımıyla sakince akan bu keskin dram, hastabakıcıya kim bakacak sorusunu soruyor. Meksikalı yönetmen Michel Franco’nun İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen önceki filmi Lucia’dan Sonra, 2012’de Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünün galibi olmuştu.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Tim Roth’un role uyumu oldukça başarılı.

Eksiler

  • David’in, çocuğu ile ilişkisindeki durumu öğrenmek herhangi bir etki yaratmıyor bizlerde.
  • Vasatın altında bir film olmuş. 2015 Cannes’da En İyi Senaryo ödülü alması tuhaf.
  • Filmin temposu iyi bir düzeyde sürdürülememiş.

Keşif

  • Filmin başında fotoğrafları gösterilen kişinin David’in kızı olduğunu öğrenmek şaşırtıcıydı.
  • David’in hasta bakıcılık yaptığı kişilerin hayatına kendi yalanlarını dahil etmesi de hastalıklı bir durum.
  • Sürpriz bir finali oldu filmin.
  • Filmin durgun yapısında ve düz anlatımında “Durgun Hayat” (Yönetmen: Uberto Pasolini) filmindeki tadı aldım.

Öylesine

  • Bulunamadı. 

Hazine

image

7 out of 10 stars (7 / 10)

Filmin Künyesi:

HAZİNE | THE TREASURE | COMOARA | Yönetmen: Corneliu Porumboiu / Oyuncular: Cuzin Toma (Costi), Adrian Purcarescu (Adrian), Corneliu Cozmei (Cornel), Cristina Toma (Raluca) / Romanya / 2015 / Renkli/ 89´

Sinopsis:

Corneliu Proumboiu’nun alaycı dramlarındaki sıradan kahramanlar, küçük bürokratlar ve Romanya’nın komünist geçmişinin uzun gölgelerini sevenler bu sevimli ve minimalist taşlamadan büyük keyif alacaklar. Hazine’nin ilham kaynağı, filmde Adrian’ı canlandıran Adrian Purcarescu’nun gerçek hazine arama hikâyesi. Filmde ise Adrian bir akşam, kendini bir kahraman, dürüstlerin savunucusu, mazlumların umudu olarak gören komşusu Costi’yi ziyaret eder. Bir sırrı vardır: Büyükbabasının bahçesinde gömülü bir define vardır. Duruma şüpheyle yaklaşan Costi sonunda defineyi Adrian’la birlikte aramayı kabul eder.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak oldukça beğendim.
  • Filmin mizahi tarafı başarılı.

Eksiler

  • Gömünün bulunmasından sonra filmde bir düşüş başlıyor.

Keşif

  • Diyaloglarda işlenen sistem eleştirileri güzeldi.
  • Filmin sonunda parkta oynayan çocuklar var. Onlar da hayatın bir hazinesi.
  • Hazineyi arama sırasındaki olaylar Nasrettin Hoca fıkrası gibi zaman zaman.
  • Hazineyi bulma serüveni “Salak Milyoner” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filmini hatırlara getiriyor. “Yine senet çıktı”
  • Yönetmenin bir önceki filmi “Bükreş’e Gece Çöktüğünde ya da Metabolizma”dan daha başarılı bir film olmuş.

Öylesine

  • “Üç Detektörler”

Umudun Tarifi

image

Filmin Künyesi:

UMUDUN TARİFİ | AN | Yönetmen: Naomi Kawase / Oyuncular: Nagase Masatoshi (Sentaro), Kiki Kirin (Tokue), Uchida Kyara (Wakana), Miyoko Asada / Japonya / 2015 / Renkli/ 110´

Sinopsis:

“Umudun Tarifi, hayatın zorluklarına karşı bir araya gelen iki kişinin buluşmasıdır. Cennete ulaşmadan önce daha kaç kez yıkılmamız gerekir?” diyor yönetmen Naomi Kawase. Filmin kahramanlarından Sentaro, içi “an”, yani tatlı fasulye ezmesi dolu börekler yapan bir fırının sahibidir. Tokue adında bir yaşlı kadın, dükkânın da ona yardımcı olmayı teklif edince Sentaro tereddütle kabul eder. Fakat Tokue’nin gizli bir tariften yaptığı “an” sihirli denecek kadar lezzetlidir ve bu sayede dükkânın satışları müthiş artar. Zamanla Tokue ile Sentaro birbirlerine de açılacak, dertlerini paylaşacaklardır. Umudun Tarifi, Cannes Belirli Bir Bakış bölümünün açılış filmiydi. Kawase’nin önceki filmi Dingin Sular geçen yıl Filmekimi’nde gösterilmişti.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel olarak filmi beğendim.
  • Sakinlik filmde dengeli bir şekilde kullanılmış.

Eksiler

  • Wakana karakteri filmin hikayesinde tam bir yere oturamıyor.

Keşif

  • Tokue’nin kafesteki kuşu özgür bırakması kendisinin de sonsuzluğa gidişinin bir habercisi gibi.
  • Sentaro’nun sonunda pazarda satış yapması aklıma “Züğürt Ağa” (Yönetmen: Nesli Çölgeçen) filmindeki Şener Şen’i getirdi.
  • Hikayenin fasulyelerle kurduğu ilişkiyi ve oradaki sabrı beğendim.
  • Toplumun dışladığı, soyutladığı insanların birbirlerine kucak açmaları güzel bir şey: Somutlama
  • Yönetmenin bir önceki filmi “Dingin Sular”dan daha dingin ve ümitvar bir film olmuş.

Öylesine

  • “Fasulyenin Tadı”

Gençlik

image

7.5 out of 10 stars (7,5 / 10)

Filmin Künyesi:

GENÇLİK | YOUTH | LA GIOVINEZZA | Yönetmen: Paolo Sorrentino / Oyuncular: Michael Caine (Fred Ballinger), Harvey Keitel (Mick Boyle), Rachel Weisz (Lena Ballinger), Paul Dano (Jimmy Tree), Jane Fonda (Brenda Morel) / İtalya / 2015 / Renkli/ 118´

Sinopsis:

Paolo Sorrentino’nun Roma’ya aşk mektubu Oscar’lı Muhteşem Güzellik’ten sonra çektiği Gençlik, kayıp zamana, kaçırılan fırsatlara ve kaçıp giden sevgililere bir aşk mektubu. Mizahi yaklaşımı da esirgemeyen Gençlik, Michael Caine’in canlandırdığı besteci Fred ile Harvey Keitel’in canlandırdığı yönetmen arkadaşı Mick’i tatilleri boyunca izliyor. İki yaşlı adam, İsviçre’de lüks bir spa tesisinde ölüm, yaşlılık, sanatçılar, prostat, Miss Universe ile gençlik anılarından söz ediyor, kendilerini ve hayatı gözden geçiriyorlar. Cannes’da Altın Palmiye için yarışan Gençlik, Sorrentino’nun alâmetifarikası ilginç kamera açıları, çarpık yüzler, muhteşem müzikler ve stilize görseller geçidiyle yine nefes kesici bir seyirlik sunuyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oldukça güzel bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Diyaloglardaki edebi üslubu, ahengi yerinde buldum.
  • Filmin mizahi yönü kuvvetliydi.
  • Görsel atmosfer önceki Paolo Sorrentino filmlerinde olduğu gibi yine etkileyiciydi.

Eksiler

  • Lena’nın, annesi ve babası ile ilgili düşüncelerinde, tavırlarında zaman zaman inandırıcılık sorunu yaşanıyor.

Keşif

  • Filmden bir replik: “Her şeye inanmam gerekir. Ben bir hikaye yazarıyım.”
  • “Kolaylık, kolaya kaçma” konuları üzerine filmdeki tespitler eğlenceli olmuş.
  • Maradona figürü filme renk katmış.
  • Lena’nın, babası Fred ‘e geçmişle ilgili hesap sorduğu sahne aklıma “Güz Sonatı” (Yönetmen: Ingmar Bergman) filmini getirdi. Ayrıca o filmde hesap sorulan anne de müzisyendi. Diğer yandan, sahnenin başında yatakta duran baba, kızından daha yukarı bir seviyede. Hesap sorulduktan sonra yüksekliği ayarlanabilir yatak daha aşağı bir hizaya çekiliyor. “Yerin dibine geçmek” deyiminin eyleme dönüşmüş hali gibi sanki.
  • Birbirleri ile hiç konuşmayan çiftin ormanda çığlık çığlığa konuşması ve bu durumla ilgili Fred’in bahsi kaybetmesi güzel bir uygulamaydı.
  • Fred’in çayırlık alanda hayvanlardan kurduğu orkestra, daha sonra aynı alanda Mick’in, eski filmlerindeki aktrisleri bir arada gördüğü fantastik sahneler güzeldi.
  • Kamera ve mekan kullanımında aşırıya kaçmayan illüzyonist dokunuşlar yerindeydi.
  • Bir Sorrentino filminde yine uzun bir başlangıç sahnesi. Yönetmenin alametifarikası.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Belvedere

image

Filmin Künyesi:

BELVEDERE | Yönetmen: Ahmed Imamovic / Oyuncular: Sadzida Setic (Rüveyda), Nermin Tulic (Alija), Emina Muftic (Minka Muftic), Armin Rizvanovic (Harun), Adis Omerovic (Adnan) / Bosna-Hersek / 2010 / Renkli/ 90´

Sinopsis:

Rüveyda Belvedere mülteci kampının çoğu sakini gibidir: yani Bosna-Hersek’teki etnik temizlikten on beş yıl sonra savaşın trajedisini unutma arzusunu duyan bir dul. Fakat çevresindekilerin aksine, gününün çoğunu geniş ailesinin bakım işlerinin acı tatlı rutini içinde geçirmekte, oğlu ve kocasının kemiklerini aramakta, çok kırılgan bir umudu beslemektedir. Bir gün bu umut yeğeninin düşmanın eski yerleşim yerlerinden birinde gerçekleşecek bir reality show’a katılması için seçilmesiyle sınanacaktır. Sıkıntılı savaş sonrası zamanın duygusal anlamda zengin bir portresini sunan yönetmen Ahmed Imamović’in filmi sabrın, inancın, sevginin ve her şeyin ötesinde affetmenin alışılmadık bir imgesini çiziyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Pera Müzesi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyuncuların performansı başarılıydı.
  • Rüveyda’nın dış sesi ve şiirsel tondaki okumaları filme olumlu katkı yapmakta.

Eksiler

  • Rüveyda’nın Sırp karakterle yaşadığı sorun tam olarak anlaşılamıyor.

Keşif

  • Bir sahnede yere yumurtanın düştüğü görülür. Yumurtanın sarısı, akının üstünde kaygan bir şekilde durmaktadır. Bir nevi Belvedere’deki mültecilerin yaşamlarındaki kayganlığa dair bir durumdur.
  • Filmin sonlarına doğru gösterilen bombalama sahnesi hem gerçek hayata hem de BBG (Biri Bizi Gözetliyor) evine düşmüş oluyor bir anlamda.
  • Filmde kimi sahneler BBG yarışmasının yapıldığı evde geçiyor. Bu sahnelerin renkli, geri kalan sahnelerin ise Siyah-Beyaz olmasını anlamlı buldum.
  • Bosna’da yaşanan savaşa dair yürek acıtıcı görüntüler mevcut. Masum insanlardan geriye kalan kafataslarının yıkanma görüntüleri var mesela. Keşke bu katliama sebep olanların kafaları yıkansa da kirden arınabilseler.
  • Otobüse binilen duraktan şehre dair manzaranın gösterilmesi “Ömer” (Yönetmen: Hany Abu-Assad) filmindeki benzer mizanseni aklıma getirdi.
  • Rüveyda karakterini, bir başka savaş temalı Bosna-Hersek filmi “Çocuklar” daki (Yönetmen: Aida Begic) ana karakter Rahima (Marija Pikic) ile yakın buldum.

Öylesine

  • Bulunamadı.

45 Yıl

image

Filmin Künyesi:

45 YIL | 45 YEARS | Yönetmen: Andrew Haigh / Oyuncular: Charlotte Rampling (Kate Mercer), Tom Courtenay (Geoff Mercer), Dolly Wells (Charlotte) / İngiltere / 2015 / Renkli/ 95´

Sinopsis:

Çocuk yapmadan 45 yıl evli kalan Kate ve Geoff Mercer, evlilik yıl dönümlerini bir partiyle kutlama hazırlıkları içindedir. Ancak Geoff’un aldığı bir mektup ikisini de sarsacaktır. İsviçre’den gelen mektupta bir cesedin bulunduğu yazılıdır. Ceset, Geoff’un, 1962’de gittikleri tatilde bir yürüyüş sırasında yarılmış bir buzulun içine düşüp ölen, Kate’den önceki kız arkadaşı Katya’ya aittir. Kate parti hazırlıklarını sürdürse ve çiftimiz kutlama için romantik bir heyecan duysa da Kate, Geoff’un sürekli Katya olayıyla meşgul olmasından git gide daha fazla rahatsızlık duyar. Geoff tekrar sigaraya başlar; eski aşkıyla dertsiz tasasız geçirdikleri günleri anar; tavan arasında onun fotoğraflarını arar ve arkadaşlarının, eski meslektaşlarının yaşlanış şekillerini acı acı eleştirir. Kate kocasını Katya konusunda sıkıştırdığında, yaşasaydı onunla evlenmiş olacağını öğrenir. Geoff’un arkadaşlarıyla çıktığı bir yemek sırasında Kate tavan arasındaki eskileri karıştırarak Katya’nın fotoğraflarını bulur. Fotoğraflarda, Katya öldüğünde hamiledir. Kutlama yaklaştıkça geçmişlerini deşmeye, geleceklerini gölgelemeye başlarlar.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar oldukça başarılı.
  • Diyaloglar sade ve etkileyici olmuş.

Eksiler

  • Film kimi sorulara tam bir açıklık getiremiyor.

Keşif

  • Kate ve Geoff ‘un ilk danslarının parçası: “Go Now” (The Moody Blues)
  • 45 yıldır birlikte olan Kate ve Geoff, Katya ile ilgili gelen mektuptan sonraki 4.5 günün her birini 45 yıl gibi geçirdiler.
  • Geoff geçmişini halının altına değil tavan arasına süpürmüş.

Öylesine

  • 45’lik”
  • “Hatırlarsam Fısıldama”

Halime’nin Yolu

image

Filmin Künyesi:

HALİME’NİN YOLU | HALIMA’S PATH | HALIMIN PUT | Yönetmen: Arsen A. Ostojic / Oyuncular: Alma Prica (Halima), Olga Pakalovic (Safija), Mijo Jurisic (Slavomir), Izudin Bajrovic (Salko), Miraj Grbic (Mustafa) / Bosna-Hersek / 2013 / Renkli/ 93´

Sinopsis:

Halime’nin Yolu, Bosna Savaşı’nda ölen ve çok sayıdaki toplu mezarlardan birinde gömülü oğlunun kemiklerini teşhis etmeye çalışan, fakat bunu başaramayan iyi kalpli Halime’nin trajik fakat ilham verici hikayesini anlatıyor. Halime, DNA analizi için kan vermeyi reddederek oğlunu aslında gizlice evlatlık edindiği ve biyolojik oğlu olmadığı gerçeğini saklar. Oğlunun bulmanın tek yolunun, onun 20 yılı aşkın bir süredir kendisinden haber alınmayan biyolojik annesini bulmaktan geçtiğini fark eder. Öte yandan, onu bulduktan hemen sonra, trajik bir dizi olay kontrolsüzce ortaya çıkar ve beklenmedik sonuçlar doğurur.

Not: Yukarıdaki paragraf Pera Müzesi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Müzik kullanımı filme pek güzel katkı yapmış.
  • Senaryo ve hikayenin kurgulanışı başarılı.
  • Yönetmenin şimdiki zamandaki sahnelerin içerisine geçmişi eklemlemesini beğendim.

Eksiler

  • Safija’nın önce evden kovulması sonra ise geri kabul edilmesi arasındaki geçiş iyi aktarılamamış.

Keşif

  • Slavomir ve bilmeden hayatını değiştirdiği oğlu ile aralarında geçen olay oldukça acıydı.
  • Filmdeki hikaye 1977 yılında başlıyor. O yıldan bu yıla toplumda kadın olmanın zorluğu hala sürüyor.
  • Alma Prica’nın oyunculuk gücünde bir Hülya Koçyiğit performansı vardı.

Öylesine

  • Hatıralar Arasında”