Albüm

image

Filmin Künyesi:

ALBÜM | Yönetmen: Mehmet Can Mertoğlu / Senarist: Mehmet Can Mertoğlu / Oyuncular: Murat Kılıç (Cüneyt Bahtiyaroğlu), Şebnem Bozoklu (Bahar Bahtiyaroğlu), Rıza Akın (Rıfat), Mihriban Er (Selma) / Türkiye / 2016 / Renkli / 104´

Sinopsis:

Cüneyt ile Bahar Bahtiyaroğlu, Antalya’da yaşayan, otuzlu yaşlarının sonuna merdiven dayamış, sekiz yıldır evli bir çifttir. İkili, doğal yollardan çocuk sahibi olamadıkları için evlat edinmeye karar vermiştir ama müstakbel çocuklarının gelecekte kendilerini biyolojik olarak da ebeveyn sanmasını istiyorlardır. Bu amaçla Bahar’ın hamile kılığında olduğu fotoğraflar çekip düzmece bir hamilelik albümü oluşturmaya başlarlar.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Bürokrasiyi, devlet dairelerindeki durumları gösterme ve yorumlama biçimi Romanya sinemasını hatırlattı.
  • Sosyal Hizmetler Merkezi’nde müdür ile Bahar-Cüneyt çifti arasında geçen sahneler güzeldi.
  • Film pek çok yerde bize donuk ekranlar da gösterdi. Sanki bu sahnelerin kendisi de birer albüm fotoğrafıymış gibi düşünülebilir.

Rüya

image

Filmin Künyesi:

RÜYA | Yönetmen: Derviş Zaim / Senarist: Derviş Zaim / Oyuncular: Gizem Erdem (1. Sine), Ebru Helvacıoğlu (2. Sine), Dilşad Bozyiğit (3.Sine), Gizem Akman (4. Sine), Mehmet Ali Nuroğlu (Yaren), Enis Arıkan (Hakan) / Türkiye / 2016 / Renkli / 106´

Sinopsis:

Sine günümüzdeki mimarlık pratiğinin aldığı biçimden hoşlanmayan genç bir kadın mimardır. Yedi uyuyanlar menkıbesinden hareket ederek mağara biçiminde bir farklı bir cami modeli tasarlamıştır. Ancak inşaat bir sürü problem nedeni ile yarım kalır. Stres nedeni ile Sinede uyku hastalığı başgösterir. Sine sonunda bir uyku hastalıkları merkezinde tedavi olmayı kabul eder, merkezde iken bir düş görür: Düşünde yedi uyuyanlar mitinin içindedir ve olaylara şahit olmaktadır. Rüyadan uyanır, ancak fiziksel ve ruhsal olarak değişmiştir. Etrafındaki kimse ondaki bu değişikliği farketmez. Sine uyku hastalıkları kliniğine her gidişinde fiziki ve ruhi olarak değişir; her değişimde ise etrafındaki engellere ve kendi meselelerine daha evvel yaptıklarından farklı biçimde yanıt vermeye başlar.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Keşke bu film gerçekten bir rüya olarak kalsaydı.
  • Derviş Zaim’den böyle bir film çıktığını görmek olumsuz anlamda şaşırtıcı oldu. “Balık” filmi ile birlikte yönetmen bir düşüş sürecine girmiş gibi geldi bana.
  • Oyunculuklarda bir ruh eksikliği vardı.
  • Hikaye iyi aslında ama senaryoda ciddi açık noktalar var.
  • Hikayedeki maneviyatın aksine filmin kendisinde bir yavanlık söz konusu.
  • Medyaya gerçekleri açıklama fikri/yöntemi “Yüz Numaralı Adam” (Yönetmen: Osman Fahir Seden) filmini hatırlattı.
  • “Rüyalar Gerçek Olmasa”
  • Filmde de sıkça kullanıldığı gibi Derviş Zaim de bizim gazımızı almış.

Julieta

image

Filmin Künyesi:

JULIETA | Yönetmen: Pedro Almodóvar / Senarist: Pedro Almodóvar, Alice Munro / Oyuncular: Emma Suárez (Julieta), Michelle Jenner (Beatriz), Rossy de Palma (Marian), Adriana Ugarte (Julieta Joven), Daniel Grao (Xoan), Blanca Parés (Antía) / İspaya / 2016 / Renkli / 99´

Sinopsis:

Kocası Xoan’ın trajik ölümünün ardından Julieta, kızı Antia ile Madrid’te yeniden bir hayat kurmaya çalışmaktadır. Ancak yaşadıkları acı, onları yakınlaştırmak yerine birbirlerine daha da uzaklaştırır. On sekiz yaşına kadar Julieta ile yaşayan Antia, bir gün hiçbir açıklama yapmaksızın evi terk eder. Julieta kızını ararken, onun ne kadar az tanıdığını fark eder. Bir gün yolda karşılaştığı, Antia’nın en yakın arkadaşlarından Bea’dan kızının yerini öğrendiğinde Julieta’nın geçmişine olan yolculuğu ve hesaplaşması da başlar…

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Oyunculuklar oldukça başarılı.
  • Filmin görüntü yönetiminde kullanılan renk paleti oldukça geniş ve güzel şekilde kullanılmış.
  • “Cingöz Julieta”
  • Xoan’ın ölümü sonrasında Julieta Antia; Antia ise Julieta gibi davranmaya başlıyor sanki.
  • Filmden bir replik: “Yokluğun hayatıma dalıp onu yok ediyor”

Elveda Berlin

image

Filmin Künyesi:

ELVEDA BERLİN | TSCHICK – GOODBYE BERLIN| Yönetmen: Fatih Akın / Senarist: Lars Hubrich, Fatih Akın, Hark Bohm / Oyuncular: Anand Batbileg (Andrej “Tschick” Tschichatschow), Tristan Göbel (Maik Klingenber), Nicole Mercedes Müller (Isa) / Almanya / 2016 / Renkli / 93´

Sinopsis:

Fatih Akın’ın son filmi “ELVEDA BERLİN / GOODBYE BERLIN”, Wolfgang Herrndorf’un 30 dile çevrilmiş çok satan romanından uyarlandı. Çağdaş bir Huckleberry Finn hikayesi olarak nitelenen bu yol filmi, zengin ve kopuk bir ailede büyüyen 14 yaşındaki Maik ile sınıfa yeni gelen göçmen Tschick’in sıra dışı dostluğunu anlatıyor. Annesi rehabilitasyon merkezine yatırılmış ve babası da iş gezisinde olan Maik yaz tatilini tek başına geçirecektir. Ancak Tschick kapısında çalıntı bir arabayla belirince plansız programsız bir yolculuğa çıkarlar. Maik için hem kendini hem de hayatı keşfedeceği bir macera olacaktır bu.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Fatih Akın’ın yol filmleri iyi bir yolda ilerliyor.
  • Maik karakterini canlandıran oyuncu “Arka Sokaklar” (Yönetmen: Orhan Oğuz) dizisindeki Komiser Hüsnü’nün (Özgür Ozan) oğlu Tekin’e (Onur Bay) oldukça benzemekte.
  • Bilmeceli-Bulmacalı yemek sahnesi güzeldi.

Küçük Adamlar

image

6.5 out of 10 stars (6,5 / 10)

Filmin Künyesi:

KÜÇÜK ADAMLAR | LITTLE MEN | Yönetmen: Ira Sachs / Senarist: Ira Sachs, Mauricio Zacharias / Oyuncular: Jennifer Ehle (Kathy Jardine), Alfred Molina (Hernan), Greg Kinnear (Brian Jardine), Talia Balsam (Audrey), Theo Taplitz (Jake Jardine), Michael Barbieri (Tony Calvelli), Paulina García (Leonor Calvelli) / A.B.D / 2016 / Renkli / 85´

Sinopsis:

13 yaşındaki Jake, ailesiyle birlikte Manhattan’dan Brooklyn’e, ölen dedesinden kalan eve taşınır. Burada dedesinin kiracısının aynı yaşlardaki oğlu Tony ile tanışır. Sessiz, sanatçı ruhlu Jake ressam; dışa dönük Tony ise oyuncu olmak istiyordur ve birlikte en tanınmış sanat liselerinden birine girme hayali kurarlar. Ancak işler bu iki çocuğunun aileleri arasına para meseleleri girince karışır. Gerginlik, er geç çocukların dostluklarına da yansır. Çehresi değişen New York şehrini aile çatışması arasında kalan bir dostluk üzerinden anlatan film ilk gösterimini Sundance Film Festivali’nde yapmasının ardından Berlin Film Festivali’nde yarıştı.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin müzikleri güzel.

Eksiler

  • Dede Max’a dair biraz daha hatıra/görsel paylaşımı/kullanımı olabilirdi.

Keşif

  • Oyunculuk kursunda Tony ile öğretmen arasında geçen sahne ile evden kovulan Tony’ye Jake’nin çözüm önerdiği sahne güzeldi.
  • Leonor ve Audrey karakterlerinin sevimsizlikleri amaca hizmet etmiş oldu film içerisinde.

Öylesine

  • “Küçük Adam Büyük Aşk (Oyunculuk ve Resim Üzerine)”

Kalandar Soğuğu

image

Filmin Künyesi:

KALANDAR SOĞUĞU | Yönetmen: Mustafa Kara / Senarist: Mustafa Kara , Bilal Sert / Oyuncular: Haydar Şişman (Mehmet), Nuray Yeşilaraz, Hanife Kara, İbrahim Kuvvet / Türkiye / 2015 / Renkli / 134´

Sinopsis:

Karadeniz’in bir dağ köyünde, ailesiyle birlikte yaşayan Mehmet, bir yandan beslediği birkaç hayvanla, günlük ihtiyaçlarını temin ederken, diğer yandan büyük bir tutkuyla; dağlarda maden rezervi aramaktadır. Zamanla umutsuz bir çabaya dönüşen maden arama fikri Mehmet’in duyduğu bir haberle yerini yeni bir maceraya bırakır; Mehmet Artvin’de gerçekleştirilecek olan boğa güreşlerine katılacaktır. Sıradan bir yaşam mücadelesi gibi görünen bu hikâyenin arka planında, dokunaklı bir hayatın, inceden inceye örülen bir mücadelenin ve doğa, insan, hayvan ilişkisinin naif bir portresi çizilmektedir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Film yönetimi, görüntü yönetimi ve oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Artvin’deki Kafkasör Şenlikleri ile ilgili daha anlaşılır bir bilgi akışı olsa daha iyi olabilirdi.
  • Çocukların okul durumundan hiç bahsedilmiyor.

Keşif

  • Mehmet’in dağlarda maden araması yaptığı sahnelerden birinde kamera bize bir kaya parçasının yuvarlanışını gösteriyor. Bu sahne bana “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmindeki yuvarlanan elma sahnesini anımsattı.
  • Poyraz’ın yarışı kaybetmesinden sonra İbrahim’in alnında beliren çizgiler çok şey anlatıyor.
  • Karamsar giden filmin sonunun umuda yönelmesi güzel olmuş. Mehmet’in hasta olan oğlu sayesinde kaybolan Poyraz bulunuyor. Öte yandan salyangozlar sayesinde de belki de Mehmet’in peşinde olduğu maden bulunuyor.
  • Mehmet için asıl madeni aslında ailesi. Gece uyumayıp ona yemek hazırlayan, yarışı kazansınlar diye oruç tutan annesi; hem evin hem de ahırın işlerini çekip çeviren eşi; ona işinde yardımcı olan çocukları.
  • Mehmet’in ufak oğlunun hastalığı ve onun bu durum karşısında tıbbi bir çözüm arayışına girmemesi “Gelin” (Yönetmen: Ömer Lütfi Akad) filmini hatırlattı.
  • Film içerisinde kullanılan temalar/nesneler zihnimde başka filmlere ilişkin referansların belirmesini sağladı. Şöyle ki, salyangoz kullanımı “Sarmaşık” (Yönetmen: Tolga Karaçelik) filmi; boğa ile kurulan dostluk “Sivas” (Yönetmen: Kaan Müjdeci); son umut olarak boğanın yarışlara götürülmesi “Sürü” (Yönetmen: Zeki Ökten); boğanın ortadan kaybolması “Nabat” (Yönetmen: Elçin Musaoğlu) filmi.
  • Sinemamıza yeni bir Nuri Bilge Ceylan geliyor olabilir.

Öylesine

  • “Poyraz Kalandar”
  • “Umut fakirin madenidir”

Rüzgarda Salınan Nilüfer

image

Filmin Künyesi:

RÜZGARDA SALINAN NİLÜFER | Yönetmen: Seren Yüce / Senarist: Seren Yüce / Oyuncular: Songül Öden (Handan), Tolga Tekin (Korhan), Tülay Günal (Şermin), Eraslan Sağlam (Aykut) / Türkiye / 2015 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Orta yaşlarına varmış olan Handan ve Korhan çifti İstanbul’un zengin semtlerinden birinde sıradan bir yaşam sürmektedirler. Handan kendine meşguliyet yaratabilmek için sürekli uğraşlar icat etmekte, Korhan’dan da her seferinde destek beklemektedir. Korhan’sa seneler içinde Handan’ın heveslerinin hiç bir yere varmadığını görmüş, bu hevesleri çok ciddiye almamayı öğrenmiştir. Kocasından umduğu desteği bulamayınca içindeki boşluğu doldurmak için yazar olan arkadaşı Şermin’e özenir ve yazarlığa niyet eder. Handan’ın bu arzusu kıskançlığa dönüşerek iki aile arasındaki dengeyi bozmaya başlar.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi vasatın az üstü olarak nitelendirebiliriz.
  • Diyaloglar ve oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Filmin finalini biraz zayıf buldum.
  • Filmde zaman zaman tempo sorunu yaşanıyor.

Keşif

  • Karakterler arasındaki ilişkiler, orta-üst sınıf çiftler gibi noktalar “Hayatboyu” (Yönetmen: Aslı Özge) filmini hatırlattı.

Öylesine

  • “Rüzgar Handan’ı Sürükleyecek”
  • “Rüzgarda Salınamayan İlham”
  • “Salınamayanlar”

Saraybosna’da Ölüm

image

Filmin Künyesi:

SARAYBOSNA’DA ÖLÜM | DEATH IN SARAJEVO | Yönetmen: Danis Tanovic / Senarist: Bernard-Henri Lévy , Danis Tanovic / Oyuncular: Jacques Weber (Jacques), Snežana Vidović (Lamija), Izudin Bajrović (Omer), Vedrana Seksan (Vedrana), Muhamed Hadžović (Gavrilo) / Bosna-Hersek / 2016 / Renkli / 85´

Sinopsis:

Birinci Dünya Savaşı’nı başlatan suikastın 100. yılında Hotel Europe büyük bir etkinliğe hazırlanmaktadır. O gün, otelin çatısında yapılan TV yayınında sabit politik duruşlar birdenbire asırlık tartışmalara yol açarken, otel müdürü aylardır maaşlarını alamayan ve tam da bu önemli günde grev yapmaya karar veren çalışanları “kendine özgü” yöntemlerle engellemeye çalışmaktadır. Grev sözcüleri bir bir ortadan kaybolurken en önemli konuklardan birini korumaya çalışan polisin tek derdi ise eşinin almak istediği kanepenin fiyatıdır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi beğendim. Yönetmenin daha önce izlediğim “Bir Hurdacı’nın Hayatı” filmine göre daha başarılı olmuş.
  • Yönetim ve senaryo başarılı.

Eksiler

  • Fransız konuğun otel odasındaki teatral konuşma provası daha kısa gösterilebilirdi.

Keşif

  • Günümüz politikasına, devletlere, savaşlara, ekonomiye yapılan eleştiriler güzel.
  • “Balık baştan kokar” misali otelin en üst katında olanlar oluyor ve olaylar zincirleme gelişiyor.
  • Kameranın Lamija’yı takip ettiği sahne güzeldi. Bu sahne “Birdman” (Yönetmen: Alejandro González Iñárritu) filmini hatırıma getirdi.
  • Gazeteci ile röportaj yapılan Gavrilo arasındaki uzun süren tartışma sahnesi iyiydi.

Öylesine

  • “Gavrilo Olsaydım”
  • “Patron oteli en son terk eder”

Véronique’in İkili Yaşamı

image

Filmin Künyesi:

VÉRONİQUE’İN İKİLİ YAŞAMI | LA DOUBLE VİE DE VÉRONİQUE | Yönetmen: Krzysztof Kieslowski / Senarist: Krzysztof Kieslowski, Krzysztof Piesiewicz / Oyuncular: Irène Jacob (Weronika / Véronique), Philippe Volter (Alexandre Fabbri), Sandrine Dumas (Catherine), Aleksander Bardini (Orkestra Şefi) / Polonya / 1991 / Renkli / 98´

Sinopsis:

İki farklı şehirde (Fransa ve Polonya’da), paralel iki kızın doğumundan beri 20 sene geçmiştir. Ortak hiçbir şeyleri yoktur, ne bir baba, ne bir anne ne de büyükanne veya büyükbaba, aileleri de hiç tanışmamıştır. Ancak birbirlerinin aynısıdırlar: ikisi de solaktır, çıplak ayakla yürümeyi sever ve altın yüzükleri gözkapaklarına değer. En önemlisi ise ikisinin de muhteşem, eşsiz sesleri, gelişmiş müzikal algıları ve tespit etmesi zor kalp gelişim bozuklukları vardır. Biri, farkında olmadan diğerinin deneyim ve bilgeliğinden faydalanır. Ayrıca ne zaman biri kendini bir şeyle yaralarsa, diğeri yaralayan objeyle temastan kaçınır. Bu basit ve duygusal bir aşk hikayesidir. Diğerinin vücudunda ve ruhunda devam etmesi için bir varlığın sona ermesinin hikayesidir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi oldukça beğendim. Başarılı bir film olmuş.
  • Müzikler oldukça başarılı.
  • Oyunculuk performansları, görüntü yönetimi ve görsel atmosfer iyi.
  • Senaryo ve hikaye kurgusunu beğendim.

Eksiler

  • Bulunamadı.

Keşif

  • Tren seyahatinde ilk Véronique’nin elindeki küreden etrafı ters olarak gösteriyor kamera bizlere. Belki de diğer Véronique’nin yansımasıdır bu.
  • İki Véronique’nin de karakteristik özellikleri benzemekte: Müziğe olan ilgi, aşık olmak, baba-kız ilişkisi…
  • Bir “kadın” filmi olma anlamında Atıf Yılmaz’ı yad ettirdi film.
  • Véronique karakterlerini canlandıran oyuncuyu görsel olarak Sermin Hürmeriç’e (Film: Muhsin Bey; TV Dizisi: Ekmek Teknesi)benzettim nedense.

Öylesine

  • “Véronique’in Tuhaf Vakası”

Prensim

image

Filmin Künyesi:

PRENSİM | MON ROI| Yönetmen: Maïwenn / Senarist: Etienne Comar, Maïwenn / Oyuncular: Vincent Cassel (Georgio Milevski), Emmanuelle Bercot (Marie-Antoinette Jézéquel), Louis Garrel (Solal), Isild Le Besco (Babeth), Chrystèle Saint Louis Augustin (Agnès) / Fransa / 2015 / Renkli / 124´

Sinopsis:

Her aşk, zaman içerisinde bir enkaza dönüşmez mi? Ödüllü yönetmen Maïwenn’in son filmi, bildiğiniz aşk filmlerine pek benzemiyor. Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan film; acı ve özlem, tutku ve ihanet arasında gidip gelen fırtınalı ve sıra dışı bir ilişkiye odaklanıyor. Bir tarafta düzenli hayatıyla istikrarlı bir avukat olan Marie-Antoinette, diğer tarafta ise karizmatik, özgür ruhlu, kadın avcısı Georgio. İdealize edilmiş bir aşk mefhumunu ve beyaz atlı prens kavramını sorgulayan film, klişelerden uzak durarak bir ilişkinin duygusal türbülanslarını son derece cesur bir şekilde perdeye taşıyor. Variety’nin “Jules ve Jim” kadar ultra-romantik olarak nitelediği filmin başrollerini Emmanuelle Bercot, Vincent Cassel ve Louis Garrel paylaşıyor

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda başarılı bir film olmuş.
  • Oyunculuklar iyi düzeyde.

Eksiler

  • Georgio’nun terapiye gitmesi hikayede çok inandırıcı durmuyor.

Keşif

  • Georgio karakterinde biraz “Issız Adam” (Yönetmen: Çağan Irmak) filmindeki Alper’in (Cemal Hünal) havası vardı.
  • Bebek, ailedeki bağı daha da güçlendirmek için dünyaya geliyor belki, ama tam tersi bir şekilde Georgio  ile Marie-Antoinette arasındaki ilişki göbek bağına dolanıyor.
  • Filmin kurgusunda gelecekle geçmişin harmanlanması iyi bir yöntem olmuş.

Öylesine

  • “Aşk Gidiyorum Demez