Dheepan

image

Filmin Künyesi:

DHEEPAN | Yönetmen: Jacques Audiard / Senarist: Jacques Audiard, Thomas Bidegain, Noé Debré / Oyuncular: Antonythasan Jesuthasan (Dheepan), Kalieaswari Srinivasan (Yalini), Claudine Vinasithamby (Illayaal), Vincent Rottiers (Brahim) / Fransa / 2015 / Renkli / 115´

Sinopsis:

Başta Coen kardeşler ve Xavier Dolan olmak üzere tüm Cannes jürisini kendine hayran bırakan, Pas ve Kemik ve Yeraltı Peygamberi filmleriyle tanıdığımız Jacques Audiard’ın Cannes’ın en büyük ödülünü kazanan son filmi, Paris’te Sri Lankalı üç mülteci üzerinden tüm dünyadaki sığınmacıların çektiği zorlukları ele alıyor. Filme adını veren Dheepan’ı 1980’lerde Tamil Kaplanları’nda çocuk asker olan romancı Antonythasan Jesuthasan canlandırıyor. Sri Lanka’da sona eren iç savaştan kaçabilmek için Dheepan, bir kadın ve bir kız çocuğuyla bir aileymiş gibi davranarak mülteci olarak Fransa’ya gider. Paris dışında bir toplu konuta yerleştirilen üçlü, bir yandan göçmen olarak kültür çatışmasını aşmaya çalışırken bir yandan da gündelik şiddetle ve “ailevi” meselelerle uğraşmak zorunda kalacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Sinematografi başarılı.

Eksiler

  • Hikayesini/derdini anlatmakta yetersiz kalıyor film.
  • Sonlara doğru yaşanan aksiyon anları böyle bir film için biraz ağır olmuş.

Keşif

  • Vasat bir film olmuş. Bu filmin 2015 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü almış olmasını garipsedim.
  • Brahim ile Yalini’nin kafa hareketleri yaptığı sahne güzeldi.
  • Filmin içerisinde ara ara gösterilen fil imgesi Dheepan’ın Sri Lanka’yı hep hatırlayacağını/unutmayacağını anlatmak ister belki de.

Öylesine

  • “Kapıcılar Dheepanı” 
  • “FREXIT”
  • “D-Blok”

Bin Başlı Canavar

image

Filmin Künyesi:

BİN BAŞLI CANAVAR | A MONSTER WITH A THOUSAND HEADS | Yönetmen: Rodrigo Plá / Senarist: Laura Santullo / Oyuncular: Jana Raluy (Sonia Bonet), Sebastián Aguirre Boëda (Dario), Emilio Echevarría (Sandoval) / Meksika / 2015 / Renkli / 75´

Sinopsis:

Kanser olan kocasının tedavi masraflarını karşılamayı reddeden sigorta şirketi karışışında çaresiz kalan Sonia, eline bir silah alarak ödemeyi onaylaması gereken yetkilileri tek tek ziyaret etmeye başlar. Tek amacı ölümle boğuşan eşine ilaçları yetiştirmek olan kadının ikna etmesi gereken bencil yetkililerin her biri, bin başlı bir canavarın sadece görünen parçalarıdır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Başarılı bir film olmuş.
  • Jana Raluy iyi bir oyunculuk performansı sergilemiş.

Eksiler

  • Sonia’nın psikolojik anlamdaki değişimi hızlı verilmiş.

Keşif

  • Mahkeme sahnelerinin filmin genel akışı içerisinde kullanılması fikri güzel olmuş.
  • Başroldeki kadın karakterin hakkını araması teması bana “İki Gün Bir Gece” (Yönetmen: Jean-Pierre Dardenne, Luc Dardenne) filmini hatırlattı.

Öylesine

  • “Sessiz ve Derinden”

Annemle Geçen Yaz

image

Filmin Künyesi:

ANNEMLE GEÇEN YAZ | THE SECOND MOTHER | QUE HORAS ELA VOLTA | Yönetmen: Anna Muylaert / Senarist: Anna Muylaert / Oyuncular: Regina Casé (Val), Camila Márdila (Jéssica), Karine Teles (Bárbara), Michel Joelsas (Fabinho), Lourenço Mutarelli (Carlos) / Brezilya / 2015 / Renkli / 112´

Sinopsis:

Val, işini ciddiye alan, yıllardır aynı aile için çalışan yatılı bir hizmetçidir. Mütevazi tavırlarıyla, bebekliğinden beri çocuklarına bakıcılık yaptığı Sao Paulo’lu zengin işverenlerine her gün tüm çalışkanlığı ve sadakati ile hizmet eder.

Bu şık evde her şeyin yeri, yolu, yordamı bellidir; ta ki Val’in hırslı ve akıllı kızı Jessica, üniversite giriş sınavına girmek için Sao Paulo’ya gelene dek… Jessica’nın genç oluşu, kendinden aşırı emin halleri, ev sakinlerinin huzurunu kaçıracak ve evdeki hassas dengeleri alt-üst edecektir. Val ise sadakatinin sınırlarına ve feda edebileceklerinin neler olduğuna karar vermelidir. Brezilya’nın Oscar adayı olan Annemle Geçen Yaz, aile ve sınıf meselelerini yeni, çağdaş ve tempolu bir tarzda ele alıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Başarılı bir film olmuş.
  • Oyunculuklar dengeli.

Eksiler

  • Evde çalışan diğer hizmetçi karakteri biraz havada kalmış.

Keşif

  • Evin hanımı Barbara bir sahnede hizmetçileri Val’in kızı Jessica’nın havuza girmemesi için su seviyesini azaltıyor. Belki de kendi düşüncesinde suyu onları seviyesine indirgemiş oluyor.
  • Karakterler arasında hissedilen ama tam adı konulmayan gerginlikler bana “Geçmiş” (Yönetmen: Asghar Farhadi) filmini hatırlattı.
  • Val karakterinin genel yapısında Yıldız Kenter’in “Kızım Ayşe” (Yönetmen: Yücel Çakmaklı) ve “Fatma Bacı” (Yönetmen: Halit Refiğ) filmlerindeki karakterlerinin yapısı vardı.

Öylesine

  • “Ana Kurdu”

Hitchcock Truffaut

image

Filmin Künyesi:

HITCHCOCK TRUFFAUT | Yönetmen: Kent Jones / Senarist: Kent Jones, Serge Toubiana / Oyuncular: Mathieu Amalric (Anlatıcı), Wes Anderson, Olivier Assayas, Peter Bogdanovich, Arnaud Desplechin, David Fincher, James Gray, Kiyoshi Kurosawa, Richard Linklater, Paul Schrader, Martin Scorsese / Fransa / 2015 / Renkli / 79´

Sinopsis:

Bir sanat dalının yöneldiği istikamete azami derecede etki eden iki yönetmen, Alfred Hitchcock ve François Truffaut. İkisi arasında kurulmuş bir köprü var: Truffaut´nun Hitchcock´la 3 gün boyunca yaptığı söyleşiden derlediği, 1966 yılında yayımlanan kitabı Hitchcock´a Göre Sinema. Kent Jones´un belgeseli Hitchcock/Truffaut, bir soru soruyor sinemanın hâlihazırdaki büyük yönetmenlerine: “Bu kitap sinemaya bakışınızı nasıl etkiledi?” Fincher, Schrader, Scorsese, Assayas, Bogdanovich ve pek çok isim, yılın heyecanla beklenen belgeselinde iki büyük yönetmene saygı duruşunda bulunuyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Belgeseli vasatın az üstü olarak değerlendirdim.

Eksiler

  • Belgesele katkı yapan/seçilen yönetmenler daha geniş kapsamlı olabilirdi.
  • Hitchcock’un yaşamından video görüntüler de -eğer varsa- kullanılabilseydi keşke.

Keşif

  • Hitchcock’un kendi görüşlerini aktardığı sahneler ve ona dair yapılan tespitler güzeldi.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Ana Yurdu

image

Filmin Künyesi:

ANA YURDU | Yönetmen: Senem Tüzen / Senarist: Senem Tüzen / Oyuncular: Esra Bezen Bilgin (Nesrin), Nihal Koldaş (Halise), Fatma Kısa (Emine), Semih Aydın (Halil), Habibe Doygun (Habibe Abla) / Türkiye / 2015 / Renkli / 96´

Sinopsis:

“Ana Yurdu”, annesine duyduğu sevgi ve nefret hisleriyle arafta kalmış bir kadının kendinden ödün vermeyen portresidir. Nesrin, romanını bitirmek ve yazar olma hayallerini gerçekleştirmek için, kısa süre önce ölen anneannesinin İç Anadolu’daki boş köy evine taşınır. Ama gün be gün muhafazakarlaşan annesi Halise’nin beklenmedik ziyareti ve tüm ısrarlarına rağmen dönmeyi reddetmesiyle birlikte Nesrin’in yazma denemeleri ve köy hayatına dair kurduğu hayaller suya düşer. Bu iki kadın, birbirlerinin iç dünyalarındaki en kuytu köşelerle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Filmin finali daha farklı ve iyi olabilirdi.
  • Oto tamircisinde geçen sahneler daha detaylı olabilirdi.

Keşif

  • Bir sahnede gaz lambası/fener ile anne Halise’nin yüzünün aydınlatılması “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmindeki gaz lambalı benzer sahneyi çağrıştırıyor.
  • Filmin atmosferindeki karanlık ve tekinsizlik bana, baş rollerden birinde yine Esra Bezen Bilgin’in oynadığı “Kusursuzlar” (Yönetmen: Ramin Matin) filmini anımsattı.
  • Bu filmde baba figürünün varlığı bir köksüzlük yaratırken; “Köksüz” (Yönetmen: Deniz Akçay) filminde baba figürünün yokluğu mevzu bahisti.
  • Esra Bezen Bilgin’in oyunculuk yeteneğinde ve performansında yeni dönemin Müjde Ar’ını görür gibi oluyoruz.

Öylesine

  • “Niğde in Niğde”
  • “Şalvar Romanı” 
  • “Dua Krizinin Eşiğindeki Kadınlar”
  • “Ana Uykusu”

Kor

image

Filmin Künyesi:

KOR | Yönetmen: Zeki Demirkubuz / Senarist: Zeki Demirkubuz / Oyuncular: Aslıhan Gürbüz (Emine), Taner Birsel (Ziya), Caner Cindoruk (Cemal), İştar Gökseven, Çağlar Çorumlu / Türkiye / 2016 / Renkli / 145´

Sinopsis:

Kocası Cemal yaşadığı çöküşün ardından, bir iş için gittiği Romanya’da tutuklanınca, acilen ameliyat olması gereken hasta çocuğuyla bir başına kalan Emine, elişi aldığı atölyede kocasının eski patronu Ziya ile karşılaşır. Ziya bir zamanlar çok hoşlandığı kadının ve çocuğunun durumunu öğrenince kayıtsız kalmaz.

Cemal aylar sonra İstanbul’a döndüğünde, Emine konfeksiyon atölyesinde çalışmaktadır ve çocuğu sağlıklıdır. Ancak, tesadüfen bulduğu hastane faturası, Ziya’nın çocuğunu ameliyat ettirdiğini öğrenmesine ve Emine’nin bunu gizlediğinin ortaya çıkmasına neden olur.

Başına gelenlerden zaten Ziya’yı sorumlu tutan ve Emine’yi deli gibi kıskanan Cemal, altında başka korkular taşıdığı bu durumla yüzleşmeyi mi yoksa görmezden gelmeyi mi seçecektir?

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak vasatın üstü değerlendirdim.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Senaryo çok kuvvetli değil.
  • Çağlar Çorumlu’nun hayat verdiği yan karakter filme çok katkıda bulunamamış.

Keşif

  • Cemal’in kayıtsızlık ile kaygısızlık zemininde gidip gelen tavrı yönetmenin “Yazgı” filmindeki Musa karakterini anımsattı.
  • Kadın karakterin, eşinin patronu ile olan iletişimi/ilişkisi; telefonun ara ara çalması; balkonda dalınan derin düşünceler, alınan kararlar bana zaman zaman “Üç Maymun” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmini hatırlattı.
  • Filmin ismindeki anlamı hem karakterlerin hayat içerisinde dönüştükleri durumda hem de görüntüde kullanılan renklerin tonlarında görebilmekteyiz.

Öylesine

  • “TEM’in Ardı” 

Saul’un Oğlu

image

Filmin Künyesi:

SAUL’UN OĞLU | SON OF SAUL | SAUL FIA | Yönetmen: László Nemes
/ Oyuncular: Géza Röhrig (Saul Ausländer), Levente Molnár (Abraham Warszawski), Urs Rechn (Oberkapo Biederman) 
/ Macaristan / 2015 / Renkli/ 107´

Sinopsis:

Bugüne kadar soykırım üzerine çekilmiş filmlerden bambaşka bir yaklaşım izlemesiyle dikkat çeken Son of Saul, Naziler tarafından toplama kampında iş yapmaya zorlanan “Sonderkommando”lardan Yahudi esir Saul’un hayatının iki gününe odaklanıyor. Saul bir gün cesetlerin yakıldığı imha fırınında, oğlu olduğunu düşündüğü bir çocuğun cesedini görür. Saul, oğlunun cesedini yakılmaktan kurtarıp usulünce toprağa vermeyi takıntı haline getirecektir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim. Bir ilk film olarak oldukça başarılı.
  • Géza Röhrig, Saul rolünde oldukça iyi bir performans sergilemiş.

Eksiler

  • Filme dahil olan karakter sayısı hem biraz fazla hem de sirkülasyon hızlı.
  • Saul’un, oğlu olduğunu iddia ettiği ölü çocuğu gömme isteği ile ilgili biraz inandırıcılık sorunu var gözüküyor.

Keşif

  • Film atmosfer olarak iyi bir hava yakalıyor ve izleyiciyi içine alıyor.
  • Filmin başlarındaki bir sahnede gaz odasında kurbanların sesleri gelirken kamera bize Saul’un suretini gösteriyor. Sanki o sesler ve daha fazlası Saul’un zihninde de yaşanıyor.
  • Filmin sonunda gösterilen ağaçlar, ormanlar daha ne kadar çok oksijen üretebilir ki insanoğlunun neden olduğu katliamları/pislikleri temizleyebilmek için.

Öylesine

  • “Habemus Haham”

Davet

image

Filmin Künyesi:

DAVET | THE INVITATION | Yönetmen: KARYN KUSAMA / Oyuncular: LOGAN MARSHALL-GREEN (Will), TAMMY BLANCHARD (Eden), MICHIEL HUISMAN (David), EMAYATZY CORINEALDI (Kira), LINDSAY BURDGE (Sadie), JOHN CARROLL LYNCH (Pruitt), MIKE DOYLE (Tommy), MICHELLE KRUSIEC (Gina), MARIEH DELFINO (Claire), JAY LARSON (Ben) / ABD / 2015 / Renkli/ 90´

Sinopsis:

Eden ve Will’in çocuklarını kaybetmesinin ve ayrılmalarının ardından iki senedir topluca bir araya gelmeyen kalabalık bir arkadaş grubu, Los Angeles’ın bir tepesindeki malikânede buluşurlar. Will uzun süredir gelmediği eski evindeki değişiklikleri gözlerken, Eden’ın yeni eşi David eski dostlarla yeni arkadaşlarını tanıştırır. Sohbetin yönü şarap eşliğinde oynanan itiraf oyunlarına evirildiğinde her şey bir gerilim filminde olması gerektiği gibidir; karanlık ve köşeli. Hikâyeler anlatılıp, evdeki kilitli kapılar açıldıkça köşeler karanlıklara, karanlıklar köşelere yuvarlanır. Bizce bu film hakkındaki tweetleri okumayın, IMDB’yi kurcalamayın, eleştirilere bakmayın. Gelin, koltuğunuza oturun ve derin bir nefes alarak gözlerinizi karanlığa alıştırın. Bu davet size.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim.
  • Sinematograf ve senaryo başarılı.
  • Oyuncu seçimleri başarılı yapılmış.

Eksiler

  • Bulunamadı.

Keşif

  • Gerilim unsurları filmde iyi kullanılmış.

Öylesine

  • “Kırık Davet”
  • “Eden Bulur”
  • “Çakalı Öldürseler”

Diren!

image

6.5 out of 10 stars (6,5 / 10)

Filmin Künyesi:

DİREN! | SUFFRAGETTE | Yönetmen: Sarah Gavron / Oyuncular: Carey Mulligan (Maud Watts), Helena Bonham Carter (Edith Ellyn), Anne-Marie Duff (Violet Miller), Meryl Streep (Emmeline Pankhurst), Grace Stottor (Maggie Miller), Geoff Bell (Norman Taylor) / İngiltere / 2015 / Renkli/ 106´

Sinopsis:

Maud (Carey Mulligan), hastalıklara ve yaralanmalara sık sık rastlanan bir çamaşırhanede 7 yaşından beri çalışmaktadır. Aynı çamaşırhanede çalışan George (Ben Whishaw) ile evli olan Maud’un hayatta en büyük dayanağı oğlu Sonny’dir. Bir paketi teslim etmeye giderken eylem yapan süfrajetlerin arasında kalır ve eylemciler arasında kendisiyle aynı çamaşırhanede çalışan Violet’ı (Anne-Marie Duff) görür. Maud’un harekete olan ilgisini fark eden Violet, onu oy haklarını savunmaya ikna etmeye çalışır.

Süfrajetlerin içinde sözcülük yapıp eylemlerde ön plana çıkması nedeniyle göze batan Maud, bir gösteriden sonra tutuklanır ve bir hafta hapiste kalır. Hapishaneden çıktığında işler daha da karışır; çünkü kocası onu ne eve alır, ne de oğlunu görmesine izin verir. Maud’un adaletsizliğe karşı duyduğu öfke, onu hareketin lideri olan Emmeline Pankhurst (Merly Streep) ile tanışmaya dek götürecektir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim. Başarılı bir film olmuş
  • Oyunculuklar oldukça güçlü.
  • Dekor ve kostüm tasarımı güzel olmuş.

Eksiler

  • Direniş ile ilgili toplumsal bilinç oluşması konusuna biraz daha yer verilebilirdi.

Keşif

  • Kadınların direnişini anlatan  “Kadının Fendi” (Yönetmen: Nigel Cole) filminin dram hali olarak düşünebiliriz bu filmi.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Yeni Ahit

image

Filmin Künyesi:

YENİ AHİT | THE BRAND NEW TESTAMENT | LE TOUT NOUVEAU TESTAMENT| Yönetmen: Jaco Van Dormael / Oyuncular: Pili Groyne (Ea), Benoît Poelvoorde (Ea’nın Babası), Catherine Deneuve (Martine), François Damiens (François), Yolande Moreau (Ea’nın Annesi) / Belçika / 2015 / Renkli/ 113´

Sinopsis:

Tanrı yaşıyor, hem de Brüksel’de bir apartmanda! Ama pek huysuz bir adam; karısıyla kızına pek kötü davranıyor. Masum kızı hakkında pek az şey biliyoruz aslında: Kendisi 10 yaşında, adı da Ea… Bir gün tahammülü tükenince, Ea babasının en büyük sırrını, yani dünyadaki herkesin öleceği tarihi SMS’ler yollayarak ifşa eder. Ardından da evden kaçıp altı yeni havari bulmaya karar verir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Başarılı bir film olmuş.
  • Filmin kurgusunu ve müziklerini beğendim.
  • Filmdeki oyunculuklar ve epizot şeklinde bölümleme güzeldi.

Eksiler

  • Filmin girişi odak noktasını toplamada biraz bocalama yaşıyor.
  • Havari adaylarının Ea ile ilk karşılaşmalarında onun isteğini hiç sorgulamadan kabul etmeleri biraz bulanık olmuş.

Keşif

  • Catherine Deneuve ile Goril’in eş olması Neo-Luis Bunuelvari bakış açısı olmuş.
  • “Hz. İsa ve Havariler” tablosunun film içerisinde sürekli güncellenmesi güzel bir fikir olmuş.
  • Bir kadın eliyle dünyanın yeniden başlatılması, Ea’nın kalp sesinden kişilik müziğini bulması vb. sahneler filme renk katmış.

Öylesine

  • “Tanrı’nın İnsanları”