Roma

Roma filminde Cleo (Yalitza Aparicio)

Roma filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

ROMA | Yönetmen: Alfonso Cuarón / Senarist: Alfonso Cuarón  / Oyuncular: Yalitza Aparicio (Cleo),  Marina de Tavira (Sofia), Diego Cortina Autrey (Toño), Carlos Peralta ( Paco), Marco Graf (Pepe),  Daniela Demesa (Sofi),Nancy García García (Adela), Verónica García (Teresa), Andy Cortés (Ignacio), Fernando Grediaga (Antonio), Jorge Antonio Guerrero (Fermín), José Manuel Guerrero Mendoza (Ramón) / Meksika / 2018 / Siyah-Beyaz / 135´

Sinopsis:

Cleo, Meksiko’nun orta sınıf ailelerinin yaşadığı bir Roma mahallesinde bulunan bir evde hizmetçi olarak çalışan genç bir kadındır. Bir yandan ev işleri ile uğraşan Cleo, bir yandan da evdeki dört çocukla ilgilenir. O tüm zamanını hizmetlisi olduğu evde geçirse de kendisine ait bambaşka bir dünyası vardır. Genç kadın, gönlünü Fermin adındaki bir adama kaptırmıştır. Fakat bu ilişki pek de Cleo’nun düşlediği gibi sonuçlanmaz. Bu sırada evin dört çocuk annesi olan hanımı Sofia, kocasının yokluğu ile başa çıkmaya çalışır. Birbirinden farklı hayatlara sahip olsalar da benzer travmalar yaşayan Cleo ve Sofia, siyasi kargaşanın hüküm sürdüğü bir ortamda birbirlerinin en büyük destekçisi olur.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi beğendim. Başarılı ve kaliteli bir çalışma olmuş.
  • Oyunculuklar ve sinematograf oldukça başarılı.
  • Filmin final bölümü güzel kurgulanmış.
  • Film boyunca Cleo’nun başına bütün felaketler geliyor sanki. Deprem, yangın, boğulma, katliam vb. gibi.
  •  Cleo karakteri karşılaştığı tüm güçlüklere karşın bir şekilde ayakta kalmayı, ağlamamayı başarıyor doğum sahnesine kadar.  Bu durum “Gülen Adam” (Yönetmen: Kartal Tibet) filminde hayatı boyunca gülen biri olan Yusuf Şaplak‘ın (Kemal Sunal) bebeği doğduktan sonra ağlaması sahnesini hatırlatır.

Roma Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • “Cleo from 70 to 71”
  • “Dalga Seviyesi”
  • “Güçlü Kadın”

 

Dağların Tepelerin Ardında

image

Filmin Künyesi:

DAĞLARIN TEPELERİN ARDINDA | ME’EVER LAHARIM VEHAGVAOT | BEYOND THE MOUNTAINS AND HILLS | Yönetmen: Eran Kolirin / Senarist: Eran Kolirin / Oyuncular: Alon Pdut (David Greenbaum), Mili Eshet (Yifat Greenbaum), Shiree Nadav-Naor (Rina Greenbaum), Noam İmber (Omri Greenbaum), Yoav Rothman / İsrail / 2016 / Renkli / 90´

Sinopsis:

Greenbaum ailesi görünüşte sorunsuz bir hayat sürdürmektedir. Ne var ki, baba David’in 27 yıl hizmet verdiği İsrail ordusundan ayrılıp sivil hayata dönüşüyle birlikte ailenin tüm bireylerine ve aslında topluma sızmış olan huzursuzluk, kendini gösterecektir. Eran Kolirin, üçüncü filminde devleti yozlaşmaya yüz tutmuş aile mefhumu üzerinden tartışmaya açıyor. Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde dünya prömiyerini yapan Dağların Tepelerin Ardında, nedensiz ve isimsiz bir suçluluk duygusunun en iyi yansıtıldığı filmlerden..

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Vasat düzeyde bir film olmuş.
  • David’in eşi ile öğrencisi arasındaki cinsel çağrışımlı edebi ilişki “Evde” (Yönetmen: François Ozon) filmini hatırlattı.
  • David’in eşinin öğretmenlik yaptığı okuldaki sınıf ortamı “Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor” (Yönetmen: Kartal Tibet) filmini hatırlattı.
  • Yifat Greenbaum’a hayat veren Mili Eshet sima olarak “Devlet Kuşu” (Yönetmen:  Memduh Ün) filminde Hülya karakterini oynayan Mehtap Ar’a benziyor.

Birdman veya Cahilliğin Umulmayan Erdemi

image

Filmin Künyesi:

BIRDMAN VEYA CAHİLLİĞİN UMULMAYAN ERDEMİ | BIRDMAN: OR (THE UNEXPECTED VIRTUE OF IGNORANCE) | Yönetmen: Alejandro González Iñárritu / Oyuncular: Michael Keaton (Riggan Thomson), Zach Galifianakis (Brandon), Edward Norton (Mike Shiner), Andrea Riseborough (Laura), Amy Ryan (Sylvia), Emma Stone (Sam), Naomi Watts (Lesley), Lindsay Duncan (Tabitha) / ABD / 2014 / Renkli / 119´

Sinopsis:

Bir dönemin ‘Birdman’ adlı süper kahraman filmleri serisiyle ünlenen oyuncusu Riggan, Broadway’de kendi yönettiği ve başrolünde yer aldığı bir oyunun son hazırlıklarını yapmaktadır. Ancak provalar esnasında oyunculardan biri beklenmedik bir biçimde yaralanır ve yerinin acil olarak doldurulması gerekir. Lesley ve onun en yakın arkadaşı olan Jake’in önerisiyle bir zamanların gözde yıldızı olan Mike Shiner ile anlaşılır. Riggan sahneye çıkma hazırlıkları yaparken en başta Mike Shiner ardından ise oyuncu olan sevgilisi Laura, kişisel asistanlığını yürüten kızı Sam ve mükemmeliyetçi eski karısı Sylvia baş etmek durumunda kalır. Riggan kendine yeniden prestij kazandırmasını beklediği bu oyunu, beklentilerin aksine olumlu tepkiler kazanması için elinden geleni yapacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda başarılı bir film.
  • Oyunculuklar oldukça başarılı. Özellikle de Michael Keaton ve Edward Norton.
  • Senaryo başarılı.

Eksiler

  • Hareketli kamera kullanımı zaman zaman rahatsız edici boyutlara ulaşıyor.
  • Film müzikleri pek başarılı değil.
  • Riggan’ın Birdman benliğini canlandıran dış ses çok itici.
  • Diyalogların belden aşağı bölümleri biraz abartılı olmuş.

Keşif

  • Riggan’ın tiyatro uyarlamasını yaptığı “What We Talk About When We Talk About Love” (Yazar: Raymond Carver) hikayesinde geçen kimi sahnelerin filmin içindeki gerçek hayatta da olduğunu görürüz.
    • Sargılar içindeki yaşlı çift / Riggan’ın filmin sonundaki sargılı hali
    • Oyunu sergileyenlerin normalde de sevgili olması
    • Oyunda rolü gereği hamile olan Laura’nın gerçekte de hamile olması
  • Filmde bahsi geçen ilginç bir tespit: “Aşk ile hayranlığı karıştırma”
  • Riggan ile tiyatro eleştirmeni kadının bardaki atışma sahnesi iyiydi.
  • Filmin sonunda burnunu yaralayan Riggan bir nevi Birdman maskesi takmış gibi oluyor.
  • Özellikle dış çekimlerde kameranın yüksekten çekim yapması şöhrete ve ihtişama yapılan bir tasvir gibiydi.
  • Filmin büyük çoğunluğunun tiyatro binası içinde geçmesi aklıma “Riley’nin Hayatı” (Yönetmen: Alain Resnais) filmini getirdi.
  • Şöhret ve gücü kaybetme/elinde bulundurma temaları açısından film “Yıldız Haritası” (Yönetmen: David Cronenberg) filmine yakın duruyor.
  • Riggan’ın menajeri hem siması hem de rolü gereği “Şark Bülbülü” (Yönetmen: Kartal Tibet) filminde Gazino Müdürünü canlandıran Levent Öktem’e pek benziyor.

Öylesine

  • “Riggan’ın Hayatı”
  • “Garip bir kuştu rolüm,
    Elimden uçtu ünüm”

Çöldeki İzler

image

Filmin Künyesi:

ÇÖLDEKİ İZLER | TRACKS | Yönetmen:  John Curran  / Oyuncular:  Mia Wasikowska (Robyn Davidson), Adam Driver (Rick Smolan), Emma Booth (Marg), Melanie Zanetti (Annie), Jessica Tovey (Jenny), Rainer Bock (Kurt Posel), Carol Burns (Bayan Ward), Robert Coleby (Pop), Tim Rogers (Glendle), Bryan Probets (Geoff), Roly Mintuma (Eddie), John Flaus (Sallay), Felicity Steel (Gladdy), Darcy Crouch (Tolly), Daisy Walkabout (Ada)  / İngiltere, Avustralya / 2013 / Renkli / 110´

Sinopsis:

John Curran’ın yeni filmi Tracks, Avustralyalı yazar Robyn Davidson’ın kendi anılarını kaleme aldığı aynı adlı kitabından bir uyarlama. Mia Wasikowska’nın Davidson’ı canlandırdığı film, yazarın köpeği ve dört deveyle 1977 yılında Avustralya çöllerinde yaptığı yolculuğu konu alıyor. Adam Driver ise, Davidson’ın yolculuğunu kaydeden National Geographic fotoğrafçısı Rick Smolan rolünde. Film büyüleyici görüntüler eşliğinde nefes kesici bir yolculuğu anlatırken; genç bir kadının meydan okuyuşuyla feminizmden, hikâyenin geçtiği coğrafya nedeniyle sömürgeciliğe kadar pek çok temaya da değiniyor. Yönetmen John Curran, New York’tan Avustralya’ya yerleştiği dönemde, 80’li yıllarda keşfetmiş Robyn Davidson’ın kitabını. Genç kadının bir anlamda kendisini de keşfetmek için yaptığı bu yolculuğu, kendi yolculuğuna çok yakın bulan Curran, yıllar sonra bu uyarlamayı yapmaktan büyük heyecan duymuş.

Artılar

  • Mia Wasikowska’nın oyunculuğunu oldukça başarılı buldum.
  • Gökyüzünden yapılan görüntü çekimlerini başarılı buldum.
  • Genel anlamda film için vasatın biraz üstü diyebilirim.

Eksiler

  • Müzik kullanılmayıp sadece doğanın kendi sesini dinlesek daha mı iyi olurdu diye düşündüm.
  • Robyn’in babası ve ablasının filmdeki varlığı/etkisi çok zayıf geldi bana.
  • Yolculuk öncesinde Robyn’in yanına uğrayan arkadaşlarının kısa süreli rock müzik etkinliği tüm o melankolik havayı bozuverdi 🙁

Keşif

  • Robyn’in bu yolculuğu belki de onun annesini ya da ilk köpeğini arama hikayesi bir açıdan da.
  • Yolculuk sırasında Robyn’in karşılaştığı Eddie karakteri dikkatimi çekti. Oranın bir yerlisi olan Eddie genellikle kendi dilince bir şeyler konuşur ve Robyn onunla bir şekilde anlaşır. Bu durum bana “Yoksul” (Yönetmen: Zeki Ökten) filminde Yoksul (Kemal Sunal) ile sürekli tesbih çeken, dua eden ama normal şekilde konuşamayan (büyük ihtimalle dilsiz) Hacı (Mustafa Suphi Baltacı) arasındaki ilişkiyi hatırlattı.
  • Dayanamıyorum diye çıldıran Robyn yangınını Rick ile yaptığı bir sevişme ile söndürüp yolculuğuna kaldığı yerden devam ediyor.
  • Çölün ortasındaki arayış teması bana “Nokta” (Yönetmen: Derviş Zaim) filminde Tuz Gölü’ndeki arayışı hatırlattı.
  • Robyn’in çöl yolculuğu sırasınca karşılaştığı ve ona yardımcı olan karakterleri onun hayatındaki diğer kişilerle aşağıdaki gibi ilişkilendirebiliriz.
    Eddie – Deve bakıcılığını öğreten Afganlı adam
    Yaşlı çift – Anne ve Babası
    Yerli kadınlar – Yakın arkadaşları
  • Bu film bana benzer şekilde gerçek bir olaya dayanan bir yolculuk hikayesi anlatan “Kon-Tiki” (Yönetmen: Joachim Roenning , Espen Sandberg) filmini hatırlattı. Kon-Tiki filminde Norveçli kaşif Thor Heyerdahl’ın Pasifik Okyanusu’nu 1947’de 5 kişilik bir ekip ile geçme hikayesi anlatılmıştı. Kon-Tiki filmini bu filme göre daha başarılı buldum.
  • Develerin bir ara kaybolması durumu bana “Tosun Paşa” (Yönetmen: Kartal Tibet) filmini hatırlattı. O filmde gerçekten develer Şaban’ın (Kemal Sunal) eşeğine uyup ortalıktan kaybolmuşlardı. İyi ki bu filmde Robyn’in köpeği Diggity’ye uyup da kaybolmadı develer 🙂

Öylesine

  • “Çöller Kızı Robyn”
  • “Çöl dedi gözlerim”
  • “İzler çölün aynasıdır”
  • Çöl yolculuğu için kararlı olan “Develi Kadın” Robyn için “Kibar Feyzo” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) filminde bir sahnede geçen şu şekildeki bir sesleniş nasıl olurdu acaba : “Hele sen ne diysen Sekine Kadın” 🙂