Napoli’nin Sırrı Filmi Üzerine Öylesine Notlar

Napoli'nin Sırrı filminde Adriana ve teyzesi

Napoli’nin Sırrı filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

NAPOLİ’NİN SIRRI | NAPLES IN VEILS | NAPOLI VELATA | Yönetmen: Ferzan Özpetek / Senarist: Ferzan Özpetek, Gianni Romoli, Valia Santella  / Oyuncular: Giovanna Mezzogiorno (Adriana),  Alessandro Borghi (Andrea/Luca), Anna Bonaiuto (Adele), Peppe Barra (Pasquale), Biagio Forestieri (Antonio), Luisa Ranieri (Catena), Maria Pia Calzone (Rosaria), Carmine Recano (Domenico),  Lina Sastri (Ludovica), Isabella Ferrari (Valeria), Loredana Cannata (Liliana) / İtalya / 2017 / Renkli / 113´

Sinopsis:

Güzel bir kadın olan Adriana, Napoli’de gittiği bir partide Andrea adındaki bir adamla tanışır. Andrea, özgüveni yüksek olan, çekici bir adamdır. Geceyi Andrea ile geçiren Adriana, hayatının aşkını bulduğunu düşünür. Güzel kadın, hayatının değişeceğini, her şeyin güzel olacağını düşlerken, Andrea’nın buluşmaya gelmemesi genç kadını hayal kırıklığına uğratır. Hayatına geri dönen Adriana, otopsi yapmak için işe gittiğinde gizemli bir soruşturmanın ortasında kalır. Şüpheli bir cinayete kurban gitmiş bir bedeni inceleyen Adriana, bu karanlık sırrın gizemini çözebilecek midir?…

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Görsel atmosfer ve mekan kullanımı iyi tasarlanmış.
  • Filmin müzikleri oldukça güzel.
  • Arkeoloji müzesindeki sahneler güzel çekilmiş ve kurgulanmış.
  • Hikayenin bazı noktalarında inandırıcılık anlamında sıkıntılar yer almakta.
  • Kadın oyucunun filmin merkezinde olması ve izlenen tema “Tutku Oyunu” (Yönetmen: François Ozon) filmini hatırlatıyor. “Tutku Oyunu” filmi ile ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasında yer alan yazıya buradan erişebilirsiniz.

Napoli’nin Sırrı Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • “Cingöz Andrea”

 

Kıskanç Filmi Üzerine Öylesine Notlar

Kıskanç filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

KISKANÇ | JALOUSE | Yönetmen: David Foenkinos, Stéphane Foenkinos / Senarist: David Foenkinos, Stéphane Foenkinos / Oyuncular: Karin Viard (Nathalie), Dara Tombroff (Mathilde), Anne Dorval (Sophie), Thibaut de Montalembert (Jean-Pierre), Bruno Todeschini (Sébastien), Marie-Julie Baup (Isabelle), Corentin Fila (Felix), Anaïs Demoustier (Mélanie) / Fransa / 2017 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Kıskanç, orta yaş krizine giren ve çevresindeki herkesi kıskanmaya başlayan bir kadının hikayesini anlatıyor. Bir üniversite profesörü olan Nathalie eşinden boşanmış bir kadındır. Orta yaşlarına varan Nathalie çevresindekiler tarafından sevecen biri olarak görülür. Fakat orta yaş krizine yakalandığında bambaşka birine dönüşür. İyi kalpliliği ile tanınan kadın gitmiş onun yerine en iyi arkadaşı, yeni meslektaşı, eski kocası dahil herkesi kıskanan bir kadın gelmiştir. Bu durum öyle bir hal alır ki 18 yaşındaki kızı Mathilde’yi bile kıskanır hale gelir. Başlarda içine düştüğü durumun geçici bir süreç olduğunu düşünür. Fakat iş giderek daha sıkıntılı bir boyuta ulaşır. Nathalie artık çevresindeki kıskanmanın yanı sıra onların hayatına müdahale etmeye başlar. Nathalie, bu beklenmedik orta yaş krizi boyunca kendisini birbirinden absürt durumun içerisinde bulur.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarılı ve eğlenceli buldum.
  • Hikayeyi aktarma ve ilerletme anlamında senaryo başarılı.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin ikinci bölümü biraz daha tutuk ilerliyor.
  • Filmin “bedenle” ilgili kurduğu ilişki dikkat çekici. Pek çok sahnede durumların ya da davranışların beden ve ruh sağlığı ile ilgili olan ilişkisinden bahsediliyor. Başroldeki Nathalie karakterinin ruh sağlığı pek iyi durumda değil. Nathalie’nin olası menopoz öncesi transit bölgede olması onu kıskançlık ve öfke nöbetlerine yönlendiriyor.  Dansçı/Balerin adayı olan Mathilde’nin de alerjik bir bünyesi var. Mesela Isabelle, Mathilde’nin dansı/baleyi tercih etmesinin, bedenine söz geçirebilecek bir sanat olması şeklinde bir çıkarımda bulunuyor.  Filmin ikinci bölümünde Nathalie yüzme ile ilgileniyor. Yakın arkadaşı Sophie’nin eşi, üzmenin bir nevi hatalardan arınma olarak yorumlanabileceği çıkarımında bulunuyor.
  • Nathalie’nin etrafında oluşturduğu bir kıskançlık çemberi var. Bu çemberin üzerinde ise kimler yok ki: kızı Mathilde, yakın arkadaşı Sophie, eski eşinin sevgilisi Isabelle, yeni öğretmen meslektaşı Mélanie, yeni taşınan kapı komşusu…
  • Nathalie karakterini canlandıran Karin Viard usta oyuncu Hale Soygazi’yi anmsatıyor. Hale Soygazi ile ilgili etiketlenmiş yazılara ise buradan erişebilirsiniz.
    Kain Viard - Kıskanç filminden bir sahnede
    Kain Viard (Filmden bir sahne)
    Hale Soygazi
    Hale Soygazi

    Kıskanç Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • “Bir Yudum Öfke”
  • “Kıskanç Çember”

 

Sessizlik

image

Filmin Künyesi:

SESSİZLİK | TYSTNADEN | THE SILENCE | Yönetmen: Ingmar Bergman / Senarist: Ingmar Bergman / Oyuncular: Ingrid Thulin (Ester), Gunnel Lindblom (Anna), Birger Malmsten (Barmen), Håkan Jahnberg (Garson), Jörgen Lindström (Johan) / İsveç / 1963 / Siyah-Beyaz / 96´

Sinopsis:

Tanrının Sessizliği üçlemesinin son filmi olan Sessizlik, iki kız kardeş arasındaki çatışma üzerinden modern dünyada iletişimsizliği konu alıyor. Ester, kız kardeşi Anna ve oğlu, Avrupa’daki yolculukları sırasında, Ester’in hastalığının iyice kötüleşmesiyle, dillerini bile bilmedikleri, isli ve sevimsiz bir şehirde konaklamak zorunda kalırlar. Yerleştikleri otelde zaman geçtikçe, kız kardeşler arasındaki mesafe ve gerginlik iyice artar. Gösterime girdiğinde ahlaksızlık suçlamalarıyla İsveç parlamentosundan kiliseye kadar birçok kurumdan çok ağır tepkiler alan film, bu sayede müthiş bir gişe başarısına ulaştı.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar, senaryo ve görüntü yönetimi başarılı.
  • Film boyunca kardeşlerden Anna sıcaktan bunalırken Ester soğuktan üşüyor biraz da hastalıktan kaynaklı. Bu durum biraz karakterlerin mizacını da yansıtıyor. Küçük kardeş Anna daha sıcakkanlı, kadınsı bir karakterken; abla Ester daha soğukkanlı, erkeksi bir karakter.
  • Bergman’ın pek çok filminde karakterler arasındaki problemin temel kaynağı olarak yorumlanabilecek “kibir” duygusu bu filmde de var.
  • Bu filmi de izledikten sonra Bergman’ın “Tanrının Sessizliği” ya da diğer bir ismiyle “Oda” üçlemesinin (“Aynanın İçinden”, “Kış Işığı”, “Sessizlik”) en iyi filminin “Aynanın İçinden (Through a Glass Darkly)” olduğuna kanaat getirdim.
  • “Kusursuzlar” (Yönetmen: Ramin Matin) filmindeki iki kız kardeş arasındaki iletişimsizlik problemi de bu filmdekine benziyor. O filmde abla Yasemin (Esra Bezen Bilgin) sıcakkanlı bir karakterken kardeş Lale (İpek Türktan Kaynak) soğukkanlı bir karakterdi.

Günübirlik Sevgili

image

Filmin Künyesi:

GÜNÜBİRLİK SEVGİLİ | LOVER FOR A DAY | L’AMANT D’UN JOUR | Yönetmen: Philippe Garrel / Senarist: Jean-Claude Carrière, Caroline Deruas-Garrel, Philippe Garrel, Arlette Langmann / Oyuncular: Eric Caravaca (Gilles), Esther Garrel (Jeanne), Louise Chevillotte (Ariane), Paul Toucang (Matéo) / Fransa / 2017 / Siyah-Beyaz / 76´

Sinopsis:

Fransız sinemasının en saygın isimlerinden Philippe Garrel yine aşkın ve âşıkların gizemli girdabına dalarak karmaşık ilişkileri ele alıyor; siyah-beyaz romantik filmin odak noktasında Garrel’in kızı Esther’in canlandırdığı, sevgilisinden ayrılan genç öğrenci Jeanne yer alıyor. Aşk acısı çeken Jeanne, üniversitede felsefe hocası olan babasının yanına taşınır. Evde ilk karşılaştığı, babasının yeni kız arkadaşı Ariane’dır. Ariane, Jeanne’la yaşıt, üstelik babasının öğrencisidir. Aynı evde farklı aile dinamikleriyle aşk ilişkisi çakışınca ortaya yönetmen Garrel’in alametifarikası, bir yanıyla komik bir yanıyla trajik insani durumlar ortaya çıkar.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuk performansları başarılı.
  • Siyah-Beyaz renk kullanılması güzel bir tercih olmuş.
  • Sade bir hikayeye sahip film sade bir senaryo ile harmanlanmış.
  • Ariane karakterini bir başka Fransız filmi “Genç ve Güzel” (Yönetmen: François Ozon) deki Isabelle (Marine Vacth) karakterine yakın buldum.
  • Louise Chevillotte’nin simasını ve tavırlarını Hale Soygazi’ye yakın buldum.

Rüzgarda Salınan Nilüfer

image

Filmin Künyesi:

RÜZGARDA SALINAN NİLÜFER | Yönetmen: Seren Yüce / Senarist: Seren Yüce / Oyuncular: Songül Öden (Handan), Tolga Tekin (Korhan), Tülay Günal (Şermin), Eraslan Sağlam (Aykut) / Türkiye / 2015 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Orta yaşlarına varmış olan Handan ve Korhan çifti İstanbul’un zengin semtlerinden birinde sıradan bir yaşam sürmektedirler. Handan kendine meşguliyet yaratabilmek için sürekli uğraşlar icat etmekte, Korhan’dan da her seferinde destek beklemektedir. Korhan’sa seneler içinde Handan’ın heveslerinin hiç bir yere varmadığını görmüş, bu hevesleri çok ciddiye almamayı öğrenmiştir. Kocasından umduğu desteği bulamayınca içindeki boşluğu doldurmak için yazar olan arkadaşı Şermin’e özenir ve yazarlığa niyet eder. Handan’ın bu arzusu kıskançlığa dönüşerek iki aile arasındaki dengeyi bozmaya başlar.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi vasatın az üstü olarak nitelendirebiliriz.
  • Diyaloglar ve oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Filmin finalini biraz zayıf buldum.
  • Filmde zaman zaman tempo sorunu yaşanıyor.

Keşif

  • Karakterler arasındaki ilişkiler, orta-üst sınıf çiftler gibi noktalar “Hayatboyu” (Yönetmen: Aslı Özge) filmini hatırlattı.

Öylesine

  • “Rüzgar Handan’ı Sürükleyecek”
  • “Rüzgarda Salınamayan İlham”
  • “Salınamayanlar”

Kor

image

Filmin Künyesi:

KOR | Yönetmen: Zeki Demirkubuz / Senarist: Zeki Demirkubuz / Oyuncular: Aslıhan Gürbüz (Emine), Taner Birsel (Ziya), Caner Cindoruk (Cemal), İştar Gökseven, Çağlar Çorumlu / Türkiye / 2016 / Renkli / 145´

Sinopsis:

Kocası Cemal yaşadığı çöküşün ardından, bir iş için gittiği Romanya’da tutuklanınca, acilen ameliyat olması gereken hasta çocuğuyla bir başına kalan Emine, elişi aldığı atölyede kocasının eski patronu Ziya ile karşılaşır. Ziya bir zamanlar çok hoşlandığı kadının ve çocuğunun durumunu öğrenince kayıtsız kalmaz.

Cemal aylar sonra İstanbul’a döndüğünde, Emine konfeksiyon atölyesinde çalışmaktadır ve çocuğu sağlıklıdır. Ancak, tesadüfen bulduğu hastane faturası, Ziya’nın çocuğunu ameliyat ettirdiğini öğrenmesine ve Emine’nin bunu gizlediğinin ortaya çıkmasına neden olur.

Başına gelenlerden zaten Ziya’yı sorumlu tutan ve Emine’yi deli gibi kıskanan Cemal, altında başka korkular taşıdığı bu durumla yüzleşmeyi mi yoksa görmezden gelmeyi mi seçecektir?

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak vasatın üstü değerlendirdim.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Senaryo çok kuvvetli değil.
  • Çağlar Çorumlu’nun hayat verdiği yan karakter filme çok katkıda bulunamamış.

Keşif

  • Cemal’in kayıtsızlık ile kaygısızlık zemininde gidip gelen tavrı yönetmenin “Yazgı” filmindeki Musa karakterini anımsattı.
  • Kadın karakterin, eşinin patronu ile olan iletişimi/ilişkisi; telefonun ara ara çalması; balkonda dalınan derin düşünceler, alınan kararlar bana zaman zaman “Üç Maymun” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmini hatırlattı.
  • Filmin ismindeki anlamı hem karakterlerin hayat içerisinde dönüştükleri durumda hem de görüntüde kullanılan renklerin tonlarında görebilmekteyiz.

Öylesine

  • “TEM’in Ardı”