Irmak

Irmak filminde kardeşlerin oyun oynadığı bir sahne

4.5 out of 10 stars (4,5 / 10)
Irmak filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

IRMAK | OZEN | THE RIVER | Yönetmen: Emir Baigazin / Senarist: Emir Baigazin/ Oyuncular: Zhalgas Klanov (Aslan), Eric Tazabekov, Zhasulan Userbayev (Yerlan), Ruslan Userbayev (Tourlan), Bagdaulet Sagindikov (Mourat), Sultanali Zhaksybek (Kenjeh), Kuandyk Kystykbayev (Baba), Aida Iliyaskyzy (Anne), Eric Tazabekov (Kanat) / Kazakistan / 2018 / Renkli / 108´ 

Sinopsis:

Aslan, Kazakistan’da bir ovanın ortasında, gözlerden uzak bir çiftlikte yaşayan beş erkek kardeşin en büyüğüdür. Her türlü lüks ve konfordan uzak yaşamlarını sürdürürken şehirli kuzenleri Kanat elinde kablosuz bir tabletle çıkagelir ve kardeşler için hiç aşina olmadıkları modern dünyaya açılan bir pencere aralar. Otoritesi sarsılan Aslan, kendini bir güç savaşında bulur. Aslan üçlemesinin Uyum Dersleri ve Yaralı Melek’i izleyen son filminde Kazak yönetmen Emir Baigazin, hayranlık uyandıran manzaralarla bezeli, Sineklerin Tanrısı’ndan esintiler taşıyan trajik ve dokunaklı bir büyüme ve modernlik hikâyesine imza atıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi ortalama buldum.
  • Filmin dezavantajlarından biri fazla sembolik ve/veya didaktik olması.
  • Film tempo anlamında oldukça sıkıntılı.
  • Filme ismini veren “Irmak” kelimesi beş harfli yani filmdeki beş kardeş gibi.
  • Kanat karakteri parlak giysisi ile dünyaya inmiş bir uzaylı gibi yorumlanabilir.
  • Filmdeki pastoral atmosfer “Medealar” (Yönetmen: Andrea Pallaoro) filmini akıllara getirir.  O filmle ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki yazıya buradan erişebilirsiniz.
  • Hikayenin kırsal bir alanda geçmesi, çocukların baba figürü ile olan iletişimi gibi noktalar açısından “Beş Vakit” (Yönetmen: Reha Erdem) filmi akıllara gelir.

Irmak Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

    • “Beş Kardeş”

 

Düğün

image

Filmin Künyesi:

DÜĞÜN | NOCES | A WEDDING | Yönetmen: Stephan Streker / Senarist: Stephan Streker / Oyuncular: Lina El Arabi (Zahira Kazim), Sébastien Houbani (Amir Kazim), Babak Karimi (Mansoor Kazim), Neena Kulkarni (Yelda Kazim), Olivier Gourmet (André), Alice de Lencquesaing (Aurore), Zacharie Chasseriaud (Pierre)/ Belçika / 2016 / Renkli / 95´

Sinopsis:

18 yaşındaki Pakistan asıllı Belçikalı Zahira, karnında büyüyen bebeğini doğurmaya kararlıdır. Tek sırdaşı olan ağabeyi ona destek olmaya söz verir, ama ailelerinin aklında bambaşka şeyler vardır. Zahira, üç kez görücüye çıkarıldıktan sonra işler iyice içinden çıkılmaz hale gelir. Stephan Streker’in ikinci filmi Düğün, artık kendi kararlarını özgürce vermek isteyen ikinci kuşak genç göçmenlerin ikilemlerini duygusal bir yaklaşımla ele alıyor. Gerçek bir hikâyeden esinlenen Düğün, Lina el Arabi’nin Zahira rolündeki müthiş performansıyla da güçleniyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel olarak başarılı bir film olmuş.
  • Tanıdık bir konusu ve tahmin edilebilir bir sonu olmasına karşın bütünlük anlamında iyi bir iş çıkarılmış.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Zahira ile sevgilinin ormana kaçmaları “Koca Dünya” (Yönetmen: Reha Erdem) filmini hatırlattı.
  • “Gözlerimi kaparım, Amir’liğimi yaparım”
  • Teknoloji ne kadar gelişse de fabrika ayarları her ülke insanı için farklı olabiliyor.

Lupe ve İneği

image

Filmin Künyesi:

LUPE VE İNEĞİ | LUPE OF THE COW | LUPE EL DE LA VACA | Yönetmen:  Blanca X. Aguerre  / Oyuncular: Amatör  / Meksika / 2011 / Renkli / 80´

Sinopsis:

Belgesel, Meksika’nın Sierra del Tigre bölgesinde küçük bir köy olan El Corralito’daki çiftçilerinin zor ama basit ve güzel yaşamından kesitler sunuyor.

Artılar

  • Gerçekten güzel bir film olmuş.
  • Doğal oyunculuklar oldukça başarılı.
  • Filmin en önemli yanlarından biri de altını çizmek istediği konuları didaktik bir üslup kullanmadan izleyenlere aktarması olmuş.

Eksiler

  • Film boyunca kendisinden bahsedilen gizemli Lupe karakteri bence beklenen etkiyi/merakı çok yaratamadı.
  • Köydeki yaşamda hiç negatif bir olayla (kavga, tartışma vb.) karşılaşmamamız çok idealist gibi geldi bana.
  • Görüntü çekimleri daha iyi bir kamera ile yapılsa acaba daha mı iyi olurdu diye düşündüm.

Keşif

  • Köydeki çiftçilerin yaşamını kameraya naif biçimde aktarma ve filmdeki sadelik bana “Devir” (Yönetmen: Derviş Zaim) filmini hatırlattı.
  • Filmden bir replik: “Peynir kadından daha kıskançtır. Bozulmaya çabuk meyillidir”
  • Filmden bir replik: “Yaşlı kadınların dediği gibi: Her günün işi aynı”
  • Filmde yer alan köylü ailelere olabildiğince eşit şekilde yer verilmeye çalışılmış.
  • Filmi seyrederken aklıma Ahmet Kutsi Tecer’in “Orda Bir Köy Var Uzakta” şiiri geldi.
  • Meksika da olsa kadınların durumu maalesef hep aynı. Yine ikinci sınıf muamele görme, erkeklerden hep daha çok çalışmak zorunda kalma vb.
  • Filmde yer alan çocuklar oldukça sevimliydi.
  • Filmde çocuklar arasındaki masum ilişkiler, oyunlar, tartışmalar bana Miguel Gomes’in “Noel Hediyeleri” isimli kısa filmini hatırlattı.
  • Çiftçilerin bir gün içerisindeki yaşamlarını kendi köyümde geçen bir güne oldukça benzettim.
  • Filmde önemli bir yer tutan ineklerin genel akış içerisindeki kullanımı yer yer bana “Şarkı Söyleyen Kadınlar” (Yönetmen: Reha Erdem) filminde atların sahnelerde kullanış şeklini hatırlattı.

Öylesine

  • “Devir’in koyunları ; Lıpe’nin inekleri”
  • “Doğadan sanata”
  • “Çitçilere Güzelleme”

Şarkı Söyleyen Kadınlar

image

Filmin Künyesi:

ŞARKI SÖYLEYEN KADINLAR | Yönetmen:  Reha Erdem / Oyuncular: Binnur Kaya (Esma), Philip Arditti (Adem), Kevork Malikyan (Mesut), Deniz Hasgüler (Meryem), Vedat Erincin (Doktor), Aylin Aslım (Hale) / Türkiye / 2014 / Renkli / 128´

Sinopsis:

İstanbul’un adalarından birinde muhtemel bir deprem nedeniyle adayı boşaltma kararı alınmıştır. İnsanlar akın akın oradan ayrılırlar ancak küçük bir kesim bu karara uymayarak kalmakta ayak direr. Etrafta kıyamet arifesini andıran bir atmosfer hüküm sürerken geride kalanlar için hayat koşulları günden güne zorlaşacaktır. Film, yaşamları farklı engellerle sıkıştırılmış bir grup kadının, inanç, cesaret ve enerji ile hayatın farklı boyutlarına yaptıkları heyecan verici insani serüvenlerine eşlik ediyor. Trajedilerini, isyan ve hayat şarkılarıyla dönüştüren bu kadınlar, bir türlü çıkamadığı çocukluğuyla erkekliğinde boğulan Adem’i elinden tutmalarıyla, insan olmanın eşsizliğini tattırıyorlar.

Artılar

  • Filmin görüntü yönetimini oldukça başarılı buldum.
  • Filmdeki ses kurgusu ve ses işçiliği mükemmel seviyede.
  • Doktorun evindeki kanepede uzanmış olan Meryem’in yüzünü gösteren kameranın, kesme yaparak benzer bir pozisyonda olan atın yüzünü bizlere göstermesi oldukça güzel bir uygulama olmuş.
  • Atlara da bu filmde ayrı bir parantez açmak lazım. Bu filmde insanlar ve atlar zaman zaman birbirlerine karışıyorlar. Benzer uzanış şekilleri, duygusal devinimler, hastalıklar vb.

Eksiler

  • Senaryoyu biraz zayıf buldum. Film içerisinde birçok hikaye yer alması bütünselliğe zarar vermiş.
  • Doktorun çok istediği Meryem’e (daha doğrusu bir kadına) kavuşup evlendikten sonra ona cinsel anlamda yaklaşmaması ya da onu tehlikelere karşı korumaması gibi tavırlarına çok anlam veremedim.
  • Adem’in eşi Hale’nin birdenbire Mesut’un evinde onlarla beraber kalmaya başlamasını çok anlamlandıramadım.
  • Kadın karakterlerimizin ormanda tekerleme ve şarkı söylediği sahneler filme genel anlamda renk katsa da bu sahnelerin fazla olmasının izleyicinin hikayeden uzaklaşmasına sebep olabileceğini düşündüm.

Keşif

  • Filmde kadınların yanı sıra rüzgarın da zaman zaman kendince şarkı söylediğini görüyoruz. Özellikle filmin açılış sahnesinde rüzgar adeta döktürüyor.
  • Esma karakterini hem inançlı biri olması hem de hizmetçi olarak çalışması özelliklerinden dolayı “Çığlıklar ve Fısıltılar” (Yönetmen: Ingmar Bergman) filmindeki hizmetçi karaktere benzettim.
  • Tanrı’dan gelen işaretlerle yolunu bulmaya çalışan Esma, kaybolan Adem’i arama çalışmaları sırasında karşısına çıkan geyiğin gittiği yönü takip ederek Adem’e ulaşıyor.
  • Mesut karakterini hem sima olarak hem de maddiyata verdiği önemden dolayı, “Bizim Aile” (Yönetmen: Ergin Orbey) filminde “Yaşar Usta”nın (Münir Özkul), suratına karşı efsanevi tiradını haykırdığı “Saim Bey”  (Saim Alpago) karakterine benzettim.
  • Bu filmde erkeklerin kadınlarla ve daha çok onların bedenleri ile ilgili temel saplantılarını ve çaresizliklerini görüyoruz. Adem kimi anlarda kendine sahip olamayıp karşısındaki kadına sahip olmaya çalışır. Doktor ve Mesut havuz başında hayal ettikleri kadın formuna ilişkin ölçüler üzerinde sohbet ederler. Filmde bu ve bunun gibi birkaç örneğe daha rastlamak mümkün.
  • Filmin kimi bölümlerindeki gerçeküstücü yaklaşım ve masalsı formlar Onur Ünlü filmlerini çağrıştırdı.
  • Filmin karanlık ve kasvetli bir atmosfere sahip olması bana “Gölgesizler” (Yönetmen: Ümit Ünal) filmini çağrıştırdı.
  • Pelerinle dolaşan Esma karakteri filme masalsı bir boyut katmış. “Kahverengi Pelerinli Kız”ımız ormanda dolaşırken kendisine gösterilen işaretlerle tehlikelerden korunuyor ve tekerlemeler, şarkılarla doğaya kendini kabul ettiriyor.
  • Filmin son karesinde, çıkan yangın sonrasında göğe yükselen toz bulutunu görüyoruz. Rüzgar da hafiften esiyor. Filmin bir yerinde de geçtiği gibi: “Rüzgar kaçar, toz dolar; toz kaçar, rüzgar dolar”.
  • Filmin hikayesinde yer alan adadaki deprem beklentisinin öncüleri ya da artçılarını karakterlerimizin yaşamlarında başlarına gelen olaylarda görmüş oluyoruz.
  • Meryem’in Doktor’un evlenme teklifini kabul ettiği sırada deprem meydana gelmesini anlamlı buldum. Bu durumu  Meryem-Doktor arasındaki ilişkinin temelinin sağlam olmadığına dair bir okuma olarak yorumladım.
  • Adadan tahliye edilme konusuna ilişkin yönetmenin hiç devlet erkanından birilerini filmin içerisinde kullanmamasını anlamlı buldum. Durum sadece TV haberleri ve anonslarla aktarılıyor.

Öylesine

  • “Issız Adem”.
  • “Atların Fısıldadığı Adem”.
  • “Susuz Ada”.