Kadın Olmanın Günahı

Kadın Olmanın Günahı filmine ait bir afiş
6 out of 10 stars (6 / 10)

Kadın Olmanın Günahı filmi ile ilgili künye, özet ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

KADIN OLMANIN GÜNAHI | THE SIN OF BEING A WOMAN | Yönetmen: Ümran Safter / Senarist: Ahsen Diner / Oyuncular: Aysel Yıldırım (Nezihe Muhittin) / Türkiye / 2018 / Renkli / 60´ 

Özet:

Kadın Olmanın Günahı, Cumhuriyet Dönemi’nde Kadın Halk Fırkası’nı kurarak döneminin ötesinde ayrıksı fikirlere sahip, vizyoner bir feminist olan Nezihe Muhittin’in özyaşam öyküsüne odaklanan bir belgesel. Yönetmenliğini Ümran Safter’in yaptığı, senaryosunu Ahsen Diner’in yazdığı Kadın Olmanın Günahı, yalnızca tarih kitapları tarafından örtbas edilmeye çalışılan ve ısrarla anılmayan bir kadını, Nezihe Muhittin’i anmak ve tanıtmakla kalmıyor; aynı zamanda yaşadığımız coğrafyanın hala güncelliğini koruyan erk yapısına karşın “Ben buradayım!” diyen tüm kadınlar için de güçlü bir ilham kaynağı teşkil ediyor.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Filmde yer verilen animasyon bölümleri güzel olmuş.
  • Filmin müzikleri güzel olmakla birlikte sonda çalan şarkıyı çok beğenmedim.
  • Aysel Yıldırım’a yapılan makyaj pek başarılı olmamış.
  • Nezihe Muhittin’in 1929 yılı sonrasındaki yaşamı ile ilgili çok bir bilgi elde edilemiyor. Oğlu Malik ile olan iletişimi ile ilgili de pek bir bilgi yok.

Kadın Olmanın Günahı Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • “Bir Feminist Kayboldu”

Harika Çocuk

image

Filmin Künyesi:

HARİKA ÇOCUK | IL GIOVANE FAVOLOSO| LEOPARDI | Yönetmen: Mario Martone / Oyuncular: Elio Germano (Giacomo Leopardi), Michele Riondino (Antonio Ranieri), Massimo Popolizio (Monaldo Leopardi), Anna Mouglalis (Fanny Targioni-Tozzetti), Valerio Binasco (Pietro Giordani), İsabella Ragonese (Paolina Leopardi) / İtalya / 2014 / Renkli / 137´

Sinopsis:

Kederli bir sanatçı, bir harika çocuk, romantik bir şair, asinin önde gideni, zamanının en sınır tanımaz düşünürlerinden; deha, eza, şiir, aşk ve maceraperestlik üzerine bir öykü… Giacomo Leopardi, görünürde kütüphane olsa da esasen hapishaneden farksız evinde, babasının sıkı gözetiminde büyür. Nihayet, 24 yaşına geldiğinde evden ayrılır. Yolu önce güzeller güzeli Fanny ve Antonio Ranieri ile aşk üçgeni kuracağı Floransa’ya, sonra da sağlığı günbegün kötüleşmesine rağmen sefahatten bir an olsun vazgeçmeyeceği Napoli’ye çıkar. Son günlerini ise yazarak ve ölümü bekleyerek Vezüv eteklerinde bir villada geçirir.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Görsel atmosfer ve dekor tasarımı başarılı.

Eksiler

  • Anne figürü filmde pek eksik ve geride kalmış.

Keşif

  • Giacomo ve ailesinin yaşadığı evin içi oldukça aydınlık, kütüphanedeki kitapların birçoğunun kapağı beyaz renkli. Evin sakinleri ise hep siyah renk giyiniyor. Belki de bir türlü tam olarak aydınlanamıyorlar.
  • Volkanik yanardağ patlaması bir bakıma Giacomo’nun da içsel patlamasını temsil ediyor. Zira en uzun şiirini bu olaydan sonra yazıyor.
  • Giacomo öpülse belki de prense dönüşecekti ama bu bir türlü gerçekleşmedi.
  • Filmin genel yapısındaki kasvetli hava “Faust” (Yönetmen: Aleksandr Sokurov) filmini anımsattı.
  • “Violette” (Yönetmen: Martin Provost) filminde bir yazarın hayatı düşüşten yükselişe doğru işlenmişti. Bu film tam tersi olarak bir yazarın yükselişten düşüşe olan dönüşümünü inceliyor.
  • Genel izlenim olarak İtalyan filmlerinde tarihi yapıların, atmosferin çok iyi gösterildiğini düşünüyorum. Bu filmde de öyleydi.

Öylesine

  • “Erkekliğin Öpüşme ile İmtihanı
  • “Ben, Kendim ve Kamburum”