Bizi Hatırla

Bizi Hatırla Filminde Altan Erkekli (Kaan'ın Babası, Eşref Bey) ve Tolga Tekin (Kaan)

Bizi Hatırla filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

BİZİ HATIRLA | Yönetmen: Çağan Irmak / Senarist: Çağan Irmak  / Oyuncular: Altan Erkekli (Eşref), Tolga Tekin (Kaan), Özge Özberk, Binnur Kaya, Sumru Yavrucuk, Su Burcu Yazgı, Cem Kurtoğlu,  Yeşim Gül,  Fatma Karanfil / Türkiye / 2018 / Renkli / 120´

Sinopsis:

Bizi Hatırla, ihmal ettiği babasının rahatsızlanmasının ardından onunla yeniden bağ kurmaya çalışan bir adamın hikayesini konu ediyor. Çalışkan bir adam olan Kaan, sahip olduğu başarılı kariyerini dişi tırnağıyla gerçekleştirmiştir. Bulunduğu noktaya gelebilmek için yıllarca çalışmış ve sonunda istediği mevkiye gelmeyi başarmıştır. Eşi, iki çocuğu ve işiyle kurduğu sakin hayat onun için yeterlidir. Bu stresli yoğunluk içindeyken, bir sahil şehrinde yaşayan yaşlı babası Eşref’i biraz ihmal etmiş durumdadır. Ancak bu durum, günün birinde babasının geçirdiği bir rahatsızlık sonrasında değişir. Yaşanan rahatsızlık Eşref’i babasının yanına gitmeye zorlar, ancak yoğun iş temposu buna müsaade etmemektedir. İşten vakit ayıramadığından ötürü babasını İstanbul’a, evine getirmeyi tercih eder. Baba Eşref ise oğluna ve ailesine yük olmaktan çekinmektedir, bu nedenle de geldiği gibi kendi evine geri dönmek ister. Bu alışık olmadıkları durumun içinde nasıl davranacaklarını bilemeyen baba-oğlu, birbirlerine ne kadar yabancılaştıklarını fark ederler. Babasıyla tekrar bağ kurmaya çalışırken aynı çatı altında kalmak Kaan için zor kararlar alma gerekliliğini ve sıkı bir vicdan muhasebesini beraberinde getirecektir…

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar genel anlamda başarılı. Binnur Kaya filme oldukça renk katmış.
  • Filmde yönetmen Çağan Irmak’ın daha önceki çalışmaları “Babam ve Oğlum” ile “Dedemin İnsanları” filmlerinin sıcaklığını bulmak mümkün.
  • Film tema anlamında “Yol Ayrımı” (Yönetmen: Yavuz Turgul) filmini hatırlatır. Bu daha başarılı bir film olmuş. “Yol Ayrımı” filmi ile ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki yazıya buradan erişebilirsiniz.
  • Medya dünyası ile ilgili sahneler “Kaygı” (Yönetmen: Ceylan Özgün Özçelik) filmini hatırlatır. Film ile ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki yazıya buradan erişebilirsiniz.

Bizi Hatırla Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • “Babam ve Kızım”
  • “Domatlar Açarken”

 

Deniz Kıyısındaki Ev

image

Filmin Künyesi:

DENİZ KIYISINDAKİ EV | LA VILLA | Yönetmen: Robert Guédiguian / Senarist: Robert Guédiguian, Serge Valletti / Oyuncular: Ariane Ascaride (Angèle Barberini), Jean-Pierre Darroussin (Joseph), Gérard Meylan (Armand), Jacques Boudet (Martin, Yvan’ın Babası), Anaïs Demoustier (Bérangère), Robinson Stévenin (Benjamin), Yann Trégouët (Yvan), Geneviève Mnich (Suzanne, Yvan’ın Annesi), Fred Ulysse (Maurice, Üç Kardeşin Babası), Esther Seignon (Blanche)  / Fransa / 2017 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Deniz Kıyısındaki Ev, ölüm döşeğindeki babalarının yanında olabilmek için yıllar sonra bir araya gelen üç kardeşin hikayesini anlatıyor. Marsilya’da denize nazır bir villada yaşayan Maurice ölüm döşeğindedir. Üç kardeş hastalanan babalarının son zamanlarında yanında olabilmek için yıllar sonra yeniden bir araya gelir. Paris’te kendisine farklı bir dünya kuran Angèle, geçmişte yaşadıkları travma sonrası bir daha dönmemek üzere ayrıldığı eve yeniden gelmiş olmanın tedirginliği içerisindedir. Angele ile kendisinden genç bir kadına aşık olan Joseph ve ailenin butik restoranını işletmeye çalışan Armand aralarındaki bağın sarsılmasına neden olan olayla yüzleşmek zorunda kalır. Çocuklarını yıllar sonra etrafına toplayan Martin, onlara aşıladığı ideallerin ne kadarını koruyabildiklerini anlamak için onları test eder. Bu sırada ansızın hayatlarına giren davetsiz bir misafir evin tüm dengesinin değişmesine neden olur

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça başarılı buldum. Sade ve kaliteli bir çalışma olmuş.
  • Hem başrol oyunculukları hem de yan rollerdeki oyunculuklar başarılı.
  • Filmin dokunduğu, üzerinde bir şeyler söylemeye çalıştığı pek çok tema/başlık var. Bunlardan bazılarını sayacak olursak: Aile, Vicdan, Mültecilik, Göçmen Politikası, Savaş, Kapitalizm, Rant ve bunun gibi.
  • Filmde müzik pek kullanılmamış. Geçmişte geçen sahneler gösterilirken tercih edilen şarkılar ise güzel ve keyifli olmuş.
  • Filmin ilk repliği birazdan hastalanacak/felç geçirecek olan Maurice’nin telaffuz ettiği “Çok kötü…” sözlerini içermekte. Buradaki sözcükler pek çok şeye yorumlanabilir. Hastalanmak üzere olduğu için Maurice’ninsağlığı kötüye gitmekte, insanların verdiği ekonomik savaş, ülkelerin verdiği siyasi savaş, mültecilik ve göçmen sorunu, çocukların geleceği.
  • Filmden siyasi bir replik: “Akıl sağda, kalp solda”.
  • Filmde pek çok güzel sahne yer almakta. Bunlardan ikisi ise toplu halde sigara içilmeye başlandığı kısım ile final bölümündeki yankı sahnesi.
  • Birbirlerinden uzakta hayat süren üç Fransız kardeş filmin sonlarına doğru karşılaşacakları sürpriz ile kardeş olmanın önemini ve değerini bir kez daha anlıyor olacaklar belki de.
  • Filmin genelinde “iyi/kusursuz” biri olarak resmedilen Yvan’ın kimi bölümlerdeki bazı davranışları ve tavırları kafa karıştırıcı.
  • Maurice işlettiği restorandan etrafta yaşayan herkesin faydalanabilmesi için yıllardır düşük fiyat politikası uygulamıştır.  Bu durum bana “Mavi Boncuk” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filmini hatırlatır.  O filmde de Baba Yaşar (Münir Özkul) ve dostları, fakir fukaranın da gönlünce doyması ve eğlenebilmesi için fiyat politikası ucuz olan,rahatlıkla fikis menü seçilebilen bir gazino açmayı hayal ederler. Sonunda gerçekleştirirler de bu filmde olduğu gibi.
  • Balıkçılık yapan Benjamin ile tiyatro oyuncusu Angèle’nin duygusal yakınlaşması “Kara Gözlüm” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) filmindeki Balıkçı Azize (Türkan Şoray) ile Şopen (Chopin) Kenan (Kadir İnanır) ikilisini hatırlatır.
  • “Kelebekler” (Yönetmen: Tolga Karaçelik) filminin de benzer bir konusu vardır. Orada da iki erkek bir kızdan oluşan ve uzun yıllardır birbirleri ile görüşmeyen üç kardeş, babalarının hastalığı dolayısı ile yıllar sonra köye dönerler.
  • Kardeşlerin babası Maurice karakterini canlandıran Fred Ulysse 2012 yılında kaybettiğimiz usta sanatçımız Müşfik Kenter’i anımsatıyor.
    Fred Ulysse (Soldaki, Filmden bir kare)

    Müşfik Kenter
  • Benjamin karakterini canlandıran Robinson Stévenin dizi ve sinema çalışmalarından tanıdığımız oyuncu Emin Gürsoy’u anmsatıyor.
    Robinson Stévenin (Filmden bir kare)

    Emin Gürsoy
  • Martin karakterine hayat veren Jacques Boudet yakın zaman önce kaybettiğimiz Türk basketbol adamı Doğan Hakyemez’i anımsatıyor.
    Jacques Boudet (En soldaki, Filmden bir kare)

    Doğan Hakyemez
  • “Şapkadan Geçmiş Çıktı”
  • “Villadan Babam Çıktı”
  • “Fikis Menü”

Tarihsiz, İmzasız

image

Filmin Künyesi:

TARİHSİZ, İMZASIZ | BEDOUNE TARIKH, BEDOUNE EMZA | NO DATE, NO SIGNATURE | Yönetmen: Vahid Jalilvand / Senarist: Ali Zarnegar, Vahid Jalilvand / Oyuncular: Amir Agha’ee (Kaveh Nariman), Navid Mohammadzadeh (Moosa), Hediyeh Tehrani (Sayeh), Zakiyeh Behbahani (Leila), Sa’eed Dakh, Alireza Ostadi, / İran / 2017 / Renkli / 104´

Sinopsis:

İlk filmi 9 Mayıs, Çarşamba daha önce festivalde gösterilen Vahid Jalilvand’ın son filmi, suçluluğun pençesinde kıvranan bir doktorun trajik günlerini mercek altına alıyor. Namuslu ve ilkeli bir adli tabip olan Doktor Kave bir trafik kazası yapar ve 8 yaşında bir oğlanın yaralanmasına sebep olur. Ertesi gün, çocuğun öldüğünü öğrenir. Acaba bu ölüme kendi kazası mı yol açmıştır, yoksa konulan gıda zehirlenmesi teşhisi doğru mudur? Korkaklık, şüphe ve dürüstlük gibi kavramları ahlaki bir ikilem üzerinden sorgulayan Tarihsiz, İmzasız, özellikle oyuncularının çarpıcı performansları ve senaryosuyla dikkat çekerken İran sinemasının son yıllardaki yükselişinin nedensiz olmadığını vurguluyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Konu ve içerik itibarı ile çok yeni bir şey söylemese de film, bir bütün olarak iyi bir iş çıkarmış yönetmen.
  • Doktor Kave’nin karıştığı kaza ve bundan dolayı duyduğu vicdan azabı noktasında inandırıcılık anlamında biraz sıkıntı barındırıyor film.
  • Hem atmosfer hem de savcı, doktor vb. karakterleri açısından “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmini de akıllara getiriyor.

Başsız Kadın

image

Filmin Künyesi:

BAŞSIZ KADIN | THE HEADLESS WOMAN | LA MUJER SIN CABEZA | Yönetmen: Lucrecia Martel / Senarist: Lucrecia Martel / Oyuncular: María Onetto (Verónica), Claudia Cantero (Josefina), Inés Efron (Candita), César Bordón (Marcos), Daniel Genoud (Juan Manuel), Guillermo Arengo (Marcelo), Mará Vaner (Tía Lala) / Arjantin / 2008 / Renkli / 87´

Sinopsis:

Arjantin’de şehirden uzakta bir otoyolda, oyun oynayan yoksul çocuklar ve sokak köpekleri dışında bir canlı görmek zor. Verónica ise bu yoldan arabasıyla geçtiğine emin, fakat çarptığı şeyin bir çocuk mu yoksa bir köpek mi olduğunu bilmiyor. Durup bakmak ve yardım etmek yerine yola devam etmeyi, röntgen çektirmek için hastaneye gitmeyi ve geceyi bir otelde geçirmeyi tercih ediyor. Şokta olduğunu söylüyor. Kendine geldiğinde olay mahaline dönmeye, gazeteleri kontrol etmeye karar veriyor; peki ya hastanedeki ve oteldeki kayıtları? Başsız Kadın, işleyip işlemediğine emin olmadığı bir suçun karanlığı altında ezilen, orta sınıftan, orta yaşlı bir kadının psikolojik buhranını anlatıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Pera Müzesi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi pek başarılı bulduğumu söyleyemem.
  • Aslında güzel bir hikayesi var filmin. Ancak senaryo ve yönetim için aynı şeyi söylemek zor.
  • Verónica da kendi üzerine düşeni yapıp saç rengini değiştirerek bir bakıma delil “karartıyor” denilebilir..
  • “Çocuk Pozu” (Yönetmen: Calin Peter Netzer) filminde de benzer bir hikaye yaşanıyor filmin başında. O filmde hikaye iyi bir şekilde senaryolaştırılmış ve yönetilmiş.
  • “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filminde hikaye bizi sık sık bozkırdaki bir çeşmenin başına getirir. Bu filmde de sık sık otoyoldaki bir kanalın yanında buluveririz kendimizi.
  • Alfred Hitchcock’un “Vertigo” filmi Türkçe “Ölüm Korkusu” olarak da isimlendirilir. “Başsız Kadın”filminde  Verónica karakterine genellikle Veró diye hitap edildiğini görürüz. Alternatif bir film ismi olarak “Verotigo” kullanırsak Türkçe olarak “Öldürmüş Olma Korkusu” diye isimlendirebiliriz.

Her Şey Güzel Olacak

image

Filmin Künyesi:

HER ŞEY GÜZEL OLACAK | EVERY THING WILL BE FINE | Yönetmen: Wim Wenders / Oyuncular: Rachel McAdams (Sara), James Franco (Tomas Eldan), Charlotte Gainsbourg (Kate), Marie-Josée Croze (Ann) / Almanya / 2015 / Renkli/ 118´

Sinopsis:

Trajik bir araba kazası sonrasında içine girdiği vicdani döngü genç bir yazar olan Tomas’ı başka birine dönüştürürken, bir yandan da yazar kimliğini beslemesine yol açar. Yıllar içinde değişen yaşamını izlerken, yavaş yavaş olayın izlerinin silindiğini gördüğümüz hikâyede, Tomas’ın karşısına hiç ummadığı bir “hatırlatıcı” çıkacak ve gerçek bir yüzleşme yaşamadan da peşini bırakmayacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyuncu seçimlerini başarılı buldum.
  • Görsel atmosfer iyi yaratılmış.

Eksiler

  • Karakterlerin yaşlılık sahneleri çok başarılı olmamış.

Keşif

  • Tomas’ın, çarpmaktan kurtulduğunu sanarak çocuğu evine götürmesi ve sonrasında gerçeği öğrendiğimiz sahne oldukça güzeldi.
  • Faulkner okurken çocuklara göz kulak olmayı kaçırmak…

Öylesine

  • Yazarın Dönüşü”
  • “AuthorHood”