Gençlik

image

7.5 out of 10 stars (7,5 / 10)

Filmin Künyesi:

GENÇLİK | YOUTH | LA GIOVINEZZA | Yönetmen: Paolo Sorrentino / Oyuncular: Michael Caine (Fred Ballinger), Harvey Keitel (Mick Boyle), Rachel Weisz (Lena Ballinger), Paul Dano (Jimmy Tree), Jane Fonda (Brenda Morel) / İtalya / 2015 / Renkli/ 118´

Sinopsis:

Paolo Sorrentino’nun Roma’ya aşk mektubu Oscar’lı Muhteşem Güzellik’ten sonra çektiği Gençlik, kayıp zamana, kaçırılan fırsatlara ve kaçıp giden sevgililere bir aşk mektubu. Mizahi yaklaşımı da esirgemeyen Gençlik, Michael Caine’in canlandırdığı besteci Fred ile Harvey Keitel’in canlandırdığı yönetmen arkadaşı Mick’i tatilleri boyunca izliyor. İki yaşlı adam, İsviçre’de lüks bir spa tesisinde ölüm, yaşlılık, sanatçılar, prostat, Miss Universe ile gençlik anılarından söz ediyor, kendilerini ve hayatı gözden geçiriyorlar. Cannes’da Altın Palmiye için yarışan Gençlik, Sorrentino’nun alâmetifarikası ilginç kamera açıları, çarpık yüzler, muhteşem müzikler ve stilize görseller geçidiyle yine nefes kesici bir seyirlik sunuyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oldukça güzel bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Diyaloglardaki edebi üslubu, ahengi yerinde buldum.
  • Filmin mizahi yönü kuvvetliydi.
  • Görsel atmosfer önceki Paolo Sorrentino filmlerinde olduğu gibi yine etkileyiciydi.

Eksiler

  • Lena’nın, annesi ve babası ile ilgili düşüncelerinde, tavırlarında zaman zaman inandırıcılık sorunu yaşanıyor.

Keşif

  • Filmden bir replik: “Her şeye inanmam gerekir. Ben bir hikaye yazarıyım.”
  • “Kolaylık, kolaya kaçma” konuları üzerine filmdeki tespitler eğlenceli olmuş.
  • Maradona figürü filme renk katmış.
  • Lena’nın, babası Fred ‘e geçmişle ilgili hesap sorduğu sahne aklıma “Güz Sonatı” (Yönetmen: Ingmar Bergman) filmini getirdi. Ayrıca o filmde hesap sorulan anne de müzisyendi. Diğer yandan, sahnenin başında yatakta duran baba, kızından daha yukarı bir seviyede. Hesap sorulduktan sonra yüksekliği ayarlanabilir yatak daha aşağı bir hizaya çekiliyor. “Yerin dibine geçmek” deyiminin eyleme dönüşmüş hali gibi sanki.
  • Birbirleri ile hiç konuşmayan çiftin ormanda çığlık çığlığa konuşması ve bu durumla ilgili Fred’in bahsi kaybetmesi güzel bir uygulamaydı.
  • Fred’in çayırlık alanda hayvanlardan kurduğu orkestra, daha sonra aynı alanda Mick’in, eski filmlerindeki aktrisleri bir arada gördüğü fantastik sahneler güzeldi.
  • Kamera ve mekan kullanımında aşırıya kaçmayan illüzyonist dokunuşlar yerindeydi.
  • Bir Sorrentino filminde yine uzun bir başlangıç sahnesi. Yönetmenin alametifarikası.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Ölümsüz Aşk

image

Filmin Künyesi:

ÖLÜMSÜZ AŞK | THE AGE OF ADALINE | Yönetmen: Lee Toland Krieger / Oyuncular: Blake Lively (Adaline Bowman), Michiel Huisman (Ellis Jones), Harrison Ford (William Jones) / ABD / 2015 / Renkli/ 113´

Sinopsis:

Bir çağ değişirken doğmuş olan Adaline Bowman, geçirdiği bir kaza sonucu hiç yaşlanmamakla ‘ödüllendirilir’. 29 yaşında yaşlanmamaya başlar ve yıllar boyunca insanlardan mümkün olduğunca uzak, izole bir hayat sürmek zorunda kalır. Bu süreçte dünyanın sıradışı değişimine de tek başına tanık olur ve bunun zorluğunu tek başına atlatmayı başarır. Bu yalnızlık karizmatik Ellis Jones ile tanışına kadar sürer… Ellis Jones, Adaline’e hayatı gerçek anlamda yaşamanın nasıl bir his olduğunu hatırlatacak, bir adım daha ötesine geçerek gerçek aşkı yaşamasını sağlayacaktır. Adaline, genç adamın ailesiyle geçireceği bir hafta sonunda yine sırrının ifşa olması tehlikesini yaşayınca hayatını sonsuza dek değiştirecek bir karar verir…

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Blake Lively’nin oyunculuğu başarılı.

Eksiler

  • Hikaye örgüsü çok iyi kurulamamış.
  • Adaline ile annesi arasındaki ilişki geçişleri çok keskin olmuş.

Keşif

  • Genel anlamda vasat bir film olmuş.
  • Adaline ilk kaza ile yaşlılığı kaybediyor ikinci kaza ile yaşlılığı buluyor. Hafıza kaybını geri kazanma gibi bir şey.
  • Filmin sonunda Adaline saçındaki beyazı görünce seviniyor. Güzel bir fikir olmuş.

Öylesine

  • Ölümsüz aşklar var da, ölmeyen aşık var mı?

Hayat Altmışından Sonra

image

Filmin Künyesi:

HAYAT ALTMIŞINDAN SONRA | MISS SIXTY| MISS SIXTY | Yönetmen: Sigrid Hoerner / Oyuncular: İris Berben (Luise Jansen), Edgar Selge (Frans Winther), Carmen Maja Antoni (Doris Jansen), Björn Von Der Wellen (Max Winther), Jördis Richter (Romy von Cramm) / Almanya / 2014 / Renkli / 98´

Sinopsis:

Yapımcı kimliğiyle tanınan Sigrid Hoerner’in ilk yönetmenlik denemesi olan bu film, yaşına meydan okuyan iki kişiyi anlatıyor. Yaşlı sayıldıkları için dışlandıkları topluma yeniden uyum sağlamaya karar veren bu ikiliden Louise, 60 yaşında hamile kalıp bir bebek sahibi olmak ister. Frans ise modern sanatın yükselen yıldızı olmayı kafaya koymuştur. Yaşlanmanın aslında psikolojik olduğunu iki sıradışı insan üzerinden müjdeleyen Hayat Altmışından Sonra, oldukça keyif verici bir komedi.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi vasatın az üstü olarak değerlendirdim.
  • İris Berben ve Maja Antoni’nin oyunculukları başarılı.

Eksiler

  • Filmin mizahi yönü daha başarılı olabilirdi.
  • Frans ve Luise karakterlerinin geçmişleri hakkında biraz daha bilgi verilse fena olmazdı.

Keşif

  • Luise bir süre annelik aşerdikten sonra bu sevdadan vazgeçiyor.
  • Filmdeki modern sanat açmazları “Evde” (Yönetmen: François Ozon) filmini hatırlattı.
  • Luise karakterinde biraz “Gloria” (Yönetmen: Sebastián Lelio) filmindeki hava hakimdi özellikle minik çılgınlıklar anlamında.

Öylesine

  • “Altmışından sonra azanı moleküler biyoloji paklar”

Veda Partisi

image

Filmin Künyesi:

VEDA PARTİSİ | MITA TOVA| THE FAREWELL PARTY | Yönetmen: Sharon Maymon / Oyuncular: Ze´Ev Revach (Yehezkel), Levana Finkelshtein (Levana), Aliza Rosen (Yana), İlan Dar (Dr. Daniel), Rafi Tabor (Raffi Segal) / İsrail / 2014 / Renkli / 90´

Sinopsis:

Sharon Maymon ve Tal Granit’in uzun metrajlı ilk filmi olan Veda Partisi, janrının tüm olanaklarını seferber eden bir kara komedi. Bir huzurevinde yaşayan birkaç dost, ölmek isteyen bir arkadaşları için bir ötanazi makinesi icat ediyor. Yaptıkları makinenin haberi yayıldıkça ve her gün daha çok insan makine hakkında soru sormaya başlayınca mucitler oldukça zorlu bir soruyla karşı karşıya kalıyor: İnsanların ölmesine yardım ederek doğru bir iş mi yapıyoruz acaba?

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Eğlenceli ve belirli düzeyde bir film olmuş.
  • Senaryoyu başarılı buldum.
  • Oyuncu seçimi iyi yapılmış.

Eksiler

  • Makinenin kullanımı ile ilgili grup içerisinde gizliden para alma olayı çok tutarlı gelmedi bana.

Keşif

  • Cihazın kısa devre yaptığı ve de çardakta yaşlılarımızın çıplak sohbet ettiği sahneler komikti.
  • Duygusallık, mizah ve de yaşlılık temaları ile filmin kurduğu ilişki “Yarım Kalan Şarkı” (Yönetmen: Paul Andrew Williams) daki gibiydi.
  • Alzheimer olduğu için insanın ölmeyi istemesi ne garip bir durum. Sevdiklerini tanıyamayıp, güzel anıları hatırlayamayacaksan yaşamanın bir anlamı kalır mıydı sorusunu sorduruyor insana

Öylesine

  • “Heaven’s Five”

Tomurcuklar Açarken

image

Filmin Künyesi:

TOMURCUKLAR AÇARKEN | BLOSSOMS BLOOM | SAKURA SAKU | Yönetmen: Mitsutoshi Tanaka / Oyuncular: Naoto Ogata (Shunsuke Osaki), Kaho Minami (Akiko), Tatsuya Fuji (Shunsuke’nin Babası), Masato Yano, Karen Miyama  / Japonya / 2014 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Büyük bir şirkette çalışan Shunsuke, eşi, iki çocuğu ve babasıyla birlikte yaşamaktadır. Kendini fazlasıyla işine verdiğinden, farkında olmadan evle ilgili konular karısı Akiko’nun üzerine kalır. Oğlu Daisuke ve kızı Sakiko’nun da ne düşündüklerinin farkında değildir. Aile ilişkileri pek sıkı değilken, baba Shuntaro’ya demans teşhisi konur. Shunsuke bu gerçeği anlamak istemez ve ailesiyle duygu çatışması yaşar. Sonunda gerçekleri anlayan Shunsuke, önemli bir iş toplantısına katılmayarak babasının anılarının izini takip etmek üzere bir aile gezisine çıkma kararı alır. Shunsuke’nin bu davranışı karşısında şaşıran aile, ilkbaharın ilk günlerini geçirmek üzere Shuntaro’nun memleketine gittiğinde değişim başlar. Bu film, Masashi Sada tarafından yazılan aynı adlı kitaptan esinlenerek yapılmıştır.

Not: Yukarıdaki paragraf Akbank Sanat sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Film genel anlamda izlemeye değer.
  • Filmin çiçeklerle donatılmış sahnelerindeki görsel atmosfer başarılı.

Eksiler

  • Oyuncu seçimleri ve de oyunculuklar pek başarılı değil.
  • Filmde müzik kullanımında yer yer aşırıya kaçılmış.
  • Annenin/kız torunun büyükbabanın tuvalet ihtiyacını giderememesi sırasında hiçbir şey yapamayıp toplantıda olan babanın her şeyi bırakıp eve kadar gelmesi biraz abartılı oluvermiş.

Keşif

  • Aile, yaşlılara saygı, gelenek, ritüel, tapınak, çiçekler gibi temalar/öğeler ile bir Japonya filmi olduğu oldukça hissediliyor.
  • Filmin ilk yarısında görsel tonlar daha koyu ve kapalı iken ikinci yarıda aydınlık hakim. Tomurcuklar açıyor gerçekten de.
  • “Birini övebilmen için onun yaptığı işleri yakından takip etmen gerekir”, filmden bir replik.
  • Yönetmenin kadınlara biraz mesafeli ve ön yargılı yaklaştığını düşünüyorum.
  • Büyükbabanın ağzından dökülen tapınağın şifreli adresi ,“Cingöz Recai” (Yönetmen: Safa Önal) filmindeki gibi meşakkatli bir şekilde çözülüyor.
  • Tapınağın bulunması sonrasında aile bireylerinin orta noktaya doğru koşup sevinmeleri “Salak Milyoner” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filminde define yerinin bulunma sahneleri gibi şendi/saftı.

Öylesine

  • Bulunamadı