İnsanlıktan Uzakta

image

Filmin Künyesi:

İNSANLIKTAN UZAKTA | FAR FROM MEN | Yönetmen: David Oelhoffen / Oyuncular: Viggo Mortensen (Daru), Reda Kateb (Mohamed), Djemel Barek (Slimane) / Fransa / 2014 / Renkli/ 101´

Sinopsis:

Albert Camus’nun Misafir adlı kısa öyküsünden uyarlanan ve Venedik’te Altın Aslan için yarışan film, 1950’li yıllarda bağımsızlık mücadelesi veren Cezayir’de geçmesine rağmen klasik western filmlerinden izler taşıyor. Daru (Viggo Mortensen) ufak bir köyde öğretmendir. Cezayir’de doğmuştur fakat aslen İspanyol olduğu için hem etnik Cezayirliler hem de Fransız koloniciler tarafından ‘yabancı’ etiketiyle hor görülmektedir. Daru’ya, bir muhalifi garnizona kadar götürmesi emri verilir. Bir dönem Fransız ordusuna da hizmet etmiş olan Daru, bu yolculukta kendi sadakatini sorgulamaya başlar. İki kaçağı Atlas Dağları’nda zorlu ve nefes kesici bir kaçış serüveni beklemektedir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim.
  • Filmin sadeliği oldukça ölçülüydü.

Eksiler

  • Film politik anlamda bir şeyler söylese de yörede yaşayanlarla ilgili pek çok şey paylaşılmıyor.

Keşif

  • Mohamed karakterinde “Kesik” (Yönetmen: Fatih Akın) filmindeki Nazaret (Tahar Rahim); Daru karakterinde ise “Gönül Yarası” (Yönetmen: Yavuz Turgul) filmindeki Nazım (Şener Şen) havası vardı.
  • Daru’da bir arafta kalma hali hakimdi.
  • Filmin sonunda öğrencilerle öğretmenin vedalaştığı sahne güzeldi.

Öylesine

  • “İki Irk Bir Bavul”
  • “Yaşamın Sınırında”

Aç Kalpler

image

Filmin Künyesi:

AÇ KALPLER | HUNGRY HEARTS | Yönetmen: Saverio Costanzo / Oyuncular: Adam Driver (Jude), Alba Rohrwacher (Mina), Roberta Maxwell (Anne) / İtalya / 2014 / Renkli/ 109´

Sinopsis:

Venedik Film Festivali’nde Adam Driver’a En İyi Erkek Oyuncu; filmin diğer başrol oyuncusu Alba Rohrwacher’a En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazandıran yapım, birbirlerine ilk görüşte aşık olan bir çiftin hikayesini etkili bir dille anlatıyor. Jude ve Mina, New York’ta bir tesadüf eseri tanışıp ilk görüşte aşık olurlar. Jude’un sosyal ve girişken kişiliğini Mina sakinliği ve çekingenliği ile tamamlayınca ilişkileri evliliğe kadar gider. Kısa süre sonra bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından, çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina pek çok ilaç almakta, ağır bir diyet yapmaktadır ve bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, bu duruma müdahale etmeye çalışınca büyük bir aşk ile başlayan ilişkileri kırılma noktasına gelecektir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Vasatın az üstü bir film olmuş.
  • Filmin başlangıç sahnesi oldukça başarılıydı.

Eksiler

  • Anne ve baba karakterlerinin dış dünyadan yalıtılmış hali az da olsa inandırıcılık sorunu barındırıyor.

Keşif

  • Film yer yer aklıma “Rosemary’nin Bebeği” (Yönetmen: Roman Polanski) filmini getirdi.
  • Sondaki baba oğlun el ele yürüdükleri sahne ve çalan müzik güzeldi.
  • Düğün sahnesinde “Kırık Çember” (Yönetmen: Felix Van Groeningen) filmindeki bluegrass müzik grubu havası hakimdi.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Beden

image

Filmin Künyesi:

BEDEN | CIALO | BODY | Yönetmen: Malgorzata Szumowska / Oyuncular: Janusz Gajos (Attorney), Maja Ostaszewska (Anna), Justyna Suwala (Olga) / Polonya / 2015 / Renkli/ 90´

Sinopsis:

İşi başından aşkın bir savcının son zamanlarda aklını en çok meşgul eden şey kızıdır. Annesinin ölümünün ardından kendini toparlayamayan Olga anoreksiye yakalanınca, savcı çareyi onu bir rehabilitasyon merkezine yatırmakta bulmuştur. Mantığa ve bilime sıkı sıkıya bağlı olan savcı birbirinden garip cinayet dosyalarıyla boğuşurken, Olga’nın kaldığı merkezde terapistlik yapan Anna, Olga’nın sıkıntısına sıra dışı bir çare önerir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyunculuklar iyi bir seviyede olmuş.
  • Kamera ve ışık kullanımı başarılı.

Eksiler

  • Genel anlamda başarısız bir film olmuş.
  • Bilindik bir sonla biteceği tahmin edilen filmin hikayesi, merak uyandırma konusunda sıkıntılar yaşıyor.
  • Senaryoyu zayıf buldum.

Keşif

  • Filmin genel havası Ulrich Seidl filmlerini hatırlattı.

Öylesine

  • “Bedenle alay eder bedel ödememiş olan”

Annemin Şarkısı

image

6.5 out of 10 stars (6,5 / 10)

Filmin Künyesi:

ANNEMİN ŞARKISI | Yönetmen: Erol Mintaş / Oyuncular: Feyyaz Duman (Ali), Zübeyde Ronahi (Nigar), Nesrin Cavadzade (Zeynep) / Türkiye / 2014 / Renkli / 103´

Sinopsis:

Ali, annesi Nigar’la beraber Tarlabaşı’nda yaşamaktadır. Doğu’da köylerinin boşaltılması üzerine göç ettikleri mahallede hayatları tekrar kesintiye uğramıştır. Şehirden uzak yüksek beton binaların arasına taşınmalarıyla beraber sorunlar başlar. Komşularının köye geri döndüğüne inanan Nigar, sabahları köyüne geri dönmek üzere evdeki eşyaları toparlar. Bazı günlerse, kendini İstanbul sokaklarına atar. Genç öğretmen Ali, gittikçe hastalanan annesini mutlu etmek için farklı yöntemlere başvurur: Hediyeler alır, gittiği her yere onu da motoruyla götürür, rüyalarına giren şarkının peşine düşer. Aynı zamanda, Ali kız arkadaşı Zeynep’in hamile olduğunu öğrenir; fakat kendini baba olmaya hazır hissetmemektedir. Ali iki kadının arasında çaresiz kalmıştır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim. Düzgün bir iş çıkarılmış ortaya.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Ali’nin sevgilisi ve onun anne ile olan ilişkisi, buradaki süreç çok iyi aktarılamıyor.
  • Zaman zaman filmde tempo sorunu yaşanıyor.

Keşif

  • Filmin başında Kürtçe anlatılan “Karga ve Tavus Kuşu” hikayesinin yıllar sonra aynı aileden biri tarafından bu sefer Türkçe olarak anlatılması iyi bir uygulama olmuş.
  • Nigar anne memleketine tekrar dönemeden ebedi memlekete doğru yolcu oluyor maalesef.
  • Nigar karakteri “Küf” (Yönetmen: Ali Aydın) filmindeki Basri’yi (Ercan Kesal) çağrıştırdı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Yüzündeki Sır

image

Filmin Künyesi:

YÜZÜNDEKİ SIR | PHOENIX | Yönetmen: Christian Petzold / Oyuncular: Nina Hoss (Nelly Lenz), Ronald Zehrfeld (Johnny Lenz), Nina Kunzendorf (Lene Winter) / Almanya / 2014 / Renkli/ 98´

Sinopsis:

II. Dünya Savaşı’nın sonrası toplama kampından yüzünde onu tanınmayacak hale getiren yaralarla kurtulan Nelly, bir dizi ameliyat geçirerek yeni bir yüze kavuşur. Bu süreçte ona yardım eden arkadaşı Lene’nin ısrarlarına rağmen yeni bir hayata başlamayı reddeder ve Berlin’de kalarak hakkında duyduklarına inanmak istemediği eşi Johnny’i aramaya karar verir. Karşılaştıklarında Johnny Nelly’yi tanımayacak ve ondan hayatını alt üst edecek bir istekte bulunacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmin olumlu yanları görüntü yönetimi ve müzikler.

Eksiler

  • Filmi genel anlamda başarısız buldum. Hikayenin inandırıcılığında zaaflar var.
  • Christian Petzold’dan daha iyi bir film beklerdim.
  • Filmin hikayesi çok vaatkar olmasına rağmen iyi değerlendirilemiyor ve heba ediliyor.

Keşif

  • Ronald’ın her akşam pavyona/bara gitme ritüeli bana “Kürk Mantolu Madonna” (Yazar: Sabahattin Ali) romanında Raif Efendi’nin Maria’yı izlemeye gitmesini hatırlattı.

Öylesine

  • Nelly’nin yüzünde bir şey var ama o sır değil.
  • “Yüzeydeki Sır”

Tepecik Hayal Okulu

image

Filmin Künyesi:

TEPECİK HAYAL OKULU | Yönetmen: Güliz Sağlam / Oyuncular: Belgesel bir film / Türkiye / 2014 / Renkli / 55´

Sinopsis:

Yaşadığı her anı görsellikle tasvir etme tutkusu, sinemayla büyülenmiş birine tüm yapım zorluklarıyla, engellerle mücadele etme gücü verebilir mi?
Birbirinden özgün ve yaratıcı kısa filmleri ve tek uzun metraj filmi ‘Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ la tanınan, Ahmet Uluçay, bundan on iki yıl önce beynindeki tümörle tanışır ve onu aldırmak için ilk ameliyatını olur. Bu film, Uluçay’ın düşle gerçek arasında gidip gelen yaşamına paralel biçimde hastane koridorlarının yarı karanlığından köye, çocukluğa, düşlere, bir sinema tutkununun dünyasına taşır bizi.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda belgeseli beğendim. Önemli ve fantastik bir kişilik olan Ahmet Uluçay’dan kalan güzel bir hatıra olmuş.

Eksiler

  • Filmlerinden belki biraz daha fazla kareler gösterilse iyi olabilirdi.
  • Belgeselde keşke sinema dünyasının içinden duayen birileri de yer alsaydı.

Keşif

  • Ahmet Uluçay’ın köyündeki, ailesindeki yakınlarının Tarkosvski, Bergman, Antonioni vb. hakkında bir şeyler söylüyor/paylaşıyor olmaları pek hoş ve şaşırtıcıydı.
  • Film isimleri bile Ahmet Uluçay’ın fantastik dünyasını anlatmaya yetiyor.

Öylesine

  • Tepecik Hasat Okulu

Toz Ruhu

image

Filmin Künyesi:

TOZ RUHU | Yönetmen: Nesimi Yetik / Oyuncular: Tansu Biçer (Metin), Ertuğrul Aytaç Uşun (Ümit), Selin Yeninci (Neslihan), Aytaç Arman (Avni), Nihal G. Koldaş (Suzan), Settar Tanrıöğen (Fahrettin) / Türkiye / 2015 / Renkli / 95´

Sinopsis:

Metin, İstanbul’da yaşayan bir erkek gündelikçidir. Kendi halinde, mutlu bir dünyası vardır. Arabesk müzik tutkunudur, şarkılar besteler. Metin’in küçük dünyası ilk olarak İstanbul’a asker olarak gelen yeğeni Ümit’in ziyaretiyle değişir. Ama dünyasının asıl sarsılışı müşterisi Suzan Hanım’ın evinde birlikte çalıştıkları Neslihan’ın evine gelmesiyle olur. En nihayetinde Metin’in hayatına giren iki kişi de kendi yollarına doğru giderler. Metin yine küçük dünyasında, yalnızlığıyla başbaşa kalır. Bu sırada Metin’in hayatında ilginç bir gelişme olur, İstiklal Caddesi’ndeki kabininde şarkı söylediği televizyon programı onu konuk olarak çağırır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Tansu Biçer’in oyunculuğu başarılı.

Eksiler

  • Film, hikayenin karakterlerle beraber harmanlanmasında biraz sıkıntılar yaşıyor.

Keşif

  • Metin’de Başak burcunun özelliklerini görebiliriz: İşine sadık, düzenli, titiz ve biraz da çekingen.
  • Metin, kemerinin üzerinde cep telefonu yerine ses kaydedici taşıyan nevi şahsına münhasır bir kişilik. Diğer yandan Metin, yazdığı fantezi türü şarkılarda karşı cinsle olan hayallerini anlatıyor bir bakıma da.
  • Aytaç Arman’ı izlemek keyifliydi.
  • Metin, “Yozgat Blues” (Yönetmen: Mahmut Fazıl Coşkun) filmindeki Yavuz (Ercan Kesal) ile “Şimdiki Zaman” (Yönetmen: Belmin Söylemez) filmindeki Tayfun (Ozan Bilen) karakterlerinin bir karışımı gibi.
  • “Uzak” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filminde iki akraba arasındaki ilişki ne kadar uzaksa bu filmde bir o kadar yakın.

Öylesine

  • Metin sahne tozunu yutamıyor belki ama çamaşır tozu yutuvermiş olabilir.
  • Metin gömlek değiştirir gibi sevgili değil de sevgili değiştirir gibi gömlek değiştiriyor.

İçimdeki İnsan

image

Filmin Künyesi:

İÇİMDEKİ İNSAN | Yönetmen: Aydın Sayman / Oyuncular: Suavi Eren (Nuri), Vedat Erincin (Sabri), Füsun Demirel (Şükran, Sabri’nin Eşi), Şebnem Bozoklu (Nejla), Menderes Samancılar (Yüksel), Rıza Sönmez (Hulusi), Melek Şahin (Sabahat, Sabri’nin Annesi), Macit Koper (Deli Naci) / Türkiye / 2014 / Renkli / 104´

Sinopsis:

Gazeteci-yazar Nuri, uzun yıllar sonra doğup büyüdüğü taşra kentine gelir. Amacı, babadan kalan bir bahçeyi satıp İstanbul’a geri dönmektir.
Kentte eski arkadaşı Sabri, ile karşılaşır. Sabri yıllardır bir devlet dairesinde çalışan sıradan, küçük bir memurdur. Yazar’ı biraz soğuk ve tereddütlü karşılar. İki eski arkadaşın gençliklerinde pek te mutlu ayrılmadıkları hissedilir. Yazar ise onunla buluşup konuşmayı teklif eder.  Yazar kent yakınlarındaki köyde arsasının satışını gerçekleştirir. Sabri ise çalıştığı devlet dairesinde nedeni bilinmeyen bir psiko-travma geçirmektedir.
Ansızın eline geçirdiği ağır bir nesne ile şefinin kafasını parçalar. Dairedeki iş arkadaşları Nejla, Hulusi ve diğerleri dehşet içindedir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema’nın sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Dekor tasarımı sade ve başarılı.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Filmin derdini tam olarak anlatma konusunda yetersiz kaldığını düşünüyorum.
  • Sabri’nin bürodaki çaycı ile beraber gizlice bahis oynaması sanki bir yere bağlamak için düşünülmüş ama açıkta kalmış gibi.
  • Nuri’nin Sabri hakkında yaptığı her röportajın sonunda “Fare ile ilgili bir şeyden bahsetti mi?” sorusu kulak tırmalıyor. Neden bu soruyu ilk başta sormuyor mesela : )
  • Sabri’nin babası olan karakterde biraz tutarsızlık sezdim. Öylesine baskıcı, otoriter, dominant birini  ev işi yaparken düşünmek zor mesela.

Keşif

  • Şebnem Bozoklu kısa rolünde filme güç katmış.
  • Nuri’nin Deli Naci ile de röportaj yapmasını beklerdim.
  • Sabri’nin günümüzde yaşadıklarının geçmişle, çocuklukta yaşananlarla ilişki kurulma biçimi Çağan Irmak filmlerini hatırlattı.
  • Filmden bir replik: “Sabri’de insan mayası vardı. Kopar kopar insan yap”

Öylesine

  • “Sabri Hakkında Her Şey”
  • “Maya tutmadı”

Prenses Kaguya Masalı

image

Filmin Künyesi:

PRENSES KAGUYA MASALI | THE TALE OF THE PRINCESS KAGUYA | Yönetmen: Isao Takahata / Seslendirenler: Chloë Grace Moretz, James Caan, Mary Steenburgen / Japonya / 2013 / Animasyon / 137´

Sinopsis:

Bir zamanlar, fakir bir orman köyünde yaşlı bir oduncu yaşarmış. Geçimini kestiği bambuları satarak kazanan oduncunun, yaşlı karısından başka kimsesi yokmuş. Yine bir gün ormanda bambu kesmekle uğraşırken yerden bir bambunun filizlendiğini ve çabucak büyüdüğünü görmüş. Merakla bambunun yanına gidince, bambunun tomurcuklanıp açıldığını ve içinden minik bir prenses çıktığını fark etmiş. Şaşkınlık içindeki oduncu bu minicik prensesi evine götürmüş. Avcunun içinde sakladığı prensesi karısına gösteren oduncu, prensesin birdenbire bir bebeğe dönüştüğünü görünce şaşkınlıktan neredeyse küçük dilini yutacakmış! Diğer bebeklerden farklı olan bu bebek, hızla büyüyerek oduncunun bambu filizinin içinde görmüş olduğu prensese dönüşmüş – ama bu kez gerçek boyutlarda! Yıllar geçerken, küçük prensese öz çocukları gibi bağlanan oduncuyla karısının aklında tek bir soru varmış: Bu güzeller güzeli kız aslında kimdir ve nereden gelmiştir?

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda güzel bir film olmuş.
  • Senaryoyu başarılı buldum.
  • Animasyona ait çizgi düzenlemeleri ve canlandırma çok başarılı özellikle de “çocuk aklı ve davranışlarını” resmetme anlamında.

Eksiler

  • Babanın birden paragöz olması filmde tam işlenemiyor. Oysa bir zamanlar tek amacı kızı Kaguya’nın mutlu olmasıydı.
  • Annenin çok pasif kalmasını biraz yadırgadım.
  • Kaguya’nın prenses olması ve bunun halk tarafından kabul görme süreci pekiyi anlatılamamış.

Keşif

  • Prenses olmanın Kaguya dışında herkesi mutlu etmesi klasik bir yara gibi. Kaguya’nın dile getirdiği gibi: “Gülmek yok, ağlamak yok, terlemek yok. O zaman bu prenses insan değil”
  • Kaguya ile sevdiği çocuk arasındaki aşkın sınıfsal boyutu “Rüzgar Yükseliyor” (Yönetmen: Hayao Miyazaki) filmindeki yakın bir durumu anımsatıyor.
  • Ay’dan Kaguya’yı almaya gelen kafilenin yolculuğu sırasında çalan müzik pek güzeldi.
  • Japon filmlerinde görmeye alıştığımız kiraz ağaçları ve çiçekleri her zamanki gibi heyecan vericiydi.
  • Filmin hayvanlarla kurduğu ilişkiyi beğendim.

Öylesine

  • “Bambu Gönlüm”
  • “Bir başka bambu ağacını 
    Kesemem kesemem kesemem 
    Giysilerin ne güzel 
    Diyemem diyemem diyemem 
    Şu sihri başkasına 
    Veremem veremem veremem 
    Bir başka prensesi 
    Sevemem sevemem sevemem”

Seni Seviyorum Rio

image

Filmin Künyesi:

SENİ SEVİYORUM RİO | RIO, I LOVE YOU | Yönetmen: Stephan Elliott, Fernando Meirelles, John Turturro, José Padilha, Paolo Sorrentino, Andrucha Waddington, Vicente Amorim, Guillermo Arriaga, Im Sang-soo, Nadine Labaki, Carlos Saldanha / Oyuncular: Harvey Keitel (O Ator), Vincent Cassel (Zé), Emily Mortimer (Dorothy), John Turturro (Homem) / Brezilya / 2014 / Renkli / 97´

Sinopsis:

‘Paris, Je t’Aime’ ve ‘New York, I Love You’ filmlerinden sonra seri Rio’da devam ediyor. ‘Seni Seviyorum Rio’ dünyanın dört bir yanından yıldızlarla dolu bir oyuncu kadrosu ile on yönetmenin Rio’ya aşık ya da Rio’da aşık olmanın hikayelerini anlatıyor. Rio’nun egzotik doğal güzelliklerini ve insan çeşitliliğini şehirde geçen farklı aşk hikayeleri üzerinden anlatan her bir kısa film, iki günlük sürede ve Rio’nun farklı mahallelerinde geçiyor. Rio’ya hiç gitmemiş birine şehri tanımışlık hissi veren filmin oyuncu kadrosunda Harvey Keitel, John Turturro, Nadine Labaki, Rodrigo Santoro, Ryan Kwanten, Vanessa Paradis ve Vincent Cassel gibi yıldızlar yer alıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • En beğendiğim kısa film “Texas” (Yönetmen: Guillermo Arriaga) oldu.
  • Güldürü öğeleri filmde yer yer başarılı kullanılmış.

Eksiler

  • Genel anlamda vasat bir film olmuş.
  • Filmdeki bölümlendirmelerde yapılan iç içe geçişler zaman zaman anlaşılırlığı sekteye uğratmış.

Keşif

  • Evli bir çiftle ilgili geçen “Quando não há Mais Amor”  (Yönetmen: John Turturro) kısa filmindeki müzikler iyiydi.
  • Hz. İsa’dan telefon bekleyen çocuğun olduğu “O Milagre” (Yönetmen: Nadine Labaki) isimli kısa film eğlenceliydi.

Öylesine

  • Bulunamadı.