Sibel

Sibel filminde Damla Sönmez

Sibel filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

SİBEL | Yönetmen: Guillaume Giovanetti, Çağla Zencirci / Senarist: Guillaume Giovanetti, Çağla Zencirci, Ramata Sy / Oyuncular: Damla Sönmez (Sibel), Erkan Kolçak Köstendil (Ali), Emin Gürsoy (Emin), Elit İşcan (Fatma), Meral Çetinkaya (Narin), Gülçin Kültür Şahin (Feride), Sevval Tezcan (Çiçek) / Türkiye / 2018 / Renkli / 95´ 

Sinopsis:

25 yaşındaki Sibel, Karadeniz’in ıslık diliyle konuşulan, küçük bir köyünde babası ve kız kardeşiyle yaşamaktadır. Çocukluğunda geçirdiği hastalık sebebiyle konuşamayan, çevresiyle ıslık diliyle anlaşan Sibel’in hayatı tarla, orman ve ev arasında geçer. Köyde kendini yalnız ve dışlanmış hisseden genç kadın, gizemli bir kurdun peşindeyken, bir gün ormanda saklanan Ali adında bir yabancıyla karşılaşır. Sibel, Ali’yle iletişim kurmaya başlayınca, içinde gizlenen gücü fark edecektir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Damla Sönmez başarılı oyunculuğu ile filme oldukça katkıda bulunmuş.
  • Görsel atmosfer başarılı.
  • Biraz gerçekçi biraz da masalsı bir film olmuş.
  • Fabl türü öykülerde insana ait bir özelliğin insan dışında bir varlığa verilmesi işlenir.  Bu filmde anlatılan öyküde ise sanki fabl türünün tersi bir durum söz konusu. Hayvana ait bir özelliğin (kuş gibi ıslık çalmak, kurt gibi saldırmak) hayvan dışında bir varlığa (Sibel, Ali) verilmesi gibi.
  • Meral Çetinkaya’nın hayat verdiği Narin karakteri “Murtaza” (Yönetmen: Özgür Sevimli) filminde kendisinin canlandırdığı Sabure karakterini anımsatır. “Murtaza” filmi ile ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki yazıya buradan erişebilirsiniz.
  • Ali karakteri film içerisinde biraz yavan kalmış gibi duruyor.
  • Öyküde işlenen muhafazakar tutum yer yer “Mustang” (Yönetmen: Deniz Gamze Ergüven) filmini hatırlatır. Bu filmin ondan çok çok daha iyi olduğu da aşikar. “Mustang” filmi ile ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki yazıya buradan erişebilirsiniz.

Sibel Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • “Kırmızı Islıklı Kız”
  • “Kusurlular”

 

Kelebekler

image

Filmin Künyesi:

KELEBEKLER | Yönetmen: Tolga Karaçelik / Senarist: Tolga Karaçelik / Oyuncular: Tolga Tekin (Cemal), Bartu Küçükçağlayan (Kenan), Tuğçe Altuğ (Suzan), Serkan Keskin (Muhtar), Hakan Karsak (İmam), Ercan Kesal (Çoban) / Türkiye / 2018 / Renkli / 117´

Sinopsis:

Üç kardeşin yolları yıllar önce ayrılmıştır. Aradan geçen 30 yılın ardından babaları çocuklarını bir araya getirmek ister ve onları Hasanlar Köyü’ndeki evlerine geri çağırır. Kardeşlerden en büyüğü Cemal, onları alır ve nedenini bilmedikleri bir yolculuğa çıkar. Üç kardeş köye gittiklerinde ise babalarının öldüğünü öğrenirler. Babaları, köyün acayipliklerinden biri olan kelebeklerin gelişinde gömülmeyi vasiyet etmiştir. Birbirlerini çok az tanıyan kardeşler köyde kaldıkları süre boyunca yaşadıkları olaylarla kendilerini, birbirlerini ve babalarının kim olduğunu anlamaya çalışır.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim. Güzel bir çalışma olmuş.
  • Önceki iki filmi (“Gişe Memuru”, “Sarmaşık”) ile karşılaştırıldığında benim en çok beğendiğim film bu oldu.
  • Senaryodaki absürt mizahı oldukça başarılı buldum. Mizahı elden bırakmadan dramatik açıdan da işlevini yerine getirmiş film.
  • Tüm oyuncu ekibi başarılı. Yan rollerde Muhtar ve İmam karakterleri de iyi iş çıkarmışlar.
  • Filmdeki müzik kullanımını ve tercihini başarılı buldum.
  • Üç kardeşin babaları, anneleri ve geçmişleri ile ilgili belki biraz daha fazla ayrıntı olabilirdi.
  • Filmin içerisinde “Afar” tabelasını ve Serkan Ercan’ı görmek güzeldi. Yönetmenin “Gişe Memuru” filmine bir selamı oldu.
  • Yönetmen Emin Alper’i de kısa da olsa bir rolde görmüş olmak güzel.
  • “Sarmaşık” filminde salyangozlar metaforunu kullanan yönetmen bu filminde de kelebekleri kullanmış.
  • “Beş Yüz Liracık Borç Verir Misin?”
  • “Baba Beni Uzaya Gönder”

Yılanların Öcü

image

Filmin Künyesi:

YILANLARIN ÖCÜ | REVENGE OF THE SNAKES | Yönetmen: Metin Erksan / Oyuncular: Fikret Hakan (Kara Bayram), Nurhan Nur (Hatçe), Aliye Rona (Irazca), Sadiye Arcıman (Fatma), Kadir Savun (Ak Ali), Erol Taş (Haceli), Ali Şen (Muhtar) / Türkiye / 1962 / Siyah-Beyaz / 106´

Sinopsis:

“Sosyal konuların filmi olmaz” diye söze başlasa da Metin Erksan sosyal konuları insanı merkeze alarak anlatır. Yılanların Öcü de sinemamızın yükseliş çağındaki sosyal gerçekçi başyapıtlarından biridir. Erksan filmin ana ekseninde toprak mülkiyetini ele alırken, kadın-erkek ve sosyal sınıf çelişkisinin de inceden inceye altını çizer.
Fakir Baykurt’un romanının ilk çıktığında sansürle boğuşan kaderini filmi de paylaşır ve hatta sinemamızda belki de ilk kez tüm aydın ve sanatçıların örgütlü bir sansür karşıtı dayanışmasına sebep olur. Daha sonra vizyona girdiğinde oynadığı salonlara saldırılar olur, muhafazakâr basında ciddi eleştiriler çıkar. Sadece anlatım konusu değil anlatım biçimi, dramatik ve plastik öğeleri kullanışı da çok önemlidir Erksan’ın. 60’lı yılların görece özgür ama sert toplumcu gerçekçi toprağında, hikâyesini bağırmadan çağırmadan ve hatta ince bir mizahla anlatır; filmdeki imam muhtar ve kaymakam, belirli sosyal katman ve sınıfların temsilcileri gibidir.

Erksan gününün sosyal gerçekliğini tam ana damarlarından ortaya koyar filmlerinde… Yılanların Öcü ile aynı yıllarda çektiği Acı Hayat’ta kira sorunundan, Gecelerin Ötesi’nde yoksul insanların çaresizliğinden dem vurur… Bu nedenle ünlü Fransız sinema tarihçisi-eleştirmen Georges Sadoul yazılarında, Erksan’ın bir filminden “sinemada sınıf çatışmasının en net göründüğü bir film” olarak bahseder.

Metin Erksan kendi coğrafyasının tüm girinti ve çıkıntılarını sosyal, siyasal, kültürel ve tarihsel anlamda içselleştirmiştir. Yılanların Öcü’nde de tüm bu özelliklerini bir arada görmek mümkündür. Yılanların Öcü, Altın Ayı’nın habercisi Susuz Yaz’ın hemen iki yıl öncesinde çekilmiş ve Kartaca Film Şenliği’nde En İyi Film Ödülü’yle onurlandırılmıştır. –Mehmet Eryılmaz

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Başarılı bir film olmuş.
  • Görüntü yönetimi oldukça iyidi.
  • Filmdeki müzik tercihi isabetliydi.

Eksiler

  • Fikret Hakanı rolüyle özdeşleştiremedim.
  • Irazca’nın sıkıntılarını Kaymakama açması, onun da emirler vererek olayları birdenbire çözüme kavuşturması bölümleri filmde çok hızlı verilmiş.

Keşif

  • Film içerisinde önce gerçek yılanlarla karşılaşıyoruz sonra da “yılanlaşan” insanlarla.
  • Hem Haceli hem de Irazca “yılan” gibi sinsice planlar yaparak birbirlerinin işlerini bozmaktalar.
  • Köy hayatına dair izlenimlerin cüretkar şekilde resmedilmesi bir Metin Erksan filmi olduğunu belli ediyor.
  • Haceli, kardeşlerin en büyüğü ve içlerinde en mülayim sayılacak olanı. Bu durum bana “Delisin” (Yönetmen: Ergin Orbey) filminde miras peşinde koşan kardeşleri hatırlattı.
  • Hem “Susuz Yaz”, “Kuyu” hem de bu filmde Metin Erksan’ın köy muhtarının işlevsizliğine dair bir eleştiri yaptığına kanaat getirdim.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Sivas

image

Filmin Künyesi:

SİVAS | Yönetmen: Kaan Müjdeci / Oyuncular: Doğan İzci (Aslan), Ozan Celik (Şahin), Çakır (Sivas), Muttalip Müjdeci (Muhtar) / Türkiye / 2014 / Renkli / 97´

Sinopsis:

11 yaşındaki Aslan’ın yaşadığı küçük köydeki tek gündeliği okula gitmek ve arkadaşlarıyla vakit geçirmekten ibarettir; en büyük derdiyse aynı sınıfta okuduğu Ayşe’ye olan aşkıdır. Bir gün yaşadıkları yerde bir hayli popüler olan köpek dövüşlerinden birine denk gelen Aslan, burada dövüşü kaybeden ve yaralanıp yere yığılan Sivas adında terk edilmiş kangal köpeğiyle karşılaşır. Bu karşılaşma o andan itibaren yaşayacağı hayatı etkileyecek en önemli dönüm noktalarından biri olur.

Artılar

  • Bir ilk film olarak oldukça başarılı.
  • Filmin görüntü yönetimini beğendim.
  • Senaryoyu genel anlamda beğendim.
  • Doğan İzci’nin oyunculuğu başarılı.

Eksiler

  • Belki filmin geçtiği yerdeki hayatın doğasında da küfür fazlaca vardır ama filmde 7’den 70’e herkesin ilgili sahne gereği küfürlü konuşması beni biraz rahatsız etti.
  • Köpeğini çok seven Aslan’ın dövüşlere onu yem etmesi biraz garip geldi bana hele ki dam üstünde dağı taşı inleterek isyan ettiği o sahneden sonra.
  • Köy yerinde daha otoriter olmasını beklediğimiz “baba” figürünü Aslan’ın babası için söylemek biraz zor.
  • Oldukça fazla erkek egemen bir film ve doyurucu bir kadın karakter yok.
  • Öğretmenin köpek dövüştürülmesi ile ilgili Aslan’a ya da diğer çocuklara bir nasihatte bulunmamasını garipsedim.

Keşif

  • Finalde arabadan yükselen Neşet Ertaş’ın “Hata Benim” şarkısı aklıma “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) yine arabada geçen bir sahnede çalan Neşet Ertaş’ın “Allı Turnam” türküsünü getirdi.
  • Son sahnede türkü yavaş yavaş akarken kamera bizlere dövüşten yeni çıkmış Sivas’ın gözlerini gösteriyor.
  • Aslan’ın koşarak öğretmenin evine gittiği ve Prens’i oynamak istediğini söylediği sahne oldukça güzeldi. Bu sahnede kamera Aslan’ı bize avlunun arkasından  göz hizasında gösteriyor sanki bir cüce gibi.
  • Filmin sonuna doğru Muhtar’ın, insanların ve hayvanların doğadaki yerleri ile ilgili anlattıkları aklıma “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filminde arabada geçen bürokratik hiyerarşiyi getirdi.
  • Mavi branda üzerinde Aslan, Ayşe ve Sivas arasında geçen sahne güzeldi.
  • Bu filmde fark yaratıcı bir role sahip olan “Muhtar” karakteri bana “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmindeki Muhtar’ı (Ercan Kesal) hatırlattı.

Öylesine

  • “Home Sivas Home”
  • “Aslan Sivas”
  • “Aslan Ayşe’yi Seviyor”
  • Aslan için Nil Karaibrahimgil’den geliyor: “Peri”. Sözleri biraz değiştirdim 🙂
    “O beni prens Sivas sanıyor
    Ne hata yapsam geri sarıyor
    Mitolojiden biri sanıyor
    Bendeki de boy o cüce görüyor”