Özgürlüğe Doğru

image

Filmin Künyesi:

ÖZGÜRLÜĞE DOĞRU | LE VOYAGE DE FANNY | FANNY’S JOURNEY | Yönetmen: Lola Doillon / Senarist: Anne Peyrègne, Lola Doillon / Oyuncular: Cécile de France (Madam Forman), Stephane De Groodt (Jean), Leonie Souchaud (Fanny), Fantine Harduin (Erika), Juliane Lepoureau (Georgette), Ryan Brodie (Victor), Anaïs Meiringer (Diane)/ Fransa / 2016 / Renkli / 94´

Sinopsis:

12 yaşındaki afacan Fanny bir yandan iki küçük kız kardeşine göz kulak olmakta bir yandan da ailelerinden uzakta, kendileri gibi çocukların bulunduğu bir yuvada hayata devam etmeye çalışmaktadır. Ancak şartlar değişince Fanny, sekiz çocuğun önderliğini üstlenip İsviçre sınırına varmak üzere yola çıkar. Nazi işgali altındaki Fransa’yı boydan boya geçen dokuz çocuk, ilginç insanlarla karşılaşacak, birçok tehlikeyi atlatacaktır. Fanny Ben-Ami’nin çocukluk anılarını anlattığı otobiyografik romandan uyarlanan Özgürlüğe Doğru kahkahalar, korku ve sürprizlerle dolu bir dayanışma, dostluk ve büyüme hikâyesi anlatıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel olarak beğendim.
  • Filmin sonlarındaki sınır sahnesinde mektubun takip edilerek yön değiştirilmesi sahnesi “Av Mevsimi” (Yönetmen: Yavuz Turgul) filminde Deli İdris’in (Cem Yılmaz) bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini ifade ettiği sahneyi hatırlattı.
  • Konusu itibarı ile “Lore” (Yönetmen: Cate Shortland) filmini çağrıştırdı.

Yılanların Öcü

image

Filmin Künyesi:

YILANLARIN ÖCÜ | REVENGE OF THE SNAKES | Yönetmen: Metin Erksan / Oyuncular: Fikret Hakan (Kara Bayram), Nurhan Nur (Hatçe), Aliye Rona (Irazca), Sadiye Arcıman (Fatma), Kadir Savun (Ak Ali), Erol Taş (Haceli), Ali Şen (Muhtar) / Türkiye / 1962 / Siyah-Beyaz / 106´

Sinopsis:

“Sosyal konuların filmi olmaz” diye söze başlasa da Metin Erksan sosyal konuları insanı merkeze alarak anlatır. Yılanların Öcü de sinemamızın yükseliş çağındaki sosyal gerçekçi başyapıtlarından biridir. Erksan filmin ana ekseninde toprak mülkiyetini ele alırken, kadın-erkek ve sosyal sınıf çelişkisinin de inceden inceye altını çizer.
Fakir Baykurt’un romanının ilk çıktığında sansürle boğuşan kaderini filmi de paylaşır ve hatta sinemamızda belki de ilk kez tüm aydın ve sanatçıların örgütlü bir sansür karşıtı dayanışmasına sebep olur. Daha sonra vizyona girdiğinde oynadığı salonlara saldırılar olur, muhafazakâr basında ciddi eleştiriler çıkar. Sadece anlatım konusu değil anlatım biçimi, dramatik ve plastik öğeleri kullanışı da çok önemlidir Erksan’ın. 60’lı yılların görece özgür ama sert toplumcu gerçekçi toprağında, hikâyesini bağırmadan çağırmadan ve hatta ince bir mizahla anlatır; filmdeki imam muhtar ve kaymakam, belirli sosyal katman ve sınıfların temsilcileri gibidir.

Erksan gününün sosyal gerçekliğini tam ana damarlarından ortaya koyar filmlerinde… Yılanların Öcü ile aynı yıllarda çektiği Acı Hayat’ta kira sorunundan, Gecelerin Ötesi’nde yoksul insanların çaresizliğinden dem vurur… Bu nedenle ünlü Fransız sinema tarihçisi-eleştirmen Georges Sadoul yazılarında, Erksan’ın bir filminden “sinemada sınıf çatışmasının en net göründüğü bir film” olarak bahseder.

Metin Erksan kendi coğrafyasının tüm girinti ve çıkıntılarını sosyal, siyasal, kültürel ve tarihsel anlamda içselleştirmiştir. Yılanların Öcü’nde de tüm bu özelliklerini bir arada görmek mümkündür. Yılanların Öcü, Altın Ayı’nın habercisi Susuz Yaz’ın hemen iki yıl öncesinde çekilmiş ve Kartaca Film Şenliği’nde En İyi Film Ödülü’yle onurlandırılmıştır. –Mehmet Eryılmaz

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Başarılı bir film olmuş.
  • Görüntü yönetimi oldukça iyidi.
  • Filmdeki müzik tercihi isabetliydi.

Eksiler

  • Fikret Hakanı rolüyle özdeşleştiremedim.
  • Irazca’nın sıkıntılarını Kaymakama açması, onun da emirler vererek olayları birdenbire çözüme kavuşturması bölümleri filmde çok hızlı verilmiş.

Keşif

  • Film içerisinde önce gerçek yılanlarla karşılaşıyoruz sonra da “yılanlaşan” insanlarla.
  • Hem Haceli hem de Irazca “yılan” gibi sinsice planlar yaparak birbirlerinin işlerini bozmaktalar.
  • Köy hayatına dair izlenimlerin cüretkar şekilde resmedilmesi bir Metin Erksan filmi olduğunu belli ediyor.
  • Haceli, kardeşlerin en büyüğü ve içlerinde en mülayim sayılacak olanı. Bu durum bana “Delisin” (Yönetmen: Ergin Orbey) filminde miras peşinde koşan kardeşleri hatırlattı.
  • Hem “Susuz Yaz”, “Kuyu” hem de bu filmde Metin Erksan’ın köy muhtarının işlevsizliğine dair bir eleştiri yaptığına kanaat getirdim.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Mısır Adası

image

7 out of 10 stars (7 / 10)

Filmin Künyesi:

MISIR ADASI | CORN ISLAND | SIMINDIS KUNDZULI | Yönetmen: George Ovashvili / Oyuncular: İlyas Salman (Yaşlı Çiftçi), Mariam Buturishvili (Genç Kız / Torun), İrakli Samushia (Asker), Tamer Levent (Abhazya’lı Polis/Amir)  / Gürcistan / 2014 / Renkli / 100´

Sinopsis:

Özellikle başrolündeki İlyas Salman’ın performansıyla çok konuşulan ve Karlovy Vary’de büyük ödüle layık görülen Mısır Adası, Salman’ın canlandırdığı yaşlı bir çiftçi ile genç torununu bir tarım sezonu boyunca izliyor. Gürcistan ile Abhazya arasındaki doğal sınırın bir parçasını oluşturan küçük adada yaşayan dede ile onun sözünden çıkmayan torunu, yıllardır yaptıkları gibi önce toprağı belleyip sonra mısır ekerler. Arada kıyıdan geçen askerler dışında bu iki isimsiz çiftçiyi kimse görmez. Sonra bir gün, yaralı bir asker uzamış mısırların arasına saklanır. Yılların tarafsızlığını bozmak zorunda kalacaklar mıdır?

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema’nın sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmde görsellik büyüleyici özellikte.
  • Filmin finali oldukça etkileyici çekilmiş.
  • Tamer Levent kısa bir rolü olmasına rağmen iyi bir oyunculuk sergilemiş.

Eksiler

  • Filmi genel anlamda pek başarılı bulmadım.
  • Senaryo çok matematik içeriyor. Bu da hikayenin doğallığına zarar veriyor.
  • İlk bölümde neredeyse hiç diyalog olmaması filmin içine girmeyi zorlaştırmış.
  • Genç kızın/torunun gece çıplak olarak denize girme sahnesi biraz popülist olmuş.

Keşif

  • “Çizme” filmde önemli bir figür üstleniyor gibi:
    – İlk olarak filmin başında dedenin çizmeleri karşılıyor bizi
    – Genç kızın, kendisinden büyük çizmeleri ile ergenliğe sancılı geçişi
    – Asker çizmeleri ve sınırlar üzerindeki hakimiyet
    – Ve en sonunda doğanın çizmeyi aşıp geçici oluşan adayı yok edivermesi.
  • Filmin olay örgüsünün, mısır bitkisinin yetişmesi ve hasat edilmesine uygun olarak işlenmesi hoş olmuş.
  • Genç kızın ergenliğe/kadınlığa geçişi mısırların büyümesi ile paralel olarak verilmiş.
  • Ergenliğe geçiş sonrası genç kızda bazı değişiklikler görülüyor:
    – Artık o ufak bez bebek ile oynamıyor
    – Daha renkli (kırmızı) elbiseler giyiveriyor
  • Filmin sonunda farklı bir yerde tekrar oluşuveren adada, ilk baştaki adadan gelen genç kızın bez bebeğini görürüz. Bir bakıma hayatın döngüsüne de işaret ediyor film burada.

Öylesine

  • “Adanın Ardı”
  • “Veda Adası”