Okulda Deniz Kazası

image

Filmin Künyesi:

OKULDA DENİZ KAZASI | MY ENTİRE HİGH SCHOOL SİNKİNG İNTO THE SEA | Yönetmen: DASH SHAW / Senarist: DASH SHAW / Seslendirenler: JOHN CAMERON MITCHELL (Brent Daniels), REGGIE WATTS (Assaf), JASON SCHWARTZMAN (Dash), LENA DUNHAM (Mary), MAYA RUDOLPH (Verti), SUSAN SARANDON (Lunch Lady Lorraine), ALEX KARPOVSKY (Drake)  / A.B.D / 2016 / Animasyon / 75´

Sinopsis:

Kaç yaşınıza gelirseniz gelin, bir yanınız lise yıllarında kalır, büyümez. O yüzden, ‘Bottomless Belly Button’ (Dipsiz Göbek Deliği) ve ‘New School’ (Yeni Okul) gibi çizgi romanlarıyla tanınan Dash Shaw’ın ilk uzun metraj filmi Okulda Deniz Kazası’nı kaçırmamalısınız. Bu animasyon filme Shaw’un düşsel anlatımı, ayrıksı karakterlere ve onların insanlarla ilişki kurma çabasına duyduğu sempati, esprili ve dokunaklı çizimleri damgasını vuruyor. Hem gençlik filmlerine hem de felaket filmlerine referanslar içeren Okulda Deniz Kazası, farklılıklara rağmen gelişen ve zor anlarda derinleşen dostluklara dair eğlenceli bir hikâye anlatıyor. Jason Schwartzman, Lena Dunham, Reggie Watts, Maya Rudolph ve John Cameron Mitchell gibi isimlerin seslendirdiği bu son derece sofistike karakterlerle aynı okulda olup, onlarla birlikte denizin altında bir yolculuğa çıkmak isteyeceksiniz!

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Farklı bir animasyon film olmuş. İzlemeye değer.
  • Müzikleri biraz yüksek sesli ve fazla hareketli buldum.
  • Filmin görsel yapısı bana “Scooby -Doo” çizgi filmini hatırlattı.
  • Aşçı Lunch Lady Lorraine karakteri “Hababam Sınıfı” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filmindeki Hafize Ana’yı (Adile Naşit) hatırlattı bana.

Mutlak Kadınlar

image

Filmin Künyesi:

MUTLAK KADINLAR | CERTAIN WOMEN | Yönetmen: KELLY REICHARDT / Senarist: KELLY REICHARDT / Oyuncular: LAURA DERN (Laura), KRISTEN STEWART (Elizabeth Travis), MICHELLE WILLIAMS (Gina), JAMES LE GROS (Ryan), JARED HARRIS (Fuller) / A.B.D / 2016 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Mutlak Kadınlar, görünürde birbirleriyle bağlantısı olmayan üç farklı kadının hikâyelerini usul usul ve incelikli bir şekilde anlatıyor. Laura, çok çalışan bir avukat; haksızlığa uğradığına inanan bir müşterisi tarafından rehin alınıyor. Gina, içinde kocası ve kızıyla birlikte yaşayacağı hayallerindeki eve sahip olmak için çalışıyor, ama bu arada ailede yükselen tansiyonu hissetmemek mümkün değil. Küçük bir kasabada yaşayan genç bir kadın seyis ise, yetişkinler için hukuk dersi veren başka bir kadına âşık oluyor, ya da son derece tuhaf ve duygusal bir dostluk ilişkisi bu, bilemiyoruz. Mutlak Kadınlar şiir gibi akıyor; Kelly Reichardt her zamanki leziz üslubuyla gerilimleri, şüpheleri ve gizli arzuları yavaş yavaş, bir sonuca varmaya uğraşmadan, bir rüyayı hatırlatır gibi anlatıyor. Bu rüyada kadınlar, bir yandan birine bağlanmayı çok istiyorlar, bunun için çabalıyorlar, ama bir yandan da kendi başlarına kalmayı arzuluyorlar. Uçsuz bucaksız doğa manzaraları ve inanılmaz kadın oyuncu kadrosuyla Mutlak Kadınlar, kadınların kırılganlığına, dayanıklılığına ve bu ikisi arasındaki o ıssız coğrafyaya dair açık uçlu bir meditasyon.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğenmedim.
  • Hikayelerin birbirlerine bağlanma biçimini başarılı bulmadım.
  • “Seyisler de Sever”

Paterson

image

Filmin Künyesi:

PATERSON | PATERSON | PATERSON | Yönetmen: Jim Jarmusch / Senarist: Jim Jarmusch / Oyuncular: Adam Driver (Paterson), Golshifteh Farahani (Laura), Chasten Harmon (Marie), Barry Shabaka Henley (Doc), William Jackson Harper (Everett), Rizwan Manji (Donny)/ ABD / 2016 / Renkli / 113´

Sinopsis:

Jarmusch, izleyiciye çok sevdirdiği vampirlerden yeniden insanlara dönüyor, hem de ilk bakışta en sıradan olanlarına. Adı Paterson, New Jersey’de ne tesadüftür ki Paterson’da yaşıyor. Kullandığı otobüsün numarası 23; evet, kendisi de otobüs şoförü. Dinlemesini çok iyi bilir, fazla konuşmayı sevmez ama yazmak onun tutkusudur. Bir otobüs şoförü olmanın en iyi taraflarından birisi belki de budur; Paterson kendisiyle sık sık baş başa kalıp hep yanında tuttuğu not defterine şiirler yazar. Jarmusch, “şiirsel” sinemasını Paterson’da şiirin kendisiyle harmanlıyor ve izleyen herkesin tanışmaya bayılacağı bir karakter çıkarıyor karşımıza.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Paterson’un şiir yazan bir otobüs şoförü olması geçmişte kafamda kurguladığım bir hikayeyi aklıma getirdi. İstanbul’da kullanılan toplu taşıma araçlarından biri olan 500T’de bir zamanlar ücretleri toplayan bir muavin olurdu (diğer tüm Özel Halk Otobüslerinde de). Ben de muavini Matematik Mühendisliğinden mezun biri gibi hayal ederrdim.
  • Hayatın içindeki durgunluğu ve sıradanlığı iyi yansıtmış film.
  • Paterson’un mesai arkadaşı Donny ile olan sohbetleri eğlenceliydi.
  • “Durgun Hayat”
  • “Rüzgarda Salınabilen Nilüfer”
  • Söz uçar, yazı kalır. Ama bazen yazı da uçabilir.

Kaptan Fantastik

image

Filmin Künyesi:

KAPTAN FANTASTİK| CAPTAIN FANTASTIC | Yönetmen: Matt Ross / Senarist: Matt Ross / Oyuncular: Viggo Mortensen (Ben), George MacKay (Bodevan), Samantha Isler (Kielyr), Annalise Basso (Vespyr), Nicholas Hamilton (Rellian) / A.B.D / 2016 / Renkli / 120´

Sinopsis:

Ben (Viggo Mortensen) ve Leslie (Trin Miller), çocuklarını alışıgeldik medeniyet kalıplarının dışında, konvansiyonel eğitim formlarından farklı ve toplumsal normlardan uzakta, Pasifik Kuzeybatısı’nda satın aldıkları bir arazide yetiştirirler. Ancak Leslie’nin ölümüyle bu cennet düzeni bozulur. Ben, şehre götürmeye mecbur kaldığı çocuklarının, bu yeni yaşam biçiminin içinde kaybolmamaları için uğraşırken bir yandan da onları, annelerinin olmadığı bir hayata hazırlamaya çalışır. Leslie’nin ailesinin baskıları ve çocuklarının arkasından dolaplar çevirdiklerine inanmaya başlamasıyla Ben, yepyeni bir babalık sınavıyla karşı karşıya kalır ve kendi yöntemlerini sorgulamaya başlar.

Öylesine

  • Çocuk oyuncular başarılı.
  • “Bir Ben var Ben’de Ben’den içeri”
  • Diyaloglar genellikle başarılı olsa da senaryo bir bütün anlamında daha iyi olabilirdi.
  • Ben’in düzeninde örgün değil orman öğretim var.
  • İlahi okuyarak polisi uzaklaştırma sahnesi “Mavi Boncuk” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filmindeki şarkı söyleyerek halının taşınması sahnesini hatırlattı.

Küçük Adamlar

image

6.5 out of 10 stars (6,5 / 10)

Filmin Künyesi:

KÜÇÜK ADAMLAR | LITTLE MEN | Yönetmen: Ira Sachs / Senarist: Ira Sachs, Mauricio Zacharias / Oyuncular: Jennifer Ehle (Kathy Jardine), Alfred Molina (Hernan), Greg Kinnear (Brian Jardine), Talia Balsam (Audrey), Theo Taplitz (Jake Jardine), Michael Barbieri (Tony Calvelli), Paulina García (Leonor Calvelli) / A.B.D / 2016 / Renkli / 85´

Sinopsis:

13 yaşındaki Jake, ailesiyle birlikte Manhattan’dan Brooklyn’e, ölen dedesinden kalan eve taşınır. Burada dedesinin kiracısının aynı yaşlardaki oğlu Tony ile tanışır. Sessiz, sanatçı ruhlu Jake ressam; dışa dönük Tony ise oyuncu olmak istiyordur ve birlikte en tanınmış sanat liselerinden birine girme hayali kurarlar. Ancak işler bu iki çocuğunun aileleri arasına para meseleleri girince karışır. Gerginlik, er geç çocukların dostluklarına da yansır. Çehresi değişen New York şehrini aile çatışması arasında kalan bir dostluk üzerinden anlatan film ilk gösterimini Sundance Film Festivali’nde yapmasının ardından Berlin Film Festivali’nde yarıştı.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin müzikleri güzel.

Eksiler

  • Dede Max’a dair biraz daha hatıra/görsel paylaşımı/kullanımı olabilirdi.

Keşif

  • Oyunculuk kursunda Tony ile öğretmen arasında geçen sahne ile evden kovulan Tony’ye Jake’nin çözüm önerdiği sahne güzeldi.
  • Leonor ve Audrey karakterlerinin sevimsizlikleri amaca hizmet etmiş oldu film içerisinde.

Öylesine

  • “Küçük Adam Büyük Aşk (Oyunculuk ve Resim Üzerine)”

Hayat Işığım

image

Filmin Künyesi:

HAYAT IŞIĞIM | THE LIGHT BETWEEN OCEANS | Yönetmen: Derek Cianfrance / Senarist: Derek Cianfrance / Oyuncular: Michael Fassbender (Tom), Alicia Vikander (Isabel), Rachel Weisz (Hannah), Bryan Brown (Septimus Potts) / A.B.D / 2016 / Renkli / 133´

Sinopsis:

Avustralya’nın izbe bir kıyısında deniz feneri bekçiliği yapan ve savaş sonrası bunalımı yaşayan gazi Tom Sherbourne ile Parageuse Kasabası’nda tanıştığı, savaşta kaybettiği iki ağabeyinin yasını tutan karısı Isabel sakin bir hayat sürmektedirler. Çiftin en büyük isteği çocuk sahibi olup aile kurmaktır. Bir gece içinde bir adam cesedi ve bir kız bebeğin bulunduğu gizemli bir sandal kıyıya vurur. İkili çok zor bir kararın eşiğindedir, çocuğun ailesini aramak yerine çocuğu yanlarına alarak yaralarını sarmaya çalışırlar…

Not: Yukarıdaki paragraf Beyaz Perde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Tom’un babası ile arasındaki soruna dair pek detay verilmemiş.

Keşif

  • Tom’un vicdanındaki deniz feneri de ona ışık oldu ve gerçeği itiraf etmek durumunda kaldı.
  • Final bölümü oldukça dramatik ve dokunaklı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Cafe Society

image

Filmin Künyesi:

CAFE SOCIETY | Yönetmen: Woody Allen / Senarist: Woody Allen / Oyuncular: Jesse Eisenberg (Bobby), Kristen Stewart (Vonnie), Steve Carell (Phil Stern), Sheryl Lee (Karen Stern) / A.B.D / 2016 / Renkli / 96´

Sinopsis:

Akademi ödüllü kült yönetmen Woody Allen’ın 2016 tarihli projesi Cafe Society eğlenceli bir dramatik komedi olarak dikkat çekiyor. Jesse Eisenberg, Kristen Stewart, Blake Lively, Steve Carell ve Parker Posey’nin yanı sıra Corey Stoll, Anna Camp ve Paul Schneider’ın da bulunduğu kadro adeta bir yıldızlar geçidi. Film Bronx’da doğan Bobby Dorfman’ın izinden giderek seyircilere heyecanlı bir hikaye vadediyor. Birbirinden ilginç bireylere sahip olan bir ailenin en küçük oğlu Bobby Dorfman yaşadığı hayattan bezmiş durumdadır. Dönemin en popüler film yıldızlarının menajerliğini yapan dayısı Phil’in yanına gitmek ailesinin kuyumcu dükkanında çalışmaktan çok daha cazip gelince gen adam soluğu Hollywood’ta alır. Phil’in ajansında çalışmaya başlayan Bobby, Hollywood’un skandal, dedikodu ve güzel kadınlarla dolu göz kamaştırıcı dünyasına ilk başlarda hayran kalsa da orada gerçekliğin bir hayli esnek bir şey olduğunu keşfedecektir. Bildiği acı ve aşk kavramlarının bir bir yıkılışını gören genç adam edindiği deneyimlerle zaman geçtikçe farklı bir adam olmaya başlar. Hollywood’un deneyimlerinden sonra New York’a dönen Bobby sıfırdan yeni bir hayata başlasa da geçmişin parıltılı ancak acılı izleri onu rahat bırakmayacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak vasatın az üstü buldum.
  • Diyalogları başarılı buldum.
  • Filmin müzikleri oldukça güzel.

Eksiler

  • Filmde dış ses kullanılmaması daha iyi bir tercih olabilirdi.
  • Roller çok karikatürize edilmiş geldi bana.

Keşif

  • Filmin komedi tarafı iyi bir seviyede.

Öylesine

  • “Richie Rich”
  • “Veronika’nın İkili Aşkı”
  • “Bir kafenin 40 yıllık hatırı vardır”

Koyun Katili

image

Filmin Künyesi:

KOYUN KATİLİ | KILLER OF SHEEP| | Yönetmen: Charles Burnett / Oyuncular: Henry G. Sanders (Stan), Kaycee Moore (Stan’ın Eşi), Charles Bracy (Bracy), Angela Burnett (Stan’ın Kız Kardeşi), Eugene Cherry (Eugene), Jack Drummond (Stan’ın Oğlu) / ABD / 1978 / Siyah-Beyaz / 83´

Sinopsis:

Amerikalı dâhi sinemacı Charles Burnett´ın hem ilk filmi hem ilk başyapıtı. Düşük bütçeli ve amatör oyuncuların rol aldığı Koyun Katili, Los Angeles´ta geçiyor. Afrika kökenli Amerikalıların yaşadığı mahallelerin kültürünü ve karakterlerin gündelik hayatlarını İtalyan Yeni Gerçekçiliği´nin izinden giden bir anlatımla gösteren film, bir mezbahada çalışan Stan´in işinin aile hayatına etkisini hümanist dokunuşlarla aktarıyor. Burnett´ın filmini Afro-Amerikan müzik tarihinden harika parçalarıyla güçlendirmesi anlatımı benzersiz kılıyor. Koyun Katili, müzik parçalarının telif sorunu nedeniyle, hak ettiği görünürlüğe, çekildikten ancak 30 yıl sonra kavuşabilen gizli bir mücevher.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmin içerisinde kullanılan şarkılar kayda değerdi.

Eksiler

  • Vasatın altında bir film olmuş.
  • Gömülü bir hazine olarak kalmasında bir mahsur yoktu bence.

Keşif

  • İlginç bir film denemesi olmuş, biraz belgesel havası da var.

Öylesine

  • “Koyunları da Keserler”

Bakıp Gülümserim

image

Filmin Künyesi:

BAKIP GÜLÜMSERİM | I SMILE BACK | Yönetmen: ADAM SALKY / Oyuncular: SARAH SILVERMAN (Laney Brooks), JOSH CHARLES (Bruce Brooks), THOMAS SADOSKI (Donny) / ABD / 2015 / Renkli/ 85´

Sinopsis:

Laney Kuzey Amerikalı ideal banliyö annesi ve ev kadını klişesinin bir temsilcisi. Sigorta uzmanı kocasıyla birlikte lüks bir evde yaşıyor, günlerini küçük kızı Janey ve on yaşlarındaki oğlu Eli için sandviçler yaparak, onları okula götürerek, zaman zaman kocasıyla iş seyahatlerine ve yemeklere giderek geçiriyor. Fakat diğer yandan, çocukları ve kocası dışarıda basketbol oynarken tuvalette kokain çekiyor, oğlunun okul arkadaşlarından birinin babasıyla yatıyor, uyuşturucu ve içkinin dozunu ayarlayamadığı bir gece kızının yanında yatarken, oyuncak ayısıyla mastürbasyon yapıyor. Laney’nin giderek artan kötü alışkanlıkları, buz dağının sadece görünen kısmı. Depresyon ve mutsuzluk onu mahvediyor. Çevresindeki herkes dışarıdan şahane gözüken hayatlarına devam etmek için gerçeklere kulak tıkarken Laney iyi bir anne, iyi bir eş ve gerçek bir insan olmak için çabalıyor. Ünlü komedyen Sarah Silverman, depresyonla ve kendine zarar verme dürtüsüyle boğuşan Laney’yi kusursuz bir performansla canlandırıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Vasat bir film olmuş.
  • Film içerisindeki geçişlerde müziğe fazlaca başvurulmuş.

Keşif

  • “İncil” ile ilgili kitaba dair yapılan benzetme güzeldi.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Yeryüzünün Kraliçesi

image

Filmin Künyesi:

YERYÜZÜNÜN KRALİÇESİ | QUEEN OF EARTH | Yönetmen: Alex Ross Perry / Oyuncular: Elisabeth Moss (Catherine), Katherine Waterston (Virginia), Patrick Fugit (Rich), Kentucker Audley (James), Keıth Poulson (Keith), Kate Lyn Sheil (Michelle) / ABD / 2015 / Renkli/ 90´

Sinopsis:

Babasının ölümü sonrası sevgilisinden ayrılmış olan Catherine kendisini bir anda hayatının karanlık bir noktasında buluverir. Bunalımın kıyısında sürüklenirken, çocukluk arkadaşı Virginia’nın göl kenarındaki kulübesine birlikte bir kaçamak yapma teklifi çekici gelir. Ancak, geçmişin ağırlığı, başka hayaletler ve Virginia’nın orada düşen enerjisi, bu tatilin amacından uzaklaşmasına neden olur çabucak. Yalnız kalan Catherine yavaş yavaş depresyonun ve deliliğin dünyasına tekrar çekilmeye başlar.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda izlemeye değer bir film olmuş.
  • Elisabeth Moss’un oyunculuğu oldukça iyiydi.
  • Diyaloglar başarılı yazılmış.

Eksiler

  • Gerilimi daha iyi vermek için başvurulsa da müzik kullanımında biraz aşırıya kaçılmış.
  • Catherine’nin ve Virginia’nın geçmişlerine dair biraz daha detay olsa daha iyi olabilirdi.

Keşif

  • İki kadının gözlerden uzak bir yerde dinlenmeleri/tatil yapmaları, Catherine’nin daha içine kapanık; Virginia’nın  ise daha özgür olması, yan tarafta oturan erkek bir komşu olması gibi öğeler “Kusursuzlar” (Yönetmen: Ramin Matin) filmini aklıma getirdi.
  • Yakın birini kaybettikten sonra hayata tutunma/onu unutamama, geçmişle hesaplaşma, aşık olmak/sevmek gibi noktalar açısından film bana “Dolunay” (Yönetmen: Şahin Kaygun) yapımını çağrıştırdı.
  • Filmin ruhsal atmosferinde bir Ömer Kavur filmi havası da vardı.

Öylesine

  • “İkibin Yılın Depresifi”
  • “Acı Yüz”