Sarsıntı

image

Filmin Künyesi:

SARSINTI | CONCUSSION | Yönetmen:  STACIE PASSON / Oyuncular: ROBIN WEIGERT (Abby Ableman / Eleanor), MAGGIE SIFF (Sam Bennet), DANIEL LONDON, BEN SHENKMAN, JOHNNY TCHAIKOVSKY (Justin), JULIE FAIN LAWRENCE (Kate Abelman), EMILY KINNEY, LAILA ROBINS / A.B.D / 2013 / Renkli / 96´

Sinopsis:

Sarsıntı, tanıdık bir hikâyeyi cesaretli ama yumuşacık bir tonla anlatıyor. Evliliğin ateşini hayatta tutabilmenin yollarını; eskiyen bir aşkın, tükenmekte olan arzunun gölgesinde hayatın anlamını arıyor. Abby kırklarında, evli ve çocuklu lezbiyen bir kadın. Günlerden bir gün kafasına oğlunun beyzbol topunun çarpmasıyla geçirdiği sarsıntı, sanki hayatını da değiştirmeye başlıyor. Abby bir yandan Manhattan’da aldığı bir daireyi renove etmeye devam ederken, bir fahişeye gidiyor, sonra bir başkasına gidiyor ve bir süre sonra kendisi kadın müşterilere hizmet veren bir fahişe olarak çalışmaya başlıyor. Sarsıntı, tüm karmaşası ve rengiyle arzuya bakarken, yaşama sevincini ve ihtiyaç duyduğumuz bağları ararken hissettiğimiz çekingenliğe dair küçük itiraflarda bulunuyor. Hayatın o bildiğimiz, kaçınılmaz sorularına cevap vermeye çalışmaktansa, fiziksel ve ruhsal uyanışlar için çıkılan korumasız yolculuklara bir saygı duruşunda bulunuyor.

Artılar

  • “Abby” rolünde Robin Weigert’in performansı başarılı.

Eksiler

  • Film genel anlamda beni içine çekemedi. Durağan, tekrar eden cinsel deneyim sahneleri içeren, yapay diyalogları olan bir filmdi.
  • “Mavi En Sıcak Renktir” (Yönetmen: Abdellatif Kechiche) filmindeki lezbiyen ilişkiye ne denli inanıyorsak; bu filmdeki lezbiyen ilişkiye o denli inanmıyoruz.
  • Filmin temel hikaye akışında, senaryodaki diyalogların çok güçlü olmaması mantıksal tutarsızlıklara yol açıyor.

Keşif

  • Kate – Abby çiftimizin, evlerinde dostlarını ağırlamaları sırasında büründükleri roller ve aldıkları tavırlar“Mavi En Sıcak Renktir” (Yönetmen: Abdellatif Kechiche) filminde Emma – Adele (Léa Seydoux – Adéle Exarchopoulos) çiftinin benzer ev davetleri sahnelerini çağrıştırdı.

Öylesine

  •  “Olgun ve Güzel”.

Sen Şarkılarını Söyle

image

Filmin Künyesi:

INSIDE LLEWYN DAVIS | SEN ŞARKILARINI SÖYLE | Yönetmen: Ethan Coen, Joel Coen / Oyuncular: Oscar Isaac, Carey Mulligan, Justin Timberlake, Ethan Phillips, John Goodman, Garrett Hedlund, Adam Driver, F. Murray Abraham / ABD/ 2013 / Renkli / 105´

Sinopsis:
Yer 1960’lı yılların Amerikası, New York. Manhattan’ın hareketli müzik piyasasında tutunmaya çalışan genç Llewyn Davis, hayatını müzikle kazanmak ve sanatını icra edebilmek için her yolu denemektedir. Halkın önünde saygın bir yere sahip olmak isteyen Davis, bir yandan da şehrin acımasız koşulları altında yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Fakat başını sokabileceği bir evi olmadan eski kız arkadaşı Jean Berkey’in kanepesiyle, kız kardeşinin kendisinden yakınmaları arasında gidip gelir. Dönemin önemli menajerlerinden Bud Grossman’a müziği, plağının bir kopyasını dinletmek tek hedefidir…

Coen Kardeşler’in müzikle dramı harmanladıkları film ünlü folk müzik sanatçısı Dave Van Ronk’un hayatından ilhamla yola çıkıyor. 2013 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan filmin başrolünde Oscar Isaac yer alırken, kendisine Justin Timberlake, John Goodman ve Carey Mulligan eşlik ediyor.

Artılar

  • “Llewyn Davis” rolünde Oscar Isaac’ın oyunculuğu başarılı.
  • “Jean” rolünde Carey Mulligan’ın oyunculuğu da oldukça etkileyiciydi.
  • Filmde bir karakter olarak da yorumlayabileceğimiz “Ulysses” isimli kedi öyküye oldukça renk katmış.
  • Jean ile bir kafede otururken Llewyn’in birden dışarıda gördüğü kediyi, kaybettiği kedi sanıp peşinden koşup yakaladığı sahne oldukça güzeldi.

Eksiler

  • Çok az da olsa zaman zaman filmde tempo düşüyor.
  • Jim (Justin Timberlake) ile Jean arasında bir aşk ilişkisi olduğuna pek inanamıyoruz. Bunu destekleyici sahne ya da diyalog filmde pek göremedik.

Keşif

  • Ulysses ve Llewyn ile bütünleşen paltosunun/ceketinin rengi aynı.
  • Evlerinde kaldıkları insanlar için Llewyn aslında sokakta bulunan bir kediden farksız. İnsanlar onu evlerinde bir süre misafir edebiliyorlar ama süreç uzadıkça da onu kapı dışarı etmek istiyorlar öz ablası bile olsa.
  • Llewyn’in ara ara sahneye çıktığı barın sahibini oynayan karakteri nedense “Bir Demet Tiyatro”daki “Saldıray Abi” (Settar Tanrıöğen) karakterine benzettim.

Öylesine

  •  “Llewyn Davis’in içinde Folkun Dışında”.
  • Günün sonunda/filmin sonunda Llewyn Davis ne yazık ki işin folkunu çıkarıyor.
  •  Llewyn Davis o kadar çabalıyor ama ortada folk yok yumurta da yok.

12 Yıllık Esaret

image

Filmin Künyesi:

12 YEARS A SLAVE | 12 YILLIK ESARET | Yönetmen: Steve McQueen / Oyuncular: Chiwetel Ejiofor, Michael Fassbender, Benedict Cumberbatch, Paul Dano, Garret Dillahunt, Paul Giamatti, Scoot McNairy, Lupita Nyong’o, Sarah Paulson, Brad Pitt, Alfre Woodard, Taran Killam, Bill Camp / ABD/ 2013 / Renkli / 133´

Sinopsis:
1841’de New York’ta yaşayan Solomon Northup, kendisini müziğe adamış siyahi bir adamdır. Ailesiyle birlikte yaşayan Solomon, özgür yaşayan ve istediği şeyleri yapabildiği için mutlu bir adamdır. Fakat bir gün bir müzik işi için 2 adam ile tanışır ve çalışmak için Washington’a gider. İnandığı medeni dünya alt üst olur çünkü kendisini kaçırıp Güney’de bir çiflikte köle olarak çalışması için satarlar. Özgürlüğünü korumak için verdiği tüm emekler ve mücadele yerle bir olmuş, hayatı kabusa dönmüştür. Bu cehennemde Solomon acıyı, şiddeti, küçük düşürülmeyi yeniden öğrenecek ve isyan etmeye cesareti olmayan br grup insanın umutsuzluğuna şahit olacaktır. Sevdiklerini ve hayatını geri almak için ne yapması gerektiğini kesinlikle bulmuştur…

İngiliz sinemacı Steve McQueen’in yönetmenliğini ve John Ridley ile birlikte senaristliğini üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Michael Fassbender’ın yanı sıra Brad Pitt, Benedict Cumberbatch, Paul Giamatti gibi yıldızlar da yer alıyor.

Artılar

  • “Solomon” ve “Patsey” rollerinde Chiwetel Ejiofor ve Lupita Nyong’o oldukça iyi bir oyunculuk sergiliyorlar.
  • Edwin Epps (Michael Fassbender) ve Solomon’un, Armsby (Garret Dillahunt) hakkında gece dışarıda konuştukları ve sonrasında Solomon’un gizlice yazdığı mektubu yaktığı sahneler çok güzel kurgulanmış ve çekilmiş.

Eksiler

  • Bass (Brad Pitt) karakterinin hikayeye girişi ve çıkışı çok ani oluyor.
  • Edwin Epps’in eşi Bayan Epps’in (Sarah Paulson) filmde kıskanç bir kadın olarak tasvir edilişi ve onun Patsey’i kıskanıyor olması biraz yapay kalmış gibi geldi bana.

Keşif

  • Edwin Epps’in, kölesi Patsey için övgüler dizdiği bir sahnede, Patsey’in gözlerindeki o sonsuz ve umutsuz karanlığı görmek çok acı bir sahneydi.
  • Solomon’un esareti sırasında yönetmenin, Solomon’un eşini ve çocuklarını bize hiç göstermemesini ilginç ve cüretkar bir tercih olarak yorumladım.
  • Finaldeki Solomon ve ailesinin kavuşma sahnesi çok naif ve sadeydi. Bu buluşma bana “Aile Şerefi” (Yönetmen: Orhan Aksoy) filminde ailesinin şerefi için hapse giren Sucu Rıza’nın (Münir Özkul) hapisten çıkıp ailesine kavuştuğu final sahnesini anımsattı.

Öylesine

  •  “Esir İnsanların Şehri”.
  • “Boynu Bükük Solomon”.
  • “Arka Tarlalar”. Bu kölelikte yaşamak da bir ölmek de.

Nebraska

image

Filmin Künyesi:

NEBRASKA | Yönetmen: Alexander Payne / Oyuncular: Bruce Dern, Will Forte, Stacy Keach, June Squibb / ABD / 2013 / Siyah-Beyaz / 121´

Sinopsis:
Alexander Payne’nin (Sideways, The Descendants), arkadaşı Bob Nelson’ın senaryosunu yazdığı yeni filmi, harika karakterlerle dolu bir melankolik komedi. Uzun  yıllardır çekilen en iyi siyah-beyaz filmlerden biri olan Nebraska, profesyonel oyuncularla, amator oyuncuları buluşturuyor ve çekildiği mekanların egzotik havasını ve ritmini yansıtıyor. Montana’da yaşayan Woody (Bruce Dern) isimli yaşlı bir alkolik kazandığını zannettiği piyango ödülünü almak için Nebraska’ya gitmek üzere defalarca evden kaçar. Woody’nin ilerleyen bunamasından sıkılan ailesi onu bir bakımevine yerleştirmek konusunu tartışır. Sonunda ona gerçeği anlatmaya çalışmaktan yorulan iki oğlundan biri, Dave (Will Forte) babasını arabasıyla götürmeyi teklif eder. Yolda Woody yaralanır. Baba-oğul, Woody’nin doğduğu ve geçmişiyle yüzleştiği küçük bir Nebraska kasabasında bir süre dinlenmek zorunda kalırlar.

Artılar

  • “Woody” rolünde Bruce Dern’in, “David” rolünde Will Forte’nin ve “Kate” rolünde June Squibb’in oyunculukları çok başarılı.
  • Müzik kullanımı oldukça başarılı.
  • Filmin senaryosu oldukça güçlü. Özellikle mizahi yönü ağır basan diyaloglar ustalıkla yazılmış.

Eksiler

  • Woody’nin Nebraska yolculuğuna çıktığı sırada bir otelde geçirdiği küçük kazanın ardından birdenbire eski kasabasında kalmaya ikna olmasını çok keskin bir geçiş olarak yorumladım.
  • Filmin sonlarına doğru Woody’nin yeni kamyoneti ile eski kasabasının içinden geçtiği ve biraz da hava attığı sahne klasik bir tercih olmuş.

Keşif

  • Woody karakteri biraz bana “Milyarder” (Yönetmen: Kartal Tibet) filmindeki Mesudiyeli Mesut (Şener Şen) karakterini hatırlattı. Gerçi “Milyarder” filminde piyango gerçekten Mesut’a çıkıyordu. Ama iki filmde de yakın çevrenin, eski dostların piyango çıkmış birine gösterdikleri tutumlar hemen hemen ortak gibiydi.
  • Siyah-Beyaz çekilen filmdeki bu renk zıtlığını tasarlanan karakterler (Woody-Kate, David-Ross, David/Ross – Bart/Cole) içerisinde de sanki görebiliyoruz. Bu bakımdan filmdeki renk tercihi bence olumlu olmuş.
  • Filmde birçok komik sahne var ama film sonrasında ilk aklımda kalanlar aşağıdakiler oldu:
                  Oğlu David ile Woody’nin düşürdüğü dişlerini tren raylarında aradığı sahne.
                  Kate’in mezarlıkta ölen kişiler hakkında geçmişten bilgileri/anıları anlattığı sahne.
                  David ve abisi Ross’un yanlış kompresörü çaldıkları sahne.
                  David ile kuzenleri Bart ve Cole arasında geçen yolculuk ne kadar sürdü sahnesi.
                  Woody ve kardeşlerinin hep birlikte TV izledikleri sahne.
                  Woody’nin başını alıp alıp kendini yollara attığı neredeyse her sahne 🙂
                  Woody ve David’in barda ilk defa birbirleri ile sohbet ettikleri sahne.
  • Woody belki gerçekte piyangoyu kazanamıyor ama geçmişine yaptığı yolculuk ile aslında hayatı kazanıyor belki de. Doğup büyüdüğü kasabada rastladığı her kişi onun geçmişinde karanlıkta kalmış bölgelerini birer birer aydınlatıyor.
  • Bu filmdeki ana karakterler arasındaki ilişki hiyerarşileri/baskınlıkları ile “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filminde ana karakterlerin hiyerarşik ilişki yapısı arasında bir benzerlik yakaladım. “Bir Zamanlar Anadolu’da” filminde bir cesedi arama hikayesi vardı. Bu filmde de çıkmamış olan piyangonun aranmasını bir nevi maddi anlamda ceset araması olarak okuyabiliriz. İki filmdeki ana karakterleri aşağıdaki gibi eşleştirmeye çalıştım.
                      Woody – Zanlı Kenan (Fırat Tanış)
                      Kate – Savcı Nusret (Taner Birsel)
                      Ross – Komiser Naci (Yılmaz Erdoğan)
                      David – Doktor Cemal (Muhammet Uzuner)

Öylesine

  • “Million Dollar Woody” | “Milyonluk Woody”.
  • “Bir Kamyonetin Peşinde” | “Bir Kompresörün Peşinde” | “Bir Piyangonun Peşinde”.
  • “Bir Zamanlar Nebraska’da”.

Frances Ha

image

Filmin Künyesi:
FRANCES HA | Yönetmen: Noah Baumbach / Oyuncular: Greta Gerwig, Mickey Sumner, Michael Esper, Adam Driver, Michael Zegen, Charlotte d’Amboise, Grace Gummer / ABD / 2012 / Siyah-Beyaz / 86´

Sinopsis:
Bir dans topluluğunda çıraklık yapan 27 yaşındaki Frances, pek de parlak bir kariyere sahip olmayan bir dansçıdır. Tam anlamıyla istikrarlı bir işe sahip olmayan Frances’in tek hayali çalıştığı bu şirketin daimi çalışanı olabilmektir. Öte yandan kendi jenerasyonundakiler gibi birçok farklı işe atılmakta ancak hiçbirinde tam anlamıyla başarılı olamamaktadır. Frances’i tam anlamıyla anlayan tek kişi ise aynı daireyi paylaştığı Sophie’dir. Ne var ki Sophie’nin hayallerindeki şehre taşınacak olması ilişkilerini sarsacak; Frances’in ‘gerçek hayat ve sorumluluklar’ gerçeğiyle tanışmasına neden olacaktır. Senenin en ilgi çekici yapımlarından biri olan Frances Ha’nın yönetmen koltuğunda son dönemin en yetenekli isimlerinden biri oturuyor. The Squid and the Whale filmiyle büyük başarı yakalayan Noah Baumbach’ı, Wes Anderson filmleri için yazdığı senaryolardan da hatırlıyoruz.

Artılar

  • “Frances” rolünde Greta Gerwig çok başarılı.
  • Frances’in arkadaşı “Sophie”den (Mickey Sumner) ayrıldıktan sonraki geçiş dönemi güzel resmedilmiş.

Eksiler

  • Frances’in bir süre evlerini paylaştığı “Ben” (Michael Zegen) ve “Lev”den (Adam Driver) ayrılma kısmı biraz işlense iyi olabilir miydi diye düşündüm.

Keşif

  • Frances’in filmin başlarındaki bir sahnede para çekmek için uğraş verirken yaptığı koşu Mirkelam’ın “Her Gece” şarkısına çektiği klipteki koşusunu hatırlattı.

Öylesine

  • “Orta Direk Frances”.
  • “Lost in Love” (Bir Aşık Olabilse).
  • Frances için Zeki Müren’den geliyor: “Bir Sevgi İstiyorum”.
  • Trafik işaretleri arasına Frances için yeni bir üye katılabilir belki: “Dikkat! Çıkılamaz!”.
  • “Pamuk Frances ve Yedi Cüceler”.

Döşeğimde Ölürken

image

Filmin Künyesi:

DÖŞEĞİMDE ÖLÜRKEN | AS I LAY DYING | Yönetmen: James Franco / Oyuncular:  James Franco, Logan Marshall-Green, Danny Mcbride, Tim Blake Nelson, Ahna O’reilly, Beth Grant, Jim Parrack, Jesse Heiman, Scott Haze  / ABD  / 2013 / DCP / Renkli / 110’

Sinopsis:
William Faulkner’ın 1920’lerde bilinç akışı anlatımıyla yazdığı, 20. yüzyıl edebiyatının en iyi yapıtlarından kabul edilen ve uyarlanması imkânsız görülen Döşeğimde Ölürken romanını sinemaya aktaran James Franco, aynı zamanda filmin 15 ana karakterinden biri olan Darl Bundren’ı da canlandırıyor. İlk kez Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilen film, Bundren ailesini izliyor. Aile büyüğü Addie henüz ölmüştür ve cenazeyi kadının memleketine götürmek üzere bütün aile yola düşer. Kocası ve çocukları, 65 kilometre ötedeki Jefferson’a giden yolda olmadık her tür engelle karşılaşırlar: nehirler taşar, yangınlar çıkar, kazalar olur ve ailenin her ferdi, kendi içlerindeki fırtınaların yanında bir de bu felaketlerle baş etmek zorunda kalır.

Artılar

  • Genelde oyunculuklar başarılı. “Dewey” rolünde Ahna O’Reilly bir adım öne çıkıyor.

Eksiler

  • Normal şekilde ve ekranı ikiye bölerek yapılan görüntü yönetiminde tam bir denge sağlanamamış gibi.
  • Ölen anne ile eşi ve çocukları arasındaki bağın çok güçlü olduğu ifade edilmeye çalışılıyor. Keşke bunu destekleyen bazı sahneler de filmde yer alsaydı. Film bir roman uyarlaması olduğu için belki bu durum kitapta da bu şekilde işlenmiş olabilir. Romanı okumamış olduğum için sürçü lisan ettiysem affola.

Keşif

  • Görüntü yönetiminde zaman zaman ekranı ikiye bölme tercihi filme ayrı bir boyut katmış.
  • Filmde annenin vasiyeti üzerine gömülmesi için Jefferson’a götürülme hikayesini görüyoruz. Aslında eşi ve çocukları arasında bir tek “Jewel”in (Logan Marshall-Green) gerçek niyeti annesinin vasiyetini yerine getirmek gibi. Diğer karakterlerin asıl amaçları ise biraz daha farklı:
                  Anse: Dişlerini yaptırmak istiyor.
                  Dewey: Kürtaj yaptırmak istiyor.
                  Cash: Yeni marangoz işleri almak istiyor.
                  Darl: Vasiyete engel olmak istiyor.
                  Vardaman: Mecbur kalıyor.

Öylesine

  •  “Anse Bundren ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi”.

Mavi Yasemin

image

Filmin Künyesi:

MAVİ YASEMİN| BLUE JASMINE | Yönetmen: Woody Allen / Oyuncular:  Alec Baldwin, Cate Blanchett, Sally Hawkins  / ABD  / 2013 / 35 mm / Renkli / 98’

Sinopsis:
New York’lu çekici ve göz alıcı bir ev kadını olan Jasmine, milyarder kocası Hal ile birlikte son derece gözterişli bir yaşam sürmektedir. Yatırımcı olarak çalışan Hal, son işlerinden birinde battığında, parasını bu denli cömertçe harcaması nedeniyle büyük bir mali krizin içine sürüklenir ve iflas etmenin eşiğine gelir. Jasmine evi terk eder ve bir süreliğine, San Francisco’nun taşrasında yaşayan üvey kız kardeşinin yanına gider. Tek çıkış yolu burada hayatını tekrar düzene sokup, zenginlik ve lüks içerisinde yaşamaktır. Bu süreçte modacı olarak kısa yoldan zengin olmayı ya da varlıklı birileriyle tanışmayı dener ancak içerisinde bulunduğu depresyona alkol ve antidepresan bağımlılığı da eklenince kendisini büyük bir karmaşanın tam ortasında bulur.

Artılar

  • ”Jasmine” rolünde Cate Blanchett ve “Ginger” rolünde Sally Hawkins oldukça başarılı.

Eksiler

  • Jasmine ile üvey oğlu Danny arasında kuvvetli bir ilişki olduğuna dair bir çıkarım yapamıyoruz filmde. Oysa son karşılaştıkları sahnede, böyle bir bağ olduğunu düşünmemiz gerekiyor sanki.

Keşif

  • Ginger rolünde izlediğimiz Sally Hawkins’i “Kadının Fendi” (Yönetmen: Nigel Cole) filminde de oldukça beğenmiştim.
  • Diyalogların bir Woody Allen filmine ait olduğu, filmin başında kendini hemen belli ediyor.
  • Filmin sonunda Jasmine’in kocası Hal’in (Alec Baldwin) tutuklanmasına, Jasmine’in neden olduğunu öğrenmemiz sürpriz oldu.

Öylesine

  • “Jasmine’in Tatlı Aşkı”.
  • Jasmine için Zeki Müren’den geliyor: “Bir Demet Yasemen”.
  • “Jasmine’in Penceresi”.
  • “Fikrimin İnce Yasemini”.

Başka Söze Gerek Yok

image

Filmin Künyesi:

BAŞKA SÖZE GEREK YOK | ENOUGH SAID| Yönetmen: Nicole Holofcener / Oyuncular:  James Gandolfini, Julia Louis-Dreyfus, Toni Collette, Catherine Keener, Ben Falcone  / ABD  / 2013 / 35 mm / Renkli / 93’

Sinopsis:
Amerikan bağımsız sinemasının tanınmış yönetmenlerinden Nicole Holofcener’in yönetmenliğini üstlendiği, ilk gösterimini Toronto Film Festivali’nde yapan Başka Söze Gerek Yok, Haziran ayında kaybettiğimiz, The Sopranos dizisinin yıldızı James Gandolfini’nin rol aldığı son film. Başrolde Gandolfini’ye Seinfeld dizisinde Elaine rolüyle tanıdığımız Julia Louis-Dreyfus eşlik ediyor. Kızına düşkün Albert, eşinden yeni boşanmıştır, tıpkı masöz Eva gibi. Bir partide tanışan Eva ve Albert, yakınlaşmaya ve sonunda görüşmeye başlarlar. Ne var ki, Eva’nın arkadaş olduğu bir kadın müşterisi, bu tatlı denklemi alt-üst edecektir: Albert hakkında kimsenin bilmediği gerçekleri anlatacak olan bu kadın, Albert’ın eski eşidir.

image

Yükselen Ay Krallığı

image

Filmin Künyesi:

YÜKSELEN AY KRALLIĞI | MOONRISE KINGDOM | Yönetmen: Wes Anderson / Oyuncular: Jared Gilman, Kara Hayward, Bruce Willis, Edward Norton, Bill Murray, Frances McDormand/ ABD / 2012 / Renkli / 94´

image