Harika Çocuk

image

Filmin Künyesi:

HARİKA ÇOCUK | IL GIOVANE FAVOLOSO| LEOPARDI | Yönetmen: Mario Martone / Oyuncular: Elio Germano (Giacomo Leopardi), Michele Riondino (Antonio Ranieri), Massimo Popolizio (Monaldo Leopardi), Anna Mouglalis (Fanny Targioni-Tozzetti), Valerio Binasco (Pietro Giordani), İsabella Ragonese (Paolina Leopardi) / İtalya / 2014 / Renkli / 137´

Sinopsis:

Kederli bir sanatçı, bir harika çocuk, romantik bir şair, asinin önde gideni, zamanının en sınır tanımaz düşünürlerinden; deha, eza, şiir, aşk ve maceraperestlik üzerine bir öykü… Giacomo Leopardi, görünürde kütüphane olsa da esasen hapishaneden farksız evinde, babasının sıkı gözetiminde büyür. Nihayet, 24 yaşına geldiğinde evden ayrılır. Yolu önce güzeller güzeli Fanny ve Antonio Ranieri ile aşk üçgeni kuracağı Floransa’ya, sonra da sağlığı günbegün kötüleşmesine rağmen sefahatten bir an olsun vazgeçmeyeceği Napoli’ye çıkar. Son günlerini ise yazarak ve ölümü bekleyerek Vezüv eteklerinde bir villada geçirir.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Görsel atmosfer ve dekor tasarımı başarılı.

Eksiler

  • Anne figürü filmde pek eksik ve geride kalmış.

Keşif

  • Giacomo ve ailesinin yaşadığı evin içi oldukça aydınlık, kütüphanedeki kitapların birçoğunun kapağı beyaz renkli. Evin sakinleri ise hep siyah renk giyiniyor. Belki de bir türlü tam olarak aydınlanamıyorlar.
  • Volkanik yanardağ patlaması bir bakıma Giacomo’nun da içsel patlamasını temsil ediyor. Zira en uzun şiirini bu olaydan sonra yazıyor.
  • Giacomo öpülse belki de prense dönüşecekti ama bu bir türlü gerçekleşmedi.
  • Filmin genel yapısındaki kasvetli hava “Faust” (Yönetmen: Aleksandr Sokurov) filmini anımsattı.
  • “Violette” (Yönetmen: Martin Provost) filminde bir yazarın hayatı düşüşten yükselişe doğru işlenmişti. Bu film tam tersi olarak bir yazarın yükselişten düşüşe olan dönüşümünü inceliyor.
  • Genel izlenim olarak İtalyan filmlerinde tarihi yapıların, atmosferin çok iyi gösterildiğini düşünüyorum. Bu filmde de öyleydi.

Öylesine

  • “Erkekliğin Öpüşme ile İmtihanı
  • “Ben, Kendim ve Kamburum”

Manglehorn

image

Filmin Künyesi:

MANGLEHORN | MANGLEHORN| MANGLEHORN | Yönetmen: David Gordon Green / Oyuncular: Al Pacino (A.J. Manglehorn), Holly Hunter (Dawn), Harmony Korine (Gary), Chris Messina (Jacob) / ABD / 2014 / Renkli / 97´

Sinopsis:

Hem Venedik hem de Toronto film festivallerinde prömiyerini yapan Manglehorn, adını dev aktör Al Pacino’nun canlandırdığı Angelo Manglehorn’dan alıyor. Küçük bir kasabada yaşayan Angelo, hayatının aşkını bir türlü unutamayan bir çilingirdir. Kırk yıl önce kalbini kırmış olan güzel Clara’yı “mükemmel kadın” konumuna yerleştirmiştir. Hayallerinin kadınına yeniden kavuşabilmek için, takıntılı bir şekilde ona hâlâ mektuplar yazmayı sürdürmekte ve onu aramaya devam etmektedir. Yıldızlarla dolu oyuncu kadrosuyla Manglehorn, işte bu çok özel adamın, oğlu, kedisi ve kırık kalbini onarmaya çalışan başka bir kadınla çıktığı yolculuğun hikâyesini anlatıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Holly Hunter’in oyunculuğu başarılı.

Eksiler

  • Başarısız bir film olmuş.
  • Gary ve Jacob arasındaki koçluk ilişkisi ne kadar da bayağı işlenmiş.
  • Mucizevi bir adam gibi gösterilmeye çalışılan Manglehorn’da inandırıcılık sorunu var.

Keşif

  • Manglehorn’un torunu Kylie ile olan iletişimi pek güzeldi.
  • Al Pacino daha iyi bir filmde oynamalıydı bence.
  • Birçok kapıyı açan, kilidi çözen çilingir Manglehorn gönlünün kilidini epeyce bir çözemiyor.
  • Filmde bir ara görülen Pandomim sanatçısı da bir bakıma seslerin çilingiri sanki. Hareketleri ile sesleri anlatıveriyor etrafına.

Öylesine

  • Gönderene İade Mektuplar”

Party Girl

image

Filmin Künyesi:

PARTY GIRL | PARTY GIRL| PARTY GIRL | Yönetmen: Marie Amachoukeli, Claire Burger, Samuel Theis / Oyuncular: Angélique Litzenburger (Angélique Litzenburger), Joseph Bour (Michel Henrich), Mario Theis (Mario Theis), Samuel Theis (Samuel Theis), Severine Litzenburger (Séverine Litzenburger), Cynthia Litzerburger (Cynthia Litzenburger) / Fransa / 2014 / Renkli / 95´

Sinopsis:

Yönetmen Samuel Theis’in annesi Angélique, bir gece kulübünde konsomatrislik yapan 60 yaşında bir kadındır. Hâlâ aklı eğlencede olan, hâlâ erkeklerden hoşlanan Angélique, zaman geçtikçe müşterilerini kaybetmeye başlar. Gedikli müşterilerinden Michel yine de ona âşıktır ve nihayet, bir gün evlenme teklif eder. “Evlenmeye karar vermesi bazı sorular getirdi aklımıza. Gece hayatından başka bir şey bilmeyen ve aniden artık evinin kadını olmaya karar veren birinin yolculuğunun sonunu ifade ediyormuş gibi geldi. Bu halimizin bir filmini yapmak gerek diye düşündük. Angélique’in gerçek ailesinden karakterler filmde de kendilerini oynuyor.”

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Bulunamadı.

Eksiler

  • Vasat bir film olmuş.
  • Evlilik kararının değerlendirilmesini Michel’in ailesinin gözünden göremiyoruz. O karakterlerle pek derinleşemiyoruz.

Keşif

  • Angélique, tam da evlilik arifesinde Michel ile uyumlu olmadığını fark ediyor. Michel, otoriter, tutumlu ve düzenli biri; Angélique ise özgür, anı yaşayan biri.

Öylesine

  • Party Girl’ün dönüp dolaşıp geleceği yer partydir”
  • “Angélique’nin Tuhaf Evliliği”

Güeros

image

Filmin Künyesi:

GÜEROS | GÜEROS| GÜEROS | Yönetmen: Alonso Ruizpalacios / Oyuncular: Tenoch Huerta (Sombra), Sebastian Aguirre (Tomás), İlse Salas (Ana), Leonardo Ortizgris (Santos), Raul Briones (Furia), Laura Almela (Isabel), Adrian Ladron (Moco), Camila Lora (Aurora), Alfonso Charpener (Epigmenio), Alonso Ruizpalacios / Meksika / 2014 / Siyah-Beyaz / 108´

Sinopsis:

“Hem enerji dolu, hem de yaratıcı bir ilk film” olarak beğeni toplayan Güeros, şuradan şuraya gidemeyen bir yol filmi ve Fransız Yeni Dalgası’na da saygı duruşunda bulunan bir büyüme komedisi. Ulusal Üniversite öğrencileri greve gidince, birbirinin en iyi arkadaşı olan Santos ve Sombra ile kardeşi Tomás zaman geçirmek için enteresan yöntemler geliştirmeye başlar. Meksikalı efsanevi folk-rock müzisyeni Epigmenio Cruz’un bir hastaneye kaldırıldığını öğrendiklerinde “Bob Dylan’ı bile ağlatan” bu büyük adama, ölüm döşeğinde de olsa, saygılarını sunmak için yola düşerler. Başta son derece sıradan görünen bu yolculuk, gençler için Mexico City’nin gözle görünmez sınırları boyunca sürüp giden bir “kendini bulma” serüveni olacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Vasatın az üstünde bir film olmuş.

Eksiler

  • Film ya devrimci gençlik ya da yol filmi olmanın hakkını tam olarak verebilseydi.
  • Yer verilen ve kullanılan öğeler gereği filmin mizahi yönü daha güçlü olabilirdi.
  • Epigmenio Cruz’un şarkılarına daha fazla yer verilseydi keşke.

Keşif

  • Sombra ve Santos’un  beraber evde kaldıkları sahneler bir TV ekranındalarmış izlenimi veriyor.
  • Evde elektrik kullanım fikri pek eğlenceliydi.
  • Filmden bir replik: “Geç gitmektense gitmemek daha iyidir”
  • Hem siyah-beyaz olması hem de kurduğu dil açısından film “Bozuk Düzen” i (Yönetmen: Roman Polanski) hatırlattı.

Öylesine

  • “Bozuk Devrim”

Can Dostum

image

Filmin Künyesi:

CAN DOSTUM | GOOD WILL HUNTING| GOOD WILL HUNTING | Yönetmen: Gus Van Sant / Oyuncular: Robin Williams (Sean Maguire), Ben Affleck (Chuckie Sullivan), Casey Affleck (Morgan O’Mally), Cole Hauser (Billy McBride), Matt Damon (Will Hunting), Minnie Driver (Skylar), Stellan Skarsgård (Prof. Gerald Lambeau) / ABD / 1997 / Renkli / 126´

Sinopsis:

Amerika’nın en saygın üniversitesinin en parlak zekâsı, öğrenci değil; yerleri siliyor… Kafasının dikine giden Will Hunting, zehir gibi bir zekâsı olmasına rağmen hayatta hep ikmale kalıyor. Birkaç kez polisle de başı belaya girince, Will’in son şansı, belki de onun içini okuyabilecek tek kişi olan psikoloji profesörü oluyor. Geçmişiyle yüzleşmeyi sonunda göze alan Will’in önündeki tek engel, aslında kendisi… Deha, güven ve eğitim hakkında yapılmış en iyi filmlerden biri olan Can Dostum, Robin Williams’ın en iyi performanslarından biri olarak anılıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Bulunamadı.

Keşif

  • Sean’ın anlattığı hikayelerdeki replikleri Will’in uygulamaya geçirme fikri güzeldi.
  • Sean ile Will karakterlerinin temsil ettikleri figürleri çatışma anlamında önemli buldum. Will hayatı teorik yaşayan biriyken; Sean deneyimin de aslında çok önemli olduğunu usta bir şekilde ona anlatıyor.
  • Hikayenin kurgulanışı biraz Yeşilçam melodramlarını andırdı.
  • Bu filmden haberim yokken benim de vakti zamanında düşündüğüm benzer bir hikaye vardı. Eskiden İstanbul’daki Özel Halk Otobüsleri’nde bilet satan/para toplayan muavinler vardı. Ben de o muavinlerden birinin bir matematik dehası olduğunu hayal edip bununla ilgili bir hikaye tasarlamıştım : ) Bu filmi izlerken o geliverdi aklıma.

Öylesine

  • “Yetenekli Will Hunting”

Liverpool

image

Filmin Künyesi:

LIVERPOOL | LIVERPOOL| LIVERPOOL | Yönetmen: Lisandro Alonso / Oyuncular: Juan Fernandez (Farrel), Giselle İrrazabal (Analía), Nieves Cabrera (Trujillo) / Arjantin / 2008 / Renkli / 84´

Sinopsis:

Farrel, hayatının büyük bir bölümünü denizde, bir limandan diğerine seyahat etmekle geçirmiş bir deniz tüccarı. Hiçbir yerde arkadaş edinebilecek kadar konaklamamış; neredeyse her gününü kendi ruhuyla baş başa kalarak tamamlamış. Bir gün evine çok yakın bir kıyı şehri olan Ushuaia’ya geliyor ve eski aile dostları olan Trujillo’ya ani bir ziyarette bulunuyor. Lisandro Alonso, Liverpool’da Trujillo ve Farrel’ın “tanışma” hikâyesini, adanmış bir sinemacılıkla, geleneksel sinema dilini ters yüz ederek anlatıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Bulunamadı.

Eksiler

  • Vasat bir film olmuş.
  • Çok fazla şeyin üstü örtülü kalıyor filmde.

Keşif

  • Genellikle karanlık tonların hakim olduğu filmde kimi sahnelerde kırmızı rengin olması Liverpool futbol kulübünü anımsatıyor.
  • Filmde biraz “Yumurta” (Yönetmen: Semih Kaplanoğlu) filmindeki içsel yolculuğu sezinledim.
  • Farrel’in biraz da Onur Saylak’ı andırmasından olacak film yer yer “Sonbahar” (Yönetmen: Özcan Alper) filmini akıllara getiriyor.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Marnie Oradayken

image

Filmin Künyesi:

MARNİE ORADAYKEN | OMOIDE NO MARNIE| WHEN MARNIE WAS THERE | Yönetmen: Yonebayashi Hiromasa / Seslendirme: Takatsuki Sara (Anna Sasaki), Arimura Kasumi (Marnie). Matsushima Nanako (Yoriko Sasaki), Terajima Susumu (Kiyomasa Oiwa), Negishi Toshie (Setsu Oiwa), Moriyama Ryoko (Yaşlı Kadın), Yoshiyuki Kazuko (Nanny), Ken Yasuda (Toichi) / Japonya / 2014 / Renkli / 103´

Sinopsis:

“Bu dünyada çıplak gözle görülemeyen sihirli bir daire var.” Studio Ghibli’nin son filmi olarak lanse edilen bu güzel canlandırma film, terk edilmiş bir ev ve penceresinde görünen gizemli bir kızın hikâyesini anlatıyor. Anna’nın hayatta hiç arkadaşı yoktur; ta ki kum tepelerinin orada Marnie’yle karşılaşana kadar. Ne var ki bataklıktaki eve yeni bir aile taşınınca Marnie ortadan kaybolur. Popüler bir çocuk romanından uyarlanan, arkadaşlık ve yalnızlık hakkındaki bu dokunaklı film, Prenses Mononoke’den Küçük Deniz Kızı Ponyo’ya birçok Ghibli filminde çalışmış olan yönetmen Hiromasa Yonebayashi’nin yönettiği ikinci film.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Canlandırmalar oldukça başarılı.

Eksiler

  • Genel anlamda film biraz vasat kalmış.
  • Senaryodaki Hayalet Ev ve Marnie’nin geçmişine uzanan hikaye örgüsünü zayıf buldum.
  • Toichi’nin konuş(a)maması ya da sessiz kalması filmde bir yere bağlanacak havası taşıyordu ama öyle olmadı.

Keşif

  • Karakterler biraz “Heidi” çizgi filmini getiriyor akıllara. Bir tek Peter’imiz eksikti.
    • Anna -> Heidi
    • Marnie -> Clara
    • Toichi -> Heidi’nin Dedesi
  • Kuşlar ayrı bir güzel resmedilmiş filmde.
  • Filmde yer alan resim yapma sahneleri yakın zamanlarda çekilen diğer bir Studio Ghibli filmi olan “Rüzgar Yükseliyor” (Yönetmen: Hayao Miyazaki) filmini çağrıştırdı.

Öylesine

  • “Marnie Küçük Anna”

Ölüler

image

Filmin Künyesi:

ÖLÜLER | LOS MUERTOS| LOS MUERTOS | Yönetmen: Lisandro Alonso / Oyuncular: Argentino Vargas (Vargas), Francisco Dornez, Yolanda Galarza, Victor Varela, Francisco Salazar, Hilda Chamorro / Arjantin / 2004 / Renkli / 78´

Sinopsis:

54 yaşındaki Vargas, cezasını çekmiş ve mahkûmiyet sürecini tamamlamıştır. Salıverildiği Corrientes’ten yola çıkarak, artık yetişkinliğe adım atmış olan kızını görmek için çok uzak bir bölgeye seyahat etmesi gerekmektedir. Ancak bu zorlu yolculuğu başarıyla tamamlayabilmesi için doğayla gizli bir antlaşma imzalaması ve her adımının hesabını yapması gerekmektedir. Lisandro Alonso, içine kapanık bir adamın yolculuğunu anlattığı filmi Ölüler’de sinemasının bayrak özelliklerinden birini iyiden iyiye keskinleştiriyor: Sükûnet…

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • İzlemeye değer, minimal bir film olmuş.
  • Görsel atmosfer ve renk kullanımı başarılı.

Eksiler

  • Hikayenin bütününe tam olarak vakıf olmak pek kolay değil.

Keşif

  • Vargas’ın bir hayvanı kurban edip hediye olarak kızına götürmesi, hem hapisten kurtulma hem de kızına kavuşmaya dair bir şükrü temsil ediyor belki de.
  • Saklı bir hazine bulmuş gibi Vargas’ın balları kovanlardan, peteklerden çıkardığı sahne pek güzeldi.
  • Dingin bir film olmuş.
  • Sessizlik bu filme oldukça yakışmış evet.
  • Vargas içine kapanıklığı ve davranışları bakımından “Sahipsizler” (Yönetmen: Ertem Göreç) filmindeki Gaddar (Kadir İnanır) karakterini akıllara getiriyor.
  • Gözlemlediğim kadarı ile Güney Amerika filmlerinde genel olarak doğaya, hayvanlara karşı sert ve yaban bir davranış hali hakim.

Öylesine

  • “Yaban Petekleri”

Veda Partisi

image

Filmin Künyesi:

VEDA PARTİSİ | MITA TOVA| THE FAREWELL PARTY | Yönetmen: Sharon Maymon / Oyuncular: Ze´Ev Revach (Yehezkel), Levana Finkelshtein (Levana), Aliza Rosen (Yana), İlan Dar (Dr. Daniel), Rafi Tabor (Raffi Segal) / İsrail / 2014 / Renkli / 90´

Sinopsis:

Sharon Maymon ve Tal Granit’in uzun metrajlı ilk filmi olan Veda Partisi, janrının tüm olanaklarını seferber eden bir kara komedi. Bir huzurevinde yaşayan birkaç dost, ölmek isteyen bir arkadaşları için bir ötanazi makinesi icat ediyor. Yaptıkları makinenin haberi yayıldıkça ve her gün daha çok insan makine hakkında soru sormaya başlayınca mucitler oldukça zorlu bir soruyla karşı karşıya kalıyor: İnsanların ölmesine yardım ederek doğru bir iş mi yapıyoruz acaba?

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Eğlenceli ve belirli düzeyde bir film olmuş.
  • Senaryoyu başarılı buldum.
  • Oyuncu seçimi iyi yapılmış.

Eksiler

  • Makinenin kullanımı ile ilgili grup içerisinde gizliden para alma olayı çok tutarlı gelmedi bana.

Keşif

  • Cihazın kısa devre yaptığı ve de çardakta yaşlılarımızın çıplak sohbet ettiği sahneler komikti.
  • Duygusallık, mizah ve de yaşlılık temaları ile filmin kurduğu ilişki “Yarım Kalan Şarkı” (Yönetmen: Paul Andrew Williams) daki gibiydi.
  • Alzheimer olduğu için insanın ölmeyi istemesi ne garip bir durum. Sevdiklerini tanıyamayıp, güzel anıları hatırlayamayacaksan yaşamanın bir anlamı kalır mıydı sorusunu sorduruyor insana

Öylesine

  • “Heaven’s Five”

Mahkeme

image

Filmin Künyesi:

MAHKEME | COURT| COURT | Yönetmen: Chaitanya Tamhane / Oyuncular: Vira Sathidar (Narayan Kamble), Vivek Gomber (Vinay Vora), Geetanjali Kulkarni (Savcı), Pradeep Joshi (Hakim), Usha Bane (Sharmila Pawar), Shirish Pawar (Subodh), Bipin Maniar, Panna Mehta / Hindistan / 2014 / Renkli / 116´

Sinopsis:

Mahkeme, öncüllerine pek benzemeyen, farklı anlatı biçimiyle öne çıkan bir mahkeme filmi. Hindistan’ın hukuk sistemini eleştirirken sınıf, eğitim, feodalizm ve güç sorunsallarına da değinerek bir cinayet davasını izliyor. Yaşlı bir halk şarkıcısı, şarkılarıyla bir lağım işçisini intihara teşvik etmekle suçlanıyor. Asliye mahkemesinde görülen davada hem kentin sıradan insanlarının hem de hâkim ve savcılarının sıradan yaşamlarına tanık oluyoruz. Film, Mumbai’nin birbirinden ilginç altkültürlerini de ortaya koyarken toplumun görünmez dokusunu da keşfetmeyi amaçlıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Başarılı bir film olmuş.
  • Başroldeki Vira Sathidar oldukça başarılı.

Eksiler

  • Narayan’ın bu sefer de yazdığı kitaptan dolayı tutuklanması sırasında mahkeme süreci biraz karmaşık işleniyor.

Keşif

  • Narayan’ın mahkeme sahnelerinde sorulara yanıt verme üslubu pek güzeldi.
  • Vinay’ın ailesi pek eğlenceliydi. Anne ve babasında geleneksel Türk ailesinden izler görmek mümkün : )
  • Savcı da olsa kadınların eve geldiğinde kocasına ve çocuklarına yemek hazırlama görevi değişmiyor.
  • Mahkemedeki figürlerin mesleki melekelerini özel hayatlarında da görebiliyoruz sanki. Savcı mahkemede iddianame evde yemek hazırlıyor; Avukat mahkemede vekilini evde kendini savunuyor; Hakim mahkemede adaleti evde ailesini yönetiyor!
  • Filmde karakterlere ait yaşamların aktarılış biçimi yer yer “Sefer Tası” (Yönetmen: Ritesh Batra) filmini akıllara getirdi.
  • İnsan haklarının çok da iyi olmadığı bir ülkede açık alanda söylenen bir şarkıdan dolayı gerçekleşen intihar vakasının mahkemeye taşınması iyi bir ironi olmuş.

Öylesine

  • Bulunamadı.