Patron Mutlu Son İstiyor

image

Filmin Künyesi:

PATRON MUTLU SON İSTİYOR | Yönetmen: Kıvanç Baruönü / Oyuncular: Tolga Çevik, Ezgi Mola, Murat Başoğlu, Erkan Can, Ersin Korkut, Mustafa Uzunyılmaz, Saba Tümer, Ayşenur Yazıcı / Türkiye / 2013 / Renkli / 110´

Sinopsis:
Yapımcı İsfendiyar, senaristlik yapan Sinan’ı romantik komedi filmi senaryosu yazması için Kapadokya’ya gönderir. Burada bir butik otele yerleşen Sinan zor durumdadır. Çünkü ne yazacağı konusunda hiçbir fikri yoktur. Üstelik düşünmek için yeterli zamana sahip değildir. Patronu, işini bir an önce bitirmesi için ona baskı yapmaktadır. Sinan, butik otelin sahibi olan İzzet Bey’in kızı Eylül’le tanışır ve ondan çok etkilenir. Hatta ondan ilham alarak yazacağı senaryoyu onun üzerine kurmaya karar verir. Ancak bir sorun vardır: Eylül, ünlü bir oyuncu olan Faruk’la nişanlıdır. Faruk ile Sinan birbirlerini uzun zamandır tanımaktadırlar ve bu tanışıklık pek hoş anılarla dolu değildir. Çünkü Sinan, zamanında yakın arkadaş olduğu Faruk’un sevgilisini çalmıştır; bu yüzden de Faruk, Sinan’ı düşman ilan etmiştir

Artılar

  • “Sinan” ve “İsfendiyar” rollerinde Tolga Çevik iyi bir oyunculuk sergilemiş.
  • “Eylül” rolünde Ezgi Mola’nın oyunculuğu genel anlamda başarılı.
  • Senaryodaki diyaloglar genellikle başarılı, Yılmaz Erdoğan’ın kaleminden çıktığı fark ediliyor.

Eksiler

  • Filmde birkaç noktanın final havası taşıması patronun mutlu son istemesinin sonucu olmuş sanki. Seyirci de aslında sadece bir son istiyor mutlu ya da mutsuz.
  • Senaryonun mizahi tarafı biraz daha kuvvetli olabilirdi.
  • Sinan’ın patronu İsfendiyar’ın  bir ara uzunca bir süre ortalarda olmaması karakterin devamlılığı açısından sıkıntılı olmuş.
  • Eylül ve sevgilisi Faruk’un (Murat Başoğlu) tanışma hikayesine ya da birlikteliklerinin başlangıcına dair biraz daha bilgi sahibi olabilsek iyi olurdu.

Keşif

  • Tolga Çevik’in canlandırdığı Sinan karakterinde bir yerli Mr. Bean havası sezdim. 
  • Metafor kullanmayı seven senarist Sinan’ın film süresince uçup giden hayallerini balon metaforu ile belki açıklayabiliriz.
  • “Gülen Gözler” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filminde “Vecihi” (Şener Şen) karakteri yüksekten uçarak (evin üstünde pilotluk denemeleri) sevdiği kız Fikret’e (Ayşen Gruda) ulaşmaya çalışıyordu.  Bu filmde de Sinan alçaktan uçarak (balonu yerden yakalamaya/durdurmaya çalışması) sevdiği kız Eylül’e ulaşmaya çalışıyor.
  • Bu filmde Ezgi Mola oyunculuğu ve duruşu ile bana Türkan Şoray’ı anımsattı.
  • Eylül’ün filmde söylediği şuna benzer bir replik oldukça güzeldi.
    “Aslında  ne güzel olur, böyle yaşadıklarımızı yazsak ya da görebilsek. Kendimizin hayatta hangi rolde olduğunu görürdük.”
  • Sinan ve Eylül’ün balon gezisinde kaybolup bir süre yalnız başlarına mağarada kaldıkları bölümler bana “Salako” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) filmini hatırlattı. Kemal Sunal’ın canlandırdığı “Salako” karakteri ile bu filmde Tolga Çevik’in canlandırdığı Sinan karakteri arasında kimi açılardan benzerlik kurmak mümkün. Bizim karakterimiz de bir nevi “Sinano” ya da “Şapşalo” (olumlu anlamda) olabilir. Salako filmin sonuna kadar muradına erememişti aynı bizim Şapşalo (Sinano) gibi.

Öylesine

  • “Sinano” | “Şapşalo”.

Özür Dilerim

image

Filmin Künyesi:

ÖZÜR DİLERİM | Yönetmen: Cemil Ağacıkoğlu / Oyuncular: Güven Kıraç, Sema Poyraz, Köksal Engür, Gökhan Kıraç, Deniz Denker, Serkan Ercan, Gamze Süner Atay, Ayten Uncuoğlu, Batur Belirdi / Türkiye / 2013 / DCP / Renkli / 85´

Sinopsis:
İlk uzun metrajlı filmi Eylül ile Altın Koza´dan En İyi Yönetmen ödülü alan Cemil Ağacıkoğlu, ikinci filminde zihinsel engelli bir adamın hüzünlü hikâyesini anlatıyor. Hayatı boyunca birine bağımlı yaşamak zorunda olan Selim´in geleceği, annesi Neriman Hanım´ın en büyük endişesidir. Zafer, kardeşi Selim´in sorunları yüzünden yıllardır aile içinde hep ikinci plana itilmiş hissediyordur kendini. Evlilik hazırlığı içinde olduğu Hale, annesiyle sorunlarından kaçmak için Zafer´e tutunmaya çalışmaktadır. Evde başlayan düğün hazırlıkları ve telaş, ailedeki gündemi değiştirir. Düğün yeri, salona doluşan kalabalık, gürültü ve telaş arasında Selim açılan kapıdan çıkar ve kaybolur. Selim´in gidişiyle ailede çözülmeler, iç hesaplaşmalar yaşanmaya başladığında, aileyi bir arada tutan bağın Selim olduğunun farkına varırlar. “Bizler tüm duyguları içimizde barındırdığımızı unutsak da Selim´ler her zaman bunu bize hatırlatacaktır. Gerçeğin ortasından baktığımızda bilinen ve en gerçek olan yol ilgi ve şefkattir.” – Cemil Ağacıkoğlu

Artılar

  • Selim rolünde Güven Kıraç’ın ve Neriman rolünde Sema Poyraz’ın oyunculukları başarılı.

Eksiler

  • Zafer (Gökhan Kıraç) ve Hale’nin (Deniz Denker) evlilik sonrasındaki planlarından bahsedildiği kimi sahnelerde konunun seyirciye aktarılmasında eksiklikler olduğunu düşünüyorum. Diğer yandan Zafer ve Hale karakterleri de aslında bu konuda tabi pek net değiller 🙂

Keşif

  • Kaybolan Selim’i arama çalışmaları sırasında Hale’nin Selim’e ilk defa “Selim abi” diye seslenişini duyuyoruz. Hale için Selim’in varlığı değil de sanki yokluğu bir anlam ifade ediyor diye düşündüm.
  • Zafer’in ailesinin ve Hale’nin annesi Serap’ın (Gamze Süner Atay) bir arada olduğu akşam yemeğinde en renkli giyinen karakterin Selim olmasını anlamlı buldum.
  • Selim’in zihinsel engeli var ama filmdeki diğer karakterlerin yaşamlarında da hep engeller olduğunu görüyoruz.
  • Baba Tevfik’in (Köksal Engür) yine aynı akşam yemeğinde oğlu Zafer’in evlenip gidecek olması üzerine eşine dönüp söylediği “Neriman, bir başımıza kalacağız.” cümlesi önemli. Buradan Tevfik’in diğer oğlu Selim’i önemsemediği ya da yok saydığı anlamını çıkarabiliriz.
  • Anne Neriman’ın neredeyse her sahnesinde yüzünde yer alan “acı” ifadeyi görmek mümkün. Özellikle iki sahneyi öne çıkarmak istiyorum:
                Evin balkonunda elini başına dayayıp tek başına oturduğu sahne.
                Gece yatağa girdiği bir sahnede kameraya doğru baktığı an.
  • Düğün gününde iki annenin de (Neriman ve Serap) siyah renkte elbise giymelerini iki şekilde yorumladım
                  İki anne de aslında bu evliliği çok onaylamıyor.
                  Siyah giyerek sanki bir matemi çağırdılar ve Selim kayboldu.
  • Bu filmdeki Tevfik – Neriman çiftini benzer şekilde engelli bir çocuğa sahip olan “Tamam Mıyız” (Yönetmen: Çağan Irmak) filmindeki İsmail – Feride (Gürkan Uygun – Zuhal Gencer Erkaya) çiftine benzettim. İki filmdeki “anne” ve “baba” karakterlerinin engelli çocuklarına gösterdikleri tepki ve duygular benzer.
  • Final sahnesinde Zafer, Hale ve Koray (Serkan Ercan) karakterlerini araba içerisinde uyuklarken görüyoruz. Ve sonrasında kamera bize arka planda yer alan karmaşık bir İstanbul siluetini gösteriyor. Bu görüntüyü, Selim’in bulunmasının imkansız ya da çok zor olması şeklinde yorumladım.        

Öylesine

  •  “Bir Engelin Peşinde”.

Tamam Mıyız

image

Filmin Künyesi:

TAMAM MIYIZ | Yönetmen: Çağan Irmak / Oyuncular: Deniz Celiloğlu , Aras Bulut İynemli, Sumru Yavrucuk, Zuhal Gencer Erkaya, Aslı Enver, Gürkan Uygun / Türkiye / 2013 / Renkli / 92´

Sinopsis:
İhsan bedensel engeli nedeniyle annesine bağımlı olarak yaşamak zorunda olan ve içerisinde kısılıp kaldığı bu hayata günbegün daha fazla küsen genç bir adamdır. Hayalleri vardır; asla gerçekleşmeyeceğini düşündüğü bu hayallerin uktesi ve annesine yük olduğu fikrinin ağırlığıyla yaşamdan kopmaktadır. Temmuz ise idealleri doğrultusunda baba evinden ayrılan ve bu süreçte ayaklarının üzerinde durmak için çabalayan bir heykeltıraştır. Geçinebilmek amacıyla çocuk romanlarında çizerlik yapar ve mutlu bir ilişkisi de vardır. Her şey böylesine yolunda giderken kız arkadaşı tarafından terk edilmesi ve üstüne işten çıkarılması hayatını altüst eder. Temmuz ve İhsan’ın yolları hayatlarının böylesine karanlık bir döneminde kesişir ve bu tesadüf ikisinin de yeniden doğmasını sağlar.

Artılar

  • “Feride” rolünde Zuhal Gencer Erkaya belki de filmin en olumlu tarafı.

Eksiler

  • “İhsan” rolünde Aras Bulut İynemli’nin oyunculuğunu maalesef beğenmedim. Karaktere olan inandırıcılıkta anlamlandıramadığım bir problem vardı film boyunca. Karakterdeki o duygunun seyirciye yeterince verilemediğini düşünüyorum.
  • “Temmuz” (Deniz Celiloğlu) ve “İhsan” karakterlerinin sözlerle ifade ettikleri duyguları, değişimleri maalesef hareketlerde, yüz ifadelerinde aynı paralelde göremiyoruz. Bu durumun seyircinin filmin içerisine girmesine ve o duygudaşlığı kurmasına engel olduğunu düşünüyorum.
  • Diyaloglarda zaman zaman kullanılan kaba dil pek hoş olmamış.

Keşif

  • İhsan’ın cefakar/vefakar/hizmetkar annesi Feride’den, Temmuz’a evin adresini tarif ettiği sahnede çok güzel bir replik gelir: “Bizim buralar çicek kokar.”
  • “İsmail” rolünde izlediğimiz Gürkan Uygun bana Yeşilçam filmlerinde daha çok gaddar/kötü adam rollerde izlediğimiz Erol Taş ve Hüseyin Baradan’ı anımsattı.
  • İsmail ve arkadaşının İETT otobüsü ile Temmuz’un evine baskın yapmaya (toplu taşıma ile toplu baskın) giderlerken İsmail’in beni benden alan repliği:
    “Ya bu trafik de gıdım gıdım ilerliyor.”

Öylesine

  • Temmuz’un içki ile olan sorunu ve çevresinin ona içki konusundaki uyarıları bana “Gerzek Şaban” (Yönetmen: Natuk Baytan) filminde “Osman/Seyfi” (Kemal Sunal) karakterinin “Arap” (Celal Yonat) karakterine bir içki masaında söylediği şu cümleyi hatırlattı: “Arap, sen içme … çıkarıyorsun”. 

Hayatboyu

image

Filmin Künyesi:

HAYATBOYU | Yönetmen: Aslı Özge / Oyuncular: Defne Halman, Hakan Çimenser, Gizem Akman, Onur Dikmen / Türkiye-Almanya-Hollanda / 2013 / DCP / Renkli / 108´

Sinopsis:
İlk filmi Köprüdekiler ile İstanbul, Adana ve Ankara Film Festivalleri´nde en iyi film ödüllerini alan Aslı Özge´nin yeni filmi Hayatboyu, dünya prömiyerini 63. Berlin Film Festivali´nde yaptı. Film, sorunlarının çözümü ayrılık olabilecekken birbirlerinden kopamamanın duygusal sıkışıklığını yaşayan evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Filmin izlediği Ela saygın bir sanatçı, Can ise başarılı bir mimar. İstanbul´un en seçkin semtlerinden birinde, mimari tasarımını Can´ın yaptığı, bir evi paylaşmaktalar. İlişkilerindeki tutku çoklukla sönmüş olsa da karşılıklı saygı ve ilgi, beraberliklerinin sürmesini sağlıyor. Ta ki Ela bir gün Can´ın bir telefon konuşmasına kulak misafiri oluncaya dek… “İnsanlar mutsuzluklarına rağmen yaşamlarının mevcut halinin o kadar da kötü olmadığına kendilerini inandırabiliyorlar. İnsan gerçekleri görmezden gelip hiçbir sorun yokmuş, her şey yolundaymış gibi davranmayı seçebiliyor. Değişime, yeniye, bilinmeyene doğru gitmeye cesaret edemiyor. Ela ve Can da evliliğin konformizmine sığınarak sadece çevrelerine karşı değil, birbirlerine, hatta belki kendi kendilerine karşı bile oyun oynuyorlar.” – Aslı Özge

 

Artılar

  • “Ela” rolünde Defne Halman gerçekten olağanüstü.
  • Ela’nın yemek sahnelerinde ( Dostları ile evde ve spor salonunda, Bayram sofrasında, Ankara yolculuğunda mola yerinde) oyunculuğu Nirvana’ya ulaşıyor.
  • Ela karakterindeki değişim hem psikolojik hem de fiziksel olarak çok güzel resmedilmiş.
  • Filmin görüntü yönetimi oldukça başarılı.

 

Eksiler

  • Aldatma konusu ile ilgili Can (Hakan Çimenser) ve Ela’nın açık açık konuştukları bir sahne iyi olabilir miydi?

 

Keşif

  • Filmin sonlarında Ela’nın sergisinde gördüğümüz renk temalı çalışması çok anlamlı. Bu çalışma Ela’nın gözünde eşi Can’ın geçirdiği değişimi sergiliyor belki de. Ya da hayatboyu bir insanın sergileyebileceği tüm renkleri temsil ediyor.
  • Ela, Can, kızları Nil (Gizem Akman) ve erkek arkadaşı Tan’ın (Onur Dikmen) ilk kez hep beraber oturdukları mekânda tüm karakterleri ayrı birer pencere çerçevesinde (dağınık bir aile) görüyoruz.
  • Ela’nın film boyunca temsil ettiği karakter ve geçirdiği değişimleri bana Michelangelo Antonioni filmlerindeki bazı kadın karakterleri anımsattı.
    1. Eşindeki değişimleri gördükten sonra “Serüven” filmindeki “Anna” (Lea Massari) karakteri
    2. Aldatıldığını öğrendikten sonra “Gece” filmindeki “Lidia” (Jeanne Moreau) karakteri
    3. Ayrılmaya karar verdikten sonra “Batan Güneş” filmindeki “Vittoria” (Monica Vitti) karakteri
    4. Psikolojik nedenlerden dolayı hastalandıktan sonra “Kızıl Çöl” filmindeki “Giuliana” (Monica Vitti) karakteri
  • Film boyunca sanki bir galerideki sergiyi izlemiş hissine kapıldık.
  • Filmdeki birçok karakterin isminin 3 harften oluşuyor olması dikkatimi çekti: Ela, Can, Nil, Tan, Ahu, Ali vb.

 

Öylesine

  • “Taş yerinde ağırdır”. (Galeride’de Yüreğinde’de)
  • Ela’nın hiç dinlemek istemeyeceği şarkılardan biri bu olurdu herhalde: “Bir Fotoğraf Çekinebilir miyiz?” (Mirkelam).
  • Tansiyon yükselmesinden sonra Ela’ya da “Avrupa Yakası” (Proje: Gülse Birsel) dizisindeki “İfo” (Hümeyra) karakteri gibi soldan soldan gelmeye başladılar.
  • İlişkilerindeki depremle yeterince sarsılan Ela ve Can gerçek depremi hissetmediler bile.

Sen Aydınlatırsın Geceyi

image

Filmin Künyesi:

SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ | Yönetmen: Onur Ünlü / Oyuncular: Ali Atay, Demet Evgar, Damla Sönmez, Ercan Kesal, Ezgi Mola, Serkan Keskin, Nadir Sarıbacak, Ahmet Mümtaz Taylan, Cengiz Bozkurt, Tansu Biçer, Kaan Yılmaz, Derya Alabora / Türkiye / 2013 / DCP / Siyah-Beyaz / 107´

Sinopsis:
Sen Aydınlatırsın Geceyi birtakım olağanüstü özellikleri olan kasabalıların olağan sıkıntıları, endişeleri ve dertlerini anlatır. Küçük bir Anadolu kasabasında hayat kendi halinde akmaktadır; yan hakemlik yapan Cemal maçları yönetmekte, Yasemin yumurta fabrikasında çalışmakta, Defne kasabadaki tezgâhında kitap satmakta, Doktor İrfan hastalarıyla uğraşmaktadır. Göğünde iki güneşi, üç dolunayı olan bu kasabada duvarların arkasını görebilen Cemal´in hayattan bir beklentisi kalmamıştır. Üstüne çöken sıkıntıyla baş etmeye çalışırken nesneleri parmağıyla oynatabilen Yasemin de kendine bir çıkış yolu arar. Fakat zamanı durdurabilen Defne bir süre sonra işlerin karışmasına sebep olacak, Yasemin´in ölümsüz patronu da Cemal´in endişelerini gidermeye çalışan görünmez ilkokul öğretmeninin tavsiyelerini boşa çıkartacak şeyler yapacaktır. “Film, karakterlerin özelliklerini ‘süper güç´, karakterleri de ‘süper kahraman´ olarak tanımlamıyor, dünya böyle olsa dahi insanın özünün aynı kalacağını iddia ediyor; dertlerin, sıkıntıların, endişelerin değişmeyeceğini. Bu yüzden de Euripides´in ‘İnsan endişeden yaratılmıştır´ sözüyle açılıyor.” – Onur Ünlü

Artılar

  • Oyunculuklar oldukça başarılı.
  • Filmin genelinde kullanılan Khaled Mouzanar’ın “Mreyte Ya Mreyte” şarkısı güzel bir seçim olmuş.

Eksiler

  • Filmin genelinde şarkı yer alan bölümler sanki biraz fazla olmuş gibi geldi bana.

Keşif

  • Filmdeki başrol “Cemal” (Ali Atay) karakteri “Gölgesizler” (Yön: Ümit Ünal) filmindeki “Berber” (Taner Birsel) karakterini anımsattı.
  • Bağ evindeki bir sahnede Cemal’in Orhan Gencebay – Ferdi Tayfur kıyaslaması yaptığı sahne güzeldi.
  • Filmdeki olaylara ilişkin kilit sahnelerde karakterlerin kendi geçmişlerinden bahsederken görüntünün arka planındaki küçük ekranda aslında yalan söylediklerini görüyor olmamız ilginç bir uygulama olmuş.
  • Cemal ile Yasemin’in (Demet Evgar) çay bahçesindeki ilk buluşma sahnesi oldukça keyifli.
  • Filmin sonlarına doğru bir sahnede Cemal’in en yakın arkadaşı tarafından vurulmaya çalışıldığı sahne “Başka Semtin Çocukları” (Yön: Aydın Bulut) filminde “Veysel” (İsmail Hacıoğlu) ile onu vuran en yakın arkadaşı “Simo” (Volga Sorgu Tekinoğlu) arasındaki ilişkiyi hatırlattı.

Öylesine

  • Cemal için Ajda Pekkan’dan geliyor: “Dünya Dönüyor”
  • “Cemal Bey ve Kasabasının Aşırı Acıklı Hikayesi”.
  • “Bir Döngünün Peşinde”.

Gözümün Nuru

image

Filmin Künyesi:

GÖZÜMÜN NURU | Yönetmen: Hakkı Kurtuluş, Melik Saraçoğlu / Oyuncular:  Melik Saraçoğlu, Bilgin Saraçoğlu, Orhan Saraçoğlu, Ahmet Saraçoğlu / Türkiye  / 2013 / DCP / Renkli / 78’

Sinopsis:
Kahramanımız M. Genç yaşında tam bir sinema tutkunudur. Tüm hayatını film çekme idealine bağlamıştır ama göz retinasında yaşadığı ciddi bir rahatsızlık sonucu üst süte iki ameliyat geçirir. Gözlerini tamamen kaybetme korkusuyla tam 40 gün boyunca gözleri bandajlı, yüzükoyun yatmak zorunda kalır. M. bu sancılı süreçte korkularıyla yüzleşmeye başlar; dahası sinemayla kurduğu takıntılı aşkı da gözden geçirecektir. M.’nin kendi yaşadıklarını ti’ye alan tarzı, yaşadığı karanlığa karşı verdiği savaştaki en güçlü silahı olacaktır. Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun senaryoya ve yönetmenliğe beraber imza attıkları son yapım olan film, sıra dışı bir konuya ve çekim planlarına sahip.

Artılar

  • Genel anlamda oldukça özgün ve güzel bir çalışma olmuş.
  • Eski Türk filmlerinden sahnelerle yapılan harmanlamalar güzel olmuş.
  • “Altın Günü” tadındaki komşu ziyareti sahnesi çok güzel çekilmiş.
  • Filmin giriş jeneriği etkileyici.

Eksiler

  • Melik’in sevgilisi Öykü ve onun ailesi hakkında da biraz bilgi sahibi olsak iyi olmaz mıydı diye düşünmeden edemedim
  • Filmin temposunda yer yer düşmeler oluyor.

Keşif

  • Filmdeki rüya sahnelerinden birinde Melik çekmeyi düşündüğü film projesi ile ilgili yapımcı, oyuncu ve eleştirmenle konuşuyor. Bir nevi Melik’in sinemasal “sırat köprüsü” deneyimi diye düşündüm.
  • Bir arada yemek yendiği bir sahnede aile bireylerinin Melik’in kız arkadaşı Öykü ile ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirirlerken, kameranın Öykü’nün yüz ifadesini ve özellikle de gözlerini bize göstermesi.
  • Lyon’dan İstanbul’a dönüş sürecinde, kameranın bizlere görüntüleri Melik’in görebilme açısına paralel aktarması.
  • Film kimi açılardan bana 2013 !f Festivali’nde seyrettiğim “Kaybolan Dalgalar” (Yön: Kristina Buozyte) filmini anımsattı. O filmde karakterimiz komadaki bir hastanın bilincine girerek bir “aşkın” peşinden koşuyordu. Bu filmde de seyirciler olarak bizler Melik’in gözüne girerek onun “sinema aşkının” peşinden koşuyoruz.

Öylesine

  • “Işıkla Karanlık Arasında”.
  • “Gözlerimi Kaparım, Sinemamı Yaparım”.

Gölgeler ve Suretler

image

Filmin Künyesi:

GÖLGELER VE SURETLER | SHADOWS AND FACES | Yönetmen: Derviş Zaim / Oyuncular:  Osman Alkaş, Hazar Ergüçlü, Popi Avraam / Türkiye / 2010 / 35 mm / Renkli / 116’

Sinopsis:
Derviş Zaim minyatür sanatını anlattığı Cenneti Beklerken ve hat sanatını anlattığı Nokta’dan sonra üçlemenin son filmi olan ve gölge oyununu işlediği Gölgeler ve Suretler’in yapımcılığını da üstlendi. Yönetmenin memleketi Kıbrıs’ta, 1963’te Türkler ile Rumlar arasında başlayan olaylar sırasında Karagöz kuklacısı olan babasından ayrı düşmüş genç bir kızın geçirdiği olgunlaşma sürecini anlatan film, bugüne kadar sinemaya konu olmayan ama tarihi şekillendiren olayları işleyerek 1974 harekâtına giden süreçte Ada’da olanları inceliyor. Filmde Türk ve Rum oyuncular birlikte rol alıyor.

image

Yumurta

image

7.5 out of 10 stars (7,5 / 10)

Filmin Künyesi:

YUMURTA | Yönetmen: Semih Kaplanoğlu / Oyuncular: Nejat İşler, Saadet Işıl Aksoy, Ufuk Bayraktar / Türkiye-Yunanistan / 2007 / 35 mm / Renkli / 97’

Sinopsis:
“Yusuf Üçlemesi”nin ilk filmi olan Yumurta, dünya prömiyerini 2007’de Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yapmıştı. Taşra ile büyük şehir arasında sıkışıp kalmış bir şair olan Yusuf, annesinin ölüm haberini alır ve beş yıldır uğramadığı kasabadaki çocukluk evine geri döner. Bakımsızlıktan harap düşmüş evde, onu uzak akrabası olan genç bir kız, Ayla beklemektedir. Yusuf, Ayla ile yakınlaşırken bir yandan da annesinin yokluğuyla birlikte yeniden kendisini keşfeder.

image

Şimdiki Zaman

image

Filmin Künyesi:

ŞİMDİKİ ZAMAN | Yönetmen: Belmin Söylemez / Oyuncular: Sanem Öge, Şenay Aydın, Ozan Bilen / Türkiye / 2012 / DCP / Renkli / 110’

image

Yük

image

Filmin Künyesi:

YÜK | LOAD | Yönetmen: Erden Kıral / Oyuncular: Nadir Sarıbacak, Tansu Biçer, Tülin Özen / Türkiye / 2013 (Vizyon Tarihi)  / Renkli / 80´

image